ECB, BOJ, Fed — ve araya giren bir ateşkes
Yeni bir haftadan merhaba
Bu hafta danışmanlık verdiğim firmalarla görüşürken alet çantamda olacak verileri sizlerle de paylaşmak istiyorum. Ama o çantayı açmadan önce geçen haftaya bakmak ona göre değerlendirmelerimizi yapmak da şart — çünkü geçen hafta Avrupa Merkez Bankası üç yıl aradan sonra ilk defa faiz artırdı, bu pazar sabahı ABD ile İran 107 günlük savaşı masada noktaladı, yarın sabah ise Japonya merkez bankası konuşacak, Çarşamba akşamı da Fed. Bizim geçen haftaki kararımız ile birlikte dört farklı merkez bankası, dört farklı mesaj ve hepsinin birbirine bağlı etkileri var. Bu tabloyu parça parça okuyacak olursak resmin tamamını kaçırırız. Gelin tek tek üzerinden geçelim…
Geçen Haftanın Kalıcı İzi: ECB Üç Yıl Sonra Faiz Artırdı
11 Haziran'da Avrupa Merkez Bankası, Eylül 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırdı. 25 baz puan, oybirliğiyle. Mevduat faizi yüzde 2,25'e, refinansman yüzde 2,40'a çıktı. Lagarde basın toplantısında bunun bir sigorta adımı değil, doğrudan İran Savaşı kaynaklı enflasyonun sonucu olduğunu ortaya koydu. Mayıs'ta Euro Bölgesi enflasyonu yüzde 3,2'ye tırmanmıştı ve ECB 2021-2022'deki "geçici" yanılgısından ders çıkarmış görünüyor, bu kez erken hareket etti diye okuyabiliriz. Yani hem erken hareket, hem belirsizlik bir arada. Avrupa'da borçlanma planı olanlar ya da Eurobond ihracı düşünenler için mesaj açık: bu tablo henüz tavan değil, zamanlama kararını aceleye getirmeyin.
Salı sabahı, Biz uyurken: Japonya meselesi
Türkiye saatiyle sabah 6'da, Japonya Merkez Bankası kararını açıklayacak. Bloomberg anketindeki ekonomistlerin neredeyse tamamı 25 baz puanlık artış bekliyor; bu durumda politika faizi yüzde 1'e yükselecek ve bu 1995'ten bu yana Japonya'nın göreceği en yüksek seviye. Buraya kadar teknik bir bilgi — asıl mesele ise bunun küresel sermaye hareketleri üzerindeki etkisi. Yani carry trade etkisi…
Yıllarca sıfıra yakın faizle para dağıtan Japonya, küresel piyasalar için devasa bir arbitraj zemini oluşturuyordu. Ucuz yen ile borçlan, bu parayı getirisi yüksek varlıklara taşı — ABD tahvili, Türkiye mevduatı, gelişmekte olan borsalar — farkı da cebe koy. Carry trade dediğimiz bu mekanizma, küresel likiditenin görünmez omurgasıydı. Şimdi burada kritik bir eşik söz konusu; Japonya faizi artırdığı anda maliyet yükseliyor olacak, arbitraj imkanı azalacak, sermaye belki de geri dönüyor olacak. Bunun nedeni ise, yükselen yen, zayıflayan dolar ve bu zincirin ucundaki her varlıkta baskı oluşması. Bunu soyut bir senaryo olarak okumak doğru olmaz; 2026 başından bu yana Japon yatırımcılar zaten 25 milyar dolar değerinde yabancı menkul kıymeti satmış durumda. Bu bir trend, tek bir veri noktası değil.
Şimdi asıl kritik soru şu: BOJ karardan sonra ne diyecek? Eğer "tek seferlik bir adım" mesajı verirse piyasa bir miktar nefes alır. Ama "sıkılaşmaya devam ediyoruz" derse carry trade çözülmesi Türkiye dahil tüm gelişmekte olan piyasalardan anlık sermaye çıkışına zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla Salı sabahına kadar döviz pozisyonlarınızı gözden geçirmenizi, özellikle kısa vadeli döviz yükümlülüğü olan ve kur riskini açıkta taşıyan firmaların bu haftayı dikkatle izlemesini öneririm.
