KALKINMA-MADENCİLİK-ÇEVRE İLİŞKİSİ
Reklam
Reklam
Prof. Dr. Ali KAHRİMAN

Prof. Dr. Ali KAHRİMAN

SÖYLEM FARKI

KALKINMA-MADENCİLİK-ÇEVRE İLİŞKİSİ

03 Nisan 2021 - 17:21

KALKINMA-MADENCİLİK-ÇEVRE İLİŞKİSİ
(Oksimoron mu?  Paradoks mu?)
 
Türk Dil Kurumu’na göre iki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması anlamına gelen “oksimoron” kavramı, "çalışma tatili" veya "tek seçenek" gibi birbirini yok ediyor gibi görünen kelimelerle ifade edilen bir konuşma şeklidir. Paradoks ise anlamsal bir zıtlıktır. Yani birbirine aykırı iki önermenin birlikte olmasıdır. Paradoksun doğruluk ve yanlışlığının incelenmesi gerekir. Her ikisi de çelişkilerdir.
Ancak paradoks, üzerinde düşünülmesi gereken bir şeydir.Oksimoron ise o anda zevk alınan, sonra kaybolan bir tanımlamadır. Özetle;oksimoron bir dil sanatı, paradoks ise bir mantık çıkmazıdır.
Sürdürülebilir kalkınma, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerinden ödün vermeden günümüzün ihtiyaçlarını karşılama kapasitesidir.

Bu kavramlar ışığında değerlendirdiğimizde; sürdürebilir kalkınma, madencilik veçevre ilişkisi oksimoron mu yoksa paradoks olarak mı ifade edilebilir?Bu konuya doğru yanıt, toplumsal gereksinimlerin karşılanmasında gerekli olan madencilik ve entegre tesislerinin sürdürülebilir kalkınma konseptiyle uyumlu olup olmadığı konusunda sıkça sorulan soruyu yanıtlamakla verilebilir. Bu kapsamda; arama, işletme, zenginleştirme, rafine etme, kapatma, çevresel rehabilitasyon ve madencilik sonrası arazi kullanımı ile tüm madencilik döngüsünü anlamak ve anlatmak işin kritik aşamasıdır. Ekonomik kalkınmaya katkı boyutunu ortaya koymak ise diğer bir argümandır.

Madencilik endüstrisi, çağdaş toplum için farklı anlamlara sahip bir ekonomik sektördür. Gerekli önlemleri alma ve endüstrinin neden olduğu sorunları çözme becerisine bağlı olarak, ülkelerin endüstriyel faaliyetlere yaklaşımı farklılaşmaktadır. Madencilik sektörü, kaynakların tedarik zincirinde birincil bir konuma sahip olan küresel ekonomide çok önemli bir güçtür. Buna rağmen rolü, ulusal düzeyde bir ekonomiden diğerine büyük ölçüde farklılık gösterir. Bazen de bilgi kirliliği etkisi ile anlaşılmazdır.

Bir yandan toplumsal refahı, ekonomik kalkınmayı, ülke kaynaklarının değerlendirilmesini sağlarken, diğer yandan sosyo ekonomik ve çevresel bozulmalara neden olur. Endüstriyel dönüşüm süreçleriyle çözülmesi gereken başlıca zorluklar, fiziksel, kimyasal ve biyolojik toprak kirliliği, sosyal gerilimler, yoksulluk, üretken faaliyetlerin kaybından kaynaklanan bütçe açığı gibi konulardır. Öte yandan Düşük veya orta gelirli ulusal ekonomilerde madenciliğin makroekonomik katkısı, devlet hakkı,doğrudan yabancı yatırım, ihracat, devlet vergileri, istihdam, sosyal fayda biçimindedir.

