Piyasa & Yönetim Analizi
Her şeyin satıldığı bir haftaya girerken…O cümle, söylenmeyen şeyler ve Erbakan selamı
Analizimizi doğru yapabilmek için geçen yıl tam da bu günlere gitmek yerinde olacaktır. Geçtiğimiz yıl aynı İslam ekonomi zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle demişti: "Ne surette olursa olsun faizi ve faize dayalı ekonomik sistemi meşru göremeyeceğimi sık sık ifade ettim." Bunu söylerken ekonomi programına bağlılığını da bir taraftan teyit etmişti — enflasyonu kalıcı olarak tek haneye indirme hedefini, programa kararlılıkla devam edeceklerini vurgulamıştı.
Bu yıl aynı kürsüden gelen cümle ise şu: "Faizin olduğu yerde bereket olmaz." Geçen yılkiyle kıyaslandığında aslında daha ılımlı okunabilir ve diğer bir taraftan tek başına okunursa bir politika değişikliğinin habercisi olarak da algılanmayabilir. Ama ben bu cümleyi tek başına okumayı doğru bulmuyorum.
Beni asıl düşündüren söylenmeyenler. Konuşmada geçen yıla kıyasla, bu yıl ki programla ilgili tek bir vurgu yok. "Kararlıyız", "hedefe ulaşana kadar sürdüreceğiz" gibi bir taahhüt yok. Ve bu yokluğun tam yanı başında Necmettin Erbakan'a yapılan atıf var. Sayın Cumhurbaşkanı, Erbakan Hoca'nın "bir liralık helal kazancın haram bulaşan iki liralık kazançtan büyük olduğuna" inandığını hatırlattı. Bu söylem bir taratan da politika değişikliği olursa Yeniden Refah Partisi’ne bir yeşil ışık olarak da görülebilir. Bugün muhalefette, sahici ve geniş bir seçmen tabanıyla Fatih Erbakan o tabanın adresi.
Ya da Erken seçim öncesi bir söylem yumuşaması mı? Yoksa nas'a dönüşün ilk kıpırdanması mı? Şimdilik "hayır" diyebiliriz — ama tonu, zamanlamayı ve söylenmeyen programa bağlılık taahhüdünü masada tutmakta fayda var. Danışmanlık disiplini bunu gerektiriyor: zayıf sinyaller görmezden gelinmez, not edilir. Senaryo çalışması buna göre yapılır.
Her Şeyin Satıldığı Bir Cuma
Perşembe faiz kararı öncesi yön arayanlar için gelelim ekonomi notlarıma... Bu noktada tabii ki ne yapacağımızın yanında hangi senaryoda ne yapacağımız çok daha fazla önem arz ediyor. Tabii ki önce tabloya bakmak lazım — ve tablo bu hafta pek çok şeyi aynı anda anlatıyor.
Cuma günü ABD tarım dışı istihdam verisi 172.000 ile beklentinin tam iki katına çıktı. Sonuç: 14 ayın en sert küresel satışı ile bizi karşı karşıya getirdi. Nasdaq yüzde 4 geriledi. Altın yüzde 3 değer kaybetti. Bitcoin 60.000 doların altına düştü. Ve piyasa, bugüne kadar faiz indirimi beklerken ve bunu fiyatlarken ilk defa aralık itibarıyla faiz artışını fiyatlamaya başladı. Bu son derece kritik bir kırılma noktası.
Faiz artışı beklentisi güçlü dolar demek. Zaten piyasalarda dolar tarafında bir güçlenme beklenirken bu veri o baskıyı daha da artırdı. Türkiye açısından baktığımızda tablo ise biraz düşündürücü: güçlenen dolar içerideki kur baskısını doğrudan derinleştiriyor. Küresel rüzgar şu an bizim için ters yönden esiyor.
Perşembe Kararı: Hangi Senaryo Ne Anlatır?
TCMB politika faizi yüzde 37'de duruyor. Ama merkez bankasının piyasayı fonladığı gerçek faiz zaten yüzde 40 bandında — yani arka kapıdan faiz zaten artırıldı. JPMorgan 300 baz puanlık resmi artış bekliyor. Bunu yapacaklarına, Erdoğan çıkışı sonrası, pek ihtimal vermesem de şahin bir metin ile programın arkasında durulduğunun mesajı gelebilir.