Çarşamba akşamı: Warsh'ın ilk toplantısı- İlk cümleleri gidişatı anlatacak
17 Haziran Çarşamba akşamı Fed faiz kararı gelecek. Muhtemelen faiz sabit kalacak — bunda güçlü bir piyasa uzlaşısı var ve ben de aynı izlenimdeyim. Ama bu toplantıyı özel kılan şey kararın kendisi değil, kararı açıklayacak isim olacak yani yeni Fed Başkanı Kevin Warsh. Kendisi bu toplantıya Fed Başkanı olarak ilk kez katılacak; Powell danışmanlık pozisyonuna çekiliyor olacak. Warsh'ın seçeceği kelimeler, tonu, soru-cevap bölümündeki duruşu — bunların tamamı piyasalar tarafından satır satır okunacak ve yılın ikinci yarısının haritasını çizecek.
Altın için bu toplantı adeta kader anı. Warsh güvercin konuşursa — eğer tüm gidişata rağmen savaş etkisinin ortadan kalkması ile enflasyonda rahatlamayı bekliyoruza atıfta bulunursa, sonbahar indirimi gündemimizde olabilir — ons 4.500 doların üzerini test edebilir ve yılın ikinci yarısı için 5.000-6.000 dolar senaryoları yeniden konuşulur hale gelir. Şahin konuşursa — faiz artırımını masada tutarsa — UBS'in kısa vadeli kötümser senaryosu devreye girer: 3.850-4.000 dolar bandı olarak dikkate alınabilir. Aradaki fark 500 ila 1.000 dolar; bunu bir not olarak değil, firmanızın risk modelini yaparken başlı başına bir değişken olarak görmenizi öneririm.
Kısa vadeli işlem yapmayı düşünenlere de net söyleyeyim: Çarşamba akşamına kadar ben olsam beklerdim. "Fırsatı kaçırırım" düşüncesi ile işlem yapmak ve pozisyon almak bu tür belirsizlik haftalarında en pahalı pişmanlığa dönüşecektir — ve bunu pek çoğumuz yeterince deneyimledik.
Ateşkes: Gerçek mi, kalıcı mı? Bu ikisini birbirinden ayırmak ve her şeye hazırlıklı karar almak lazım
Pazar sabahı Trump'ın açıklamasıyla uyandık: Açıklamalara göre ABD ile İran 107 günlük savaşı noktaladı. Açıklamalara göre Hürmüz Boğazı'ndaki abluka kalkıyor olacak. İlk açıklamalara göre Petrol yüzde 4,6 geriledi, ons altın yüzde 2,5 yükseldi, gram altın 6.380-6.436 TL bandına tutundu. İhtiyatlı olmakta fayda var. Son yaşadığımız öyle miydi? böyle miydi? ve hatta yeni baştan hikayeleri de temkinli olmaya itiyor bizleri…
Şunu özellikle göz önünde tutmakta fayda var: bu henüz bir barış anlaşması değil, 60 günlük müzakere çerçevesi. Nükleer program başta olmak üzere asıl tartışmalı konular ileriye bırakıldı, anlaşma metni hâlâ yayınlanmadı. Üstelik İran son dakikada masaya ek talepler koydu; Beyrut'a yönelik İsrail saldırısı anlaşmayı bir kez daha çıkmaza sürüyordu ve Beyaz Saray ek tavizler vererek masada tutabildi. Netanyahu "problem" olmaya devam ediyor. Bu dinamik ilerleyen haftalarda yeniden devreye girebilir; bunu fiyatlamanın içinde tutmanızı öneririm. Temkinli olmak da fayda var.
Piyasa tepkisinde benim için en ilginç olan şu: petrol düştü ama altın buna rağmen yükseldi. Normalde barış haberi altını düşürür; riskten kaçış azalır, güvenli liman talebi geriler. Burada başından beri zaten ters hareketler ile karşı karşıya geldik değil mi? Ezberlerimiz bozuldu…Pozisyonlardaki likidite ihtiyaçları fiyatlamalara yön verdi. Bu noktada piyasa aslında ateşkesi değil, Fed'i fiyatlıyor. Petrolün düşmesi biliyorsunuz son dönemde artış gösteren enflasyonu hafifletecektir, bu Warsh'a manevra alanı açar ve altın tam da bunu fiyatlıyor işte. Bu ayrımı görmek, bu haftayı doğru okumanın ana anahtarı.