Çoğu durumda, madencilik endüstrisinin ülkelerin doğrudan yabancı yatırımları içindeki payı %50 seviyesindedir.  Bu katkı özellikle düşük gelirli ülkelerde çok önemlidir. Bu olgu madenciliğin yatırım çekme yeteneğini de göstermektedir.Maden yatırımlarının bu özelliğini fark eden ülkeler; kredi notlarını ve yurt dışından finanse edilen uzun vadeli krediler çekme kapasitesini iyileştirmek için bir katalizör olarak da kullana bilmektedir. Madenciliğin birçok ülkenin ihracatına büyük katkısı olduğu daayrı bir gerçekliktir.Sektörün ulusal bazda  vergi gelirlerine  katkısının önemli boyutta ve uzun vadeli olduğu da dikkate alınmalıdır. Maden yatırımlarının 50-100 yıl arasında değişen uzun işletme dönemi olduğu hatırlanırsa konunun önemi çok daha iyi anlaşılacaktır.  İstihdama doğrudan ve uzun süreli katkısı da kayda değerdir.

Gerek lojistik ve tedarik zincirinde gerekse de imalat sektöründe dolaylı işler yaratmada başarılı birrole sahip olması da çok daha önemlidir. Bu tür faaliyetlerin, istihdamaçok yüksek çarpan etkileri vardır. Bu yönü ile madencilikteki bir kişilik istihdam, genellikle farklı bir sektörden üç veya dört kişilik istihdama karşılık gelir.
Bu nedenle madencilik faaliyetinin baskın olduğu yoksul bölgelerde, dolaylı istihdam etkisi yadsınamaz. Diğer sosyal etkileri de göz ardı edilemeyecek katkılardır.

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik yapıları incelendiğinde
genel olarak, madencilik endüstrisinin gayri safi milli hasılalarına % 2-5 aralığında değişen oranda doğrudan katkı sağladığı görülmektedir. Bu olgu ülkemiz için de geçerlidir.

Sonuç olarak konforlu bir yaşam için insanlığın; barınmadan beslenmeye, ulaşımdan iletişime, eğitimden güvenliğe tüm yaşam gereksinimlerini karşılama görevinin yanında, madenciliğin ekonomik kalkınmaya katkısı da olmazsa olmazdır. Sektör, elbette ulaşılan modern teknoloji olanakları ile çevre dostu olmak zorundadır.  İnsanlık bugün de yarın da hem mineral üretmek hem de çevreye, doğaya kalıcı zarar vermemek durumundadır.

Bu tezatlık aslında çözümü kolaylıkla mümkün olan bir “OKSİMORON”dur. Popülist, halk dalkavukluğu ekseninde kısa vadeli politik çıkarlar için ”PARADOKS” haline  dönüştürülmemelidir. Önceki yazılarımda meramımı daha ayrıntılı ifade etmeye çalıştığım gibi kamusal ekonomik yapı vesayetindeki Ülkemizde bu risk ne yazık ki çok daha fazladır.

Bu nedenle laiklik ve din ilişkisi gibi maden ve çevre konusu da oksimoron olarak algılanarak makul, meşru ve makuliyet ölçüleri içinde yönetilmelidir.  Dolayısı ile de “SİYASET ÜSTÜ” bir yaklaşımla ele alınmalıdır.  Kuruluş yıllarında kısıtlı olanaklara rağmen sektörün milli gelire katkısını %30 seviyelerine ulaştıran büyük “ÖNDER” ve arkadaşlarının da çevre karşıtı olmadıklarını dikkate alarak, çok gecikmeden bu çağrımın hem İKTİDAR hem de MUHALEFET cenahında neşvü neva bulmasını dilerim.  Umarım bu meseleyi, yıkıcı etkisi olacak fay hattına dönüştürmeden, ne söylemek istediğimi anlayarak,gereğini yapmak üzere harekete geçerler.

Elbette bu konuda en önemli istek ve görev, ön yargısız bir tavırla hareket etmek durumunda olan siz okuyucular başta olmak üzere halkımıza düşmektedir. Sadece bu alanda değil tüm toplumsal sorunlarımız için ne tür bir çözüm yolu istiyoruz? OKSİMORON MU? PARADOKS MU? Karar verelim ve doğru karar üretebilmeleri için politik aktörlerimizi yönlendirelim.Haydi göreve!
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum