İnsanın içsel değerleri ile dışa vuran değerleri arasında farklar giderek açılıyor.
Yalnızlaşma ve kaçınma duyguları ön plan çıkıyor ve bir anlamda sessizleşme başlıyor.
Aslında tam bir sessizlik değil bu tabii ki.
İçimizde kocaman bağrışmalar ve çırpınmalar, hatta tepinmeler ve belki de içimizdeki kendi çevremize verdiğimiz zararlar.
Tarifi mümkün değil
Hayatın bir yerinde çoğumuz sessizce şu cümleyi kurarız:
“Ben bu kadar verdim… Bana ne verildi?”
İşte tam o anda, fark etmeden içimizde görünmez bir “alacak defteri” açılır.
Ve o deftere insanlar yazılır. İsim isim. Davranış davranış.
Bir sürü kayıt defteri ve satırları hep alacak dolu
İnsanlardan Tahsil Etmeye Çalıştığımız Şey Ne?
Dünya bize borçluymuş gibi hissetmeye başladığımızda, o borcu tahsil etmenin yollarını ararız. Ama bunu açıkça yapmayız. Kimseye “Sen bana borçlusun” demeyiz. Onun yerine daha incelikli, daha sessiz yöntemler seçeriz.
İşte sessizliğin ve kapanmanın başladığı an gelir.
‘’Küseriz, Uzaklaşırız, Cevap vermeyiz, İlgiyi keseriz.’’
Ve en tehlikelisi:
İnsanları farkında olmadıkları sınavlara sokarız.
“Bakalım beni arayacak mı?”
“Ben yazmazsam o yazar mı?”
‘’Bir emoji gönderemez miydi?
“Gerçekten değer veriyor mu, yoksa ben mi abartıyorum?”
Karşımızdaki kişi bu sınavdan habersizdir. Ama biz sonucu çoktan yazmışızdır bile. Çünkü mesele aslında onların davranışı değil, bizim içimizde biriken beklentilerdir.
Evet, belki de en zor yönetilen ve yönetilmesi zorluklarla dolu olan şey ‘’Beklenti’’
Zamanla bu görünmez sınavlar birikir, kırgınlıklar katmanlaşır. Ve bir gün yalnız kaldığımızda, şu gerçekle yüzleşiriz:
İnsanlar bizden kaçmıyor…
Bizim görünmez iç hesaplarımızdan kaçıyor.
Çünkü kimse, ne olduğunu bilmediği bir borcu ödemek istemez.
Kimse, kurallarını bilmediği bir oyunda sürekli kaybetmek istemez.
Gerçek ilişki, açık ve net olanıdır.
Duyguların ifade edildiği, beklentilerin konuşulduğu, sınavların kaldırıldığı ilişkidir.
Belki de sormamız gereken soru şu:
İnsanlardan gerçekten bir şey mi istiyoruz…
Yoksa içimizde eksik kalan bir duygunun faturasını mı kesiyoruz?
‘’Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün’’
Felsefesinin kalıcı olması ve değerlerimize sahip çıkılması dileklerimle,
Sağlık ve esenlikler dilerim



