Küresel tarafta ise az önce de bahsettiğim üzere ilginç bir gerilim var. Tarım dışı istihdam verisinin güçlü gelmesi Fed'in elini faiz artırımı konusunda teknik olarak güçlendirdi, doğru. Ama işin içinde Trump var. Trump seçimler için faizin düşmesini istiyor — güçlü ekonomi verisi ile siyasi baskı tam karşı yönde çekiyor. Fed'in bu sinyali ne kadar ve ne zaman kullanacağı başlı başına bir belirsizlik. Bu da küresel piyasaların neden 17 Haziran toplantısına kadar sağlıklı bir yön bulamayacağını açıklıyor. Bize ne kadar da benzer…
İçeride ise senaryo kümesi net: faiz artırılırsa bu yıl erken seçim ihtimali büyük ölçüde masadan kalkar. Artırılmazsa ve metin yumuşarsa, o soru bu köşede bir süre daha gündemde kalacak. JPMorgan’ın uzun vadeli pozisyonunu kapatıp haftalık işlemlere geçtiğinden geçen hafta bahsetmiştim. Büyük bir karla kapattı pozisyonunu bunu da vurgulamakta fayda var. Bank of America yalnızca iki aylık vadede işlem yapmaya devam ediyor. İkisi de aynı belirsizliği fiyatlıyor zaten.
Küresel Satış, Altın ve Rakamların Anlattığı
Yılın ilk beş ayına baktığımızda ise: yaklaşık verilerle dolar yüzde 6, euro yüzde 5, altın yüzde 7 kazandırdı. Gümüş yüzde eksi 2 ile yatırımcısını hayal kırıklığına uğrattı diyebiliriz. Borsa İstanbul yaklaşık yüzde 22 ile tek başına enflasyonun üstünde — ama bu ortalama, yanlış hissede ya da yüksek seviyeden girenlerin gerçeğini yansıtmıyor. Birikimli TÜFE yüzde 16,61 seviyesinde.
Altında yapısal taban sağlam dursa da: Çin Merkez Bankası Mayıs'ta yine tonlarca altın aldı ve merkez bankaları almaya devam ediyor. Alman Commerzbank yıl sonu tahminini 5.200'den 4.800 dolara çekmiş durumda — yine de mevcut seviyeden yüzde 10'luk bir yükseliş projeksiyonu diye düşünebiliriz..
Bu noktada bu hafta asıl sınav enflasyon verisinin açıklanması ile Çarşamba günü başlıyor: ABD enflasyonu beklenti yüzde 4,2. Üstünde gelirse küresel satışlar derinleşecektir. Altında gelirse kısa vadeli bir nefes alınabilir ama 17 Haziran Fed toplantısına kadar hiçbir yükseliş kalıcı olmayacak.
Firmalara Not: Belirsizlik Parametre, Mazeret Değil
Müşterilerimle masa başında her zaman şu üç soruyu sorarım: Ne biliyoruz? Ne bilmiyoruz? Bilmediğimiz şey gerçekleşirse bizi nasıl etkiler? Bu hafta üçüncü sorunun ağırlığı hiç olmadığı kadar fazla.
Para piyasası fonlarının tahvil ödemelerini yapamayan firmalar nedeniyle sarsılması, tekstil sanayiinin Mısır'a kayan rekabet dezavantajı, yurt içi yerleşiklerin Mart'ta 3,4 milyar dolarla rekor kıran yurt dışı varlık alımları — bunların hepsi ayrı başlıklar gibi görünüyor. Ama hepsi aynı hikâyenin parçaları: öngörülebilirlik erozyonu. Bir firma öngörülemeyen ortamda strateji kuramaz; strateji, belirsizliğin içinde senaryo kümesi olarak kurulur.
Bu hafta o senaryo kümesinin kritik parametreleri netleşiyor: Çarşamba ABD enflasyonu, Perşembe TCMB kararı ve metnin tonu, aynı gün Avrupa Merkez Bankası'nın hamlesi ki artış bekleniyor, Halk Bankası davası. Dördü art arda geldiğinde biri diğerini kuvvetlendirir ya da söndürür. Etkiyi ayrı ayrı değil birlikte okumak gerekiyor.
Nas'a geri mi dönüyoruz? Henüz değil. Ama bu hafta verilecek yanıtlar, o soruyu masadan kaldıracak ya da bir süre daha gündemde tutacak. Gözler Perşembe'de.
Bu köşe yazısı yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Veriler 8 Haziran 2026 tarihine aittir.
[email protected] | www.optimaveritas.com




























Elinize, emeğinize sağlık. Teşekkürler..