LİLİ HOLDİNG
Dr. İlknur ÜNER

Dr. İlknur ÜNER

‘Acemi Finansçının Günlüğü’

LİLİ HOLDİNG

27 Ocak 2020 - 21:02

LİLİ HOLDİNG
 
Lili, yaklaşık 10 yıl önce Türkiye’ye çalışmak için gelmiş, henüz oturma izni almamış 55 yaşlarında Gürcistan uyruklu bir hanımefendi. Kendisini 5-6 yıldır komşumuz olan bir beyefendinin temizlik, yemek gibi ev işleri için yatılı kalmaya başlayınca tanıdım.

Tatlı dilli, güler yüzlü, becerikli, zeki, güvenilir bir kadın. Kısa sürede mahalleye kendini sevdirdi. 750 usd aldığı beyefendi gündüzleri kahvehaneye gidince Lili de gündelik temizliğe gitmeye başladı.4-5 saatlik  temizliği için 200 TL alıyordu ve hemen hemen her günü dolmaya başladı. 


Gürcistan’da aldığı çiftlik için bankaya olan borçlarından şikayet edip kiminle konuşsa ‘para yok teyze/para yok abla’ diye yakınıyordu. Kazandığının tamamını Gürcistan’a kızına ve iki torununa gönderiyordu. Kuaför masrafı hariç kişisel harcaması yoktu. Ama Lili işleri büyüttü. Kime bakıcı lazım olsa kime yatılı yardımcı lazım olsa kadın ayarlamaya başladı. Resmen tek kişilik ajans gibi çalışıyordu.

Yine de fırsatları kaçırmıyordu. Binadaki bir hanımefendi doğum yapınca onun büyük kızını okula götürüp getirme işini de yapmaya başladı. Binadaki yaşlı bir çiftin de gazetesini almaya başladı. İzin günlerinde de bina silmeye gitmeye başladı. Tek kişilik dev kadro oldu. 18 yaşındaki büyük torunu kız arkadaşı ile evlenip Amerika’ya üniversite okumaya gidince onlara 350.000 usd’ye müstakil ev aldığından onun borcunu ödediğinden yakınmaya başladı.  


Çalışmak yerine yardımlarla geçinme anlayışının yaygınlaştığı günümüzde Lili’nin bu çalışkanlığını çok takdir ediyorum. Ancak kazandığının son kuruşuna kadar ülkeden çıkarttığını görünce de acaba Lili gibi yüzlerce kişinin hiçbir kontrole kayda uğramadan rahatlıkla gelirlerini transferi yapabildiğini düşündüğümde acaba her ay kaç milyar usd yurtdışına çıktığını düşünmeden edemedim. 

Bir gün Lili’ye ‘Lili Türkiye’den neden ev almıyorsun’ dediğimde ise ağzımı açık bırakacak cevabı verdi.  ‘Bir kaç sene sonra burada evlenirim evim olur’ diyerek kısa yoldan emeklilik planını açıkladı.

Kayıtdışı ekonomi, en basit tanımıyla  mal ve hizmet üretiminden doğan gelirin kayıt altına alınmamasıdır. Ancak sadece mal ve hizmet üretiminden yani yasal yollarla elde edilen gelirin kayıt altına alınmaması olarak bakmamak gerekiyor. Yasal olmayan yollar ile yani suç niteliğindeki işlemlerden kaynaklı gelirler de kayıtdışı ekonominin unsurudur.

Kısaca kayıtdışı ekonomi yasal ve yasal olmayan yollarla elde edilen gelirin kayıt altına alınmamasıdır.
Kayıtdışı ekonominin oluşma nedenleri ise
  • kamu otoritelerinin kontrol zayıflığı, denetim eksikliği,
  • vergi ve sosyal güvenlik yapısındaki zorluklar,
  •  kamu sektörü hizmetleri ve yasal iktisadi faaliyetlerin oluşturduğu yükler 
Türkiye’deki vergi yapısı incelendiğinde vergi gelirlerinin katma değer vergisi, özel tüketim vergisi harca üzerinden alınan dolaylı vergilerin ağırlığının fazla olduğunu ve gelir üzerinden alınan dolaysız vergilerin ise ücretliler üzerinden kesilen gelir vergisinin ağırlığının fazla olduğunu görüyoruz. 2019 yılı ilk 7 aylık vergi gelirleri incelendiğinde gelir ve kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının %35.2 ,kdv ve özel tüketim vergilerinin payının ise %48.2 olduğunu görüyoruz. 

Ne yazık ki bu yapı tüketimi vergilendiğini ancak gelir üzerinden alınması gereken vergilendirmeyi yapamadığını göstermektedir. 

Kayıtdışı ekonominin ölçümüne ilişkin akademik çalışmaları incelediğimde Türkiye’dek kayıtdışı ekonominin 2001-2016 yılları arasındaki büyüklüğü  üzerine yapılmış çok değerli bir çalışmayı sizlerle paylaşmak istedim.
Yapılan akademik çalışmalarda kayıtdışı ekonominin büyüklüğünü ölçmede Tanzi (1983: 290)’nin kayıtdışı ekonomiyi tahmin etmek için kullandığı formülasyon temel alınmış. Bu temel regresyon denklemi iseşu şekildedir:

Dolaşımdaki para miktarı (

YORUMLAR

  • 0 Yorum