SIRADAN BİRİNİN BİR KURUMUN KADERİNİ DEĞİŞTİRMESİ Dikkat...
Reklam
Dr. İlknur ÜNER

Dr. İlknur ÜNER

‘Acemi Finansçının Günlüğü’

SIRADAN BİRİNİN BİR KURUMUN KADERİNİ DEĞİŞTİRMESİ Dikkat Dikkat!!!

16 Haziran 2020 - 20:56

SIRADAN BİRİNİN BİR KURUMUN KADERİNİ DEĞİŞTİRMESİ
Dikkat Dikkat!!!

Okuyacağınız satırlar sıradan bir kişinin bir kurumun ve yüzlerce çalışanın kaderlerini değitirdiğinin gerçeğidir.

1992 yılında Nick Leeson finans sektörüne yükselen bir yıldız olarak girdi.
Leeson, ilk defa Jakarta ofisinde yürümeyen işleri düzene koyduğu zaman dikkatleri üzerine topladı.
Singapur ofisine transfer edildi ve burada traderleri organize edip trader olmak için gerekli Simex sınavlarını geçerek traderlık yapma hakkı kazandı.

Hem muhasebe servisinin başı hem de bir trader oldu.
Bu pozisyonun Barings Bank’ta görev ve sorumluluklar açısından çıkar çatışmasına neden olacağı ve kritik riskler yaratacağı açıktı. Barings Bank risk yönetimi fonksiyonunu 1990’ların başında organize etmiş fakat bu uygulama Singapur ofisinde henüz hayata geçmemişti.

Nick Leeson’un çarpıcı başarıları, onu 28 yaşında Barings Bankasının Singapur Borsası (Singapore International Monetary Exchange) işlemleri bölümünün başına getirilmesini sağladı.
Her yükseliş büyük bir başarı iken aynı zamanda çok büyük sorumluluk da getiriyordu.

Aldığı pozisyonların yaratmış olduğu piyasa risklerini öngöremediği için onu meşhur eden sihirli ticari sezgisi giderek kayboldu ve zararları çığ gibi yığılmaya başladı.
Bölümün başında olduğu için hem alım satım işlemlerini hem de işlemlerin muhasebelerini kontrolu altında tutabiliyordu.

Oluşan zararlarını gizlemek için 88888 numaralı fiktif ve gizli bir hesap oluşturdu.
Kobe depreminin öncesinde Japonya son derece cazip bir finansal piyasa olarak popülerdi.
Ekonomisi istikrarlı, faiz oranları düşüktü ve ihracat patlaması yaşanıyordu.

Bir deprem olsa bile Japon yeninin değer kazanmaya devam edeceği düşünülüyordu.
Yüksek fiyatlı emlak değerleri ve hisse senedi fiyatları rasyonel ekonomik modeller ile yorumlanamıyordu. 1988’de Japon hükümeti faiz oranlarını arttırmaya karar verdi.

Bu hisse senedi fiyatlarında dalgalanmaya sebep oldu.
Aracı kurumlar düşük maliyetli opsiyonlar satın alarak piyasadaki oynaklığı azaltmaya uğraştılar.
Bunun sonucu endeks arbitraj pazarında büyük kayıplar ve kazançlar gözlenmeye başladı.
Sonrasında yaşanan süreçte ise yen dalgalı bir seyir izlemeya başladı.

Barings Bank’ın traderi Nick Leeson bu hareketlilikten yararlanmak istiyordu.
Nick Leeson, Japon Borsasını Singapur SIMEX’den sıkıştırmak gibi aykırı bir yöntem benimsedi. Startejisi strangles kalıbında opsiyon satışı idi. Bu strateji bir felaket stratejisi olarak bilinen ve muazzam teminat tamamlama gerektiren bir işlemdi.

1995 yılı başlarında endeks düşmeye başladı ve Kobe depremi sonrasında %10’luk bir düşüş daha yaşandı. Barings Bankası, Leeson stratejisi ile short satışlardan ağır kayıplara uğradı ve kayıpları giderek 1 milyar dolar mertebesine ulaştı.

Dramatik olan deprem sonrasında Japon yeninin beklendiği gibi yükselmeye devam etmesi idi.
Leeson’un yapması gereken aslında satmak değil, satın almaktı fakat bunun için karşısında bunu satması gereken kendisi gibi bir trader olması gerekiyordu.

Tahminen o dönemde piyasadaki tek trader kendisi idi.
Leeson, başlangıçta müşterilerine ait futures ve opsiyon işlemlerini gerçekleştirerek işe başlamıştı ve sonrasında Nikkei futuresları ile Japon Osaka Borsasında oluşan arbitraj fiyatlaması üzerine pozisyon almaya başladı.

Yaptığı işlemler üzerinde yetkisi olmadığı halde spekülatör şeklinde pozisyon aldı ve bu işlemleri gizleyebilmek adına kendi oluşturduğu 88888 hesabında takip etmeye başladı.
Daha başlangıçta zararla karşılaştı ve zararlarını kapatabilmek için pozisyonlarını daha fazla yükseltmeyi tercih etti ve yine zararlarını büyülttü.

Bütün bu süreçte Barings Bank yönetimi neler olduğunun farkında bile değildi.
1995 Şubatının ortasında Nikkei futures hesaplarının yarısı, JGB futureslarının da %85’i Leeson tarafından kapatılmış durumda idi.