Piyasa, ki ben de aynı şeyi düşünüyorum, Petrolün 80 doların çok altına inmesini bu aşamada beklemiyor. Üretimin piyasaya tam dönmesi zaman alacaktır, bu savaşın birikim maliyeti de enflasyona geçmeye devam edecek ve muhtemelen 82-88 dolar bandı yılın büyük bölümünde geçerli kalacak.
Türkiye: Dış politikada kazanım, iç piyasada yorgunluk ?
BM açıklamasında Türkiye'nin arabuluculuk rolü tescillendi, Erdoğan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı. Dış politika cephesinde Türkiye bu süreçten kârlı çıktı ve bunu görmezden gelmek haksızlık olur; NATO zirvesi öncesinde bu konum stratejik bir kaldıraç sunuyor bizlere. Ama iç piyasa başka bir dil konuşuyor ve firmalarla görüşürken bunu masaya yatırmak zorundayız.
TCMB geçen Perşembe faizi sabit bıraktı. Metnin ince sinyali şuydu: "enflasyonun ana eğilimi düştü." Ben bu ifadeyi erken buluyorum çünkü Haziran ortasındayız, mevsimsellik henüz tam oturmadı ve Eylül'e kadar gıda fiyatları dalgalı kalabilir. Ek olarak Eylül’de okul açılışları da bir tetikleme yapacaktır. Buna rağmen merkez bankası iç talepteki zayıflamayı görüyor ve faiz indirimi ihtiyacı yüksek. Petrol fiyatları düşük kalırsa Temmuz-Ağustos'ta fonlama faizini üç puan aşağı çekmeye zemin arıyor. Bu, mevduatta yüzde 40 faiz bulmanın Ağustos itibarıyla güçleşebileceği anlamına geliyor; bu senaryo için şimdiden plan yapmanızı öneririm.
5 Haziran haftasında 1,1 milyar dolar sıcak para çıkışı oldu. Yabancı büyük pozisyonlarını kapatıp gidiyor ve carry trade hesabı patlama riski ile karşı karşıya kalan TLye karşın en yüksek faizi versek de getiriyi yeterli bulmuyor. Bunun adını koyalım: erken seçim riski, kur yönetimi belirsizliği ve ekonomi politikasında değişim ihtimali — bu üç şey aynı anda masada olunca risk algısı sorunu ortaya çıkıyor ve hiçbir faiz oranı bunu tek başına çözmüyor.
Borsa 14.000 puan sınırında tutunuyor ama kapanışlar hep onun altında. Barış haberiyle banka hisseleri ve havayolları güzel tepki verdi ama bunun gerçek bir momentum mu yoksa tek günlük pozisyon düzeltmesi mi olduğunu Çarşamba akşamından sonra daha net göreceğiz. Tavuk sektöründeki kayyum atamaları ve gözaltılar bu süreçte ayrı bir not düşmeyi hak ediyor; İSO Başkanı Bahçıvan'ın uyarısı hem yerinde hem cesur: hukuk işlesin, yanlış varsa cezası verilsin — ama bir sektöre topyekun itibarsızlaştırma dili Türkiye'ye fayda sağlamaz. Ben de aynı yerdeyim, çünkü yatırım ortamı algısı resmi teşvik kararlarından çok bu tür gürültüyle şekilleniyor.
Alet çantamda bu hafta ne var ?
Firmalara girerken kafamda şu tablo var: ECB faiz artırdı ve bu henüz bitmedi, Avrupa'da borçlanma kararlarını buna göre yapın; BOJ yarın büyük ihtimalle artıracak, carry trade riskini ciddiye alın ve döviz pozisyonlarınızı gözden geçirin; Fed Çarşamba çok büyük ihtimalle sabit tutacak ama Warsh'ın tonu yılın ikinci yarısını şekillendirecek, o konuşmayı beklemeden büyük hamle yapmayın; ateşkes gerçek ama kırılgan, petrol düşüşünün kalıcı olup olmadığını önümüzdeki haftalar gösterecek; Türkiye iç piyasası yorgun, borsa, döviz ve mevduat kararlarında Temmuz-Ağustos sinyallerini beklemek bu aşamada daha sağlıklı.
Bilinmeyenler bu kadar kalabalıkken ana stratejimiz nedir? Esnekliğimizi korumak. Pozisyonumuzu risk gördüğümüz noktalar için hafifletmek. Bu hafta sabırsızlık prim yapmıyor olacak.
Bu köşe yazısı yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Veriler 15 Haziran 2026 tarihine aittir.



