Piyasa bunun farkındaydı ve diğer piyasa oyuncuları ona karşı pozisyon aldılar.
Pozisyonlarına devam edebilmek için teminat tamamlama çağrılarını karşılayacak nakit gerekiyordu. Leeson,  bunu hesap hileleri ile bankadan ve müşteri hesaplarından sağlamaya çalıştı.
Nikkei endeksi düştükçe Nick Leeson kaybediyordu ve bu kaybın bir sınırı ne yazık ki yoktu.
Endeksin düşmemesi için Nick alımlarına devam etti.
Adeta borsaya karşı savaşıyordu. İnatla verdiği mücadeleyi kaybederek Barings Bank’ı 1,4 milyar USD zarara soktu.


Barings Bankası, Leeson’ın banka adına işleme soktuğu muazzam teminat tamamlama  çağrılarını (margin call) karşılayamadığı için çöktü. 27 Şubat 1995 tarihi geldiğinde Leeson’ın Japon menkulleri ve faiz oranları üzerine açmış olduğu pozisyonların nominal değeri 27 milyar dolar mertebesinde idi.
Bunun 7 milyar doları Nikkei 225 endeks sözleşmesi, 20 milyar doları Japon devlet tahvilleri (JGB) ve Euroyen sözleşmeleri üzerine idi.
Leeson ayrıca nominal değeri 6.68 milyar dolar olan 70,893 adet Nikkei put ve call opsiyonu satmış idi. Bu pozisyonların nominal değeri, bankanın kayıtlı sermayesinin sadece 695 milyon dolar olduğu göz önüne alındığında nefes kesici bir düzeyi gösteriyordu.

Pozisyonların mertebesini yansıtacak diğer bir ölçü de Barings Tokyo ve Londra marjin yükümlülüklerini karşılamak için Singapur Borsasına (SIMEX) 1995 Ocak ve Şubat aylarında 835 milyon dolar transfer etmek durumunda kalmasıdır.

İngiltere’nin ilk ticari bankası olan 200 yıllık Barings Bank 1995 yılında iflas etmiş ve 3 Mart 1995 tarihinde ING Bank’a 1 sterlin karşılığında satılmıştır.

Bu skandal hem Leeson hem de Barings Bankası için oldukça dramatik bir şekilde sonuçlandı.
Barings 1995 yılı Şubatında Nikkei’de bulunan marjinli pozisyonlarını kapatamayacağını açıkladı ve iflasını ilan etti. 238 yıllık çınar, Kraliçenin bankası Barings, 1 pounda ING’ye satılarak tarihe karıştı.
Leeson altı-buçuk yıl hapse mahkum oldu fakat burada kansere yakalanınca iyi halden dolayı erken tahliye edildi. Bu arada eşi tarfından da terkedildi. Şimdi kitap yazarak, konferans vererek ve muhasebecilik yaparak para cezalarını ödemeye çalışıyor.

Bu skandalın baş kahramanı olan Nick Leeson, dünyada “Rogue Trader” olarak bilinen spekülatörlerin en meşhurudur.

Türkçe’ye “Haydut Trader” olarak çevrilen bu tabirin haksız ve gereksiz olduğunu değerlendirenler vardır.
Aslında Nick Leeson kendi yazdığı kitapta “Rogue Trader” ünvanını benimsiyor olsa da olayın bir haydutluk ve dolandırıcılık olayı olmaktan öte spekülasyon zararlarını kapatmak için umutsuz bir çırpınış, bir fasit döngü olayı olduğunu söylemiştir.

Bu bankanın çöküşüne neden olan şeyin ne olduğuna baktığımızda suçluların kimler olduğunu görebiliriz.
Tek başına türev ürün pozisyonu mu bankayı çöküşe sürüklemiştir? Hem trade hem operasyon sorumluluğu verilen trader mı tek suçludur? Traderın kişisel hırsları mı? Bankanın iç kontrol mekanizmaları mı? Hepsi dediğinizi duyar gibi oluyoruz.

Tek başına türev ürün pozisyonunu suçlu bulup yargılamak bu anlamda bu krizden ders çıkartmaya yetmeyecektir.

Nick Leeson, http://www.nickLeeson.com internet sitesinde hayat hikayesine, iş hayatına, yazdığı kitaplara ilişkin detaylara yer vermiş ve ders çıkartmak isteyenler için tavsiyelerde bulunmuştur.
Ponçik: Hayat, yaşam ve ölüm arasında kimi zaman son derece keyifli,  kimi zaman zorluklarla dolu bir çizgi iken finans dünyası da aynı hayat gibi kimi zaman inişli çıkışlı, kimi zaman anlaşılması güç, kimi zaman ise çok basit ilişkiler içeren bir seyir izler.

Finans dünyasında yaşananları anlamayı, o dünyadaki ilişkileri, işlemleri çözmeyi ise çoğu zaman göz ardı etmeyi tercih ederiz.

Oysa finansın matematiğinin de yaşamın matematiğinden pek farkı yoktur.
Finans dünyasında bütün o karmaşık yapının ardında kazanan ve kaybedenler ile binlerce skandallarla doludur.
Nick Leeson bu skandalların kahramanlarından yanlızca biridir.
Belki de siz bu satırları okuduğunuz dakikalarda uzakta bir borsada başka bir kahraman kendi hikayesini yazıyordur.

Bu hikaye Türev Ürünlerin Gizli Doğası kitabından alınmıştır.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum