Halk ve Yarının Meçhulü!
Günlük hayatta bazen bir restoran menüsüne bakarken ya da bir mağaza vitrinine göz gezdirirken, fiyatların bir yıl öncesine göre ne kadar değiştiğini fark ettiğinizde iç geçiriyorsanız, merhaba, ekonomiyle doğrudan temas halindesiniz. Bütçe açıklarından faiz oranlarına, döviz kurlarından otomotiv sektörüne kadar büyük rakamlarla ifade edilen olaylar, cebimizde hissettiğimiz küçük ama etkili dokunuşlar yaratıyor.
Para Nereye Gidiyor, Bize Ne Kalıyor?
Ocak ayında Türkiye’nin merkezi bütçesi 139 milyar TL açık vermiş. Bunu şöyle düşünelim: Bir ay boyunca her gün yaklaşık 4,5 milyar TL borçlanmışız. Eskiden, en sevdiğimiz restoranda gönül rahatlığıyla sipariş ettiğimiz o özel tabak, artık “bunu evde yapabilir miyiz?” düşüncesiyle ikinci plana atılıyor. Devlet de aynı mantıkta, ancak fark şu: Biz menüden daha uygun bir yemek seçerken, devlet faiz ödemeyi tercih ediyor.
Faiz demişken, Türkiye 3,5 milyar dolar borç aldı. Faizi %6,75. Yani, her yıl 236 milyon dolar faiz ödüyoruz. Yatırımcılar diyor ki: “Türkiye riskli, yüksek faiz isteriz!” Ve biz de mecburen veriyoruz. Halk da boş durmuyor, kredi kartı borçları patlamış. Kredi kartına taksit yapıyoruz ama taksiti ödeyebilmek için bir başka kredi çekiyoruz. Kartı kartla kapatırken döngüye giriyoruz. Merkez Bankası da diyor ki: “Enflasyon düşecek ama kolay olmayacak.” Biz zaten biliyoruz, markette fiyat etiketlerine baktıktan sonra gözlerimizi bir de kalp masajı yapar gibi cüzdanımıza çeviriyoruz.
Dolar mı, Altın mı? Hangi Tarafa Geçelim?
Morgan Stanley’nin analistleri Türk Lirası için iyimser konuşuyor. Yani, dolar karşısında çok da kötü gitmeyecekmişiz. Ama bu tahminler bazen hava durumu gibi, güneşli derken bir bakıyorsun dolu yağmış. O yüzden hep bir şüpheyle bakıyoruz.
Altın fiyatları ise uçuşta! Ons altın 2.886 dolara dayanmış. Gram altın desen, sürekli tırmanıyor. Yani, yastık altı ekonomisi yine kazananlar arasında. Borsa mı? Onun kafası biraz karışık, çünkü hem içeride hem dışarıda riskler var. Bir yükseliyor, bir düşüyor, bazen fırtınaya yakalanmış bir yelkenli gibi yönünü kestiremiyoruz.
Otomotivde Fren, Vergilerde Gaza Basma Dönemi
Otomotiv sektörü Ocak ayında üretimi düşürmüş. Ticari araçlar %9 azalmış, otomobil üretimi %1 artmış ama ihracatta artış var. Demek ki yerli halk araba alamıyor ama yabancılar bizden almaya devam ediyor. Bir de şu ÖTV indirimi dedikoduları var, ama hükümetten net bir şey yok. O yüzden kimse “Şimdi mi alayım, bekleyeyim mi?” bilmiyor.
Bu arada, hükümetin yeni vergi planları konuşuluyor. “Dolaylı vergiler artırılabilir mi?” sorusu gündemde. Yani, daha fazla KDV mi gelir, yeni bir ek vergi mi? Bekleyip göreceğiz. Ama halkın cüzdanı zaten fitness yapıyor: Her geçen gün daha da inceliyor!
Peki, Bundan Sonra Ne Olacak?
Enflasyon düşse bile biz kolay kolay hissetmeyeceğiz. Çünkü düşmesi demek fiyatların ucuzlayacağı anlamına gelmiyor, sadece artık eskisi kadar hızlı artmayacak demek. Faizler yüksek kalmaya devam edecek, kredi çekmek zorlaşacak. Bankalar zaten eskisi gibi elini kolunu sallayan herkese kredi vermiyor. Döviz ve altın yatırımcıları biraz daha dikkatli olacak ama belirsizlik devam ettikçe, Türk halkı altından vazgeçmeyecek. Vergi konusunda yeni düzenlemeler gelirse, alım gücü biraz daha daralabilir. Devletin mali disiplini sağlamak için attığı adımlar bizi nasıl etkileyecek, henüz belli değil. Otomotiv ve emlak sektörlerinde belirsizlik sürecek. Özellikle faizler yüksekken konut kredileri eskisi kadar cazip olmayacak.
Son Söz: Ekonomi Bir Satranç Oyunu
Türkiye ekonomisi şu an bir satranç tahtası gibi: Hangi hamleyi yapacağımız önemli. Ama halk olarak biz çoğu zaman piyon pozisyonundayız. Hükümet ve büyük yatırımcılar hamle yaparken biz sadece seyrediyoruz.
Tabii ki her oyunun bir kazananı olur, ama bizim oyunda kurallar sürekli değişiyor. Bir gün “büyüme harika” diyoruz, ertesi gün “tasarruf yapmalıyız” diye uyarı alıyoruz. Vergiler artınca “bu son zam” deniyor ama sonra yeni bir vergiyle tanışıyoruz. İşte biz de bu ekonomik satranç tahtasında, ileri geri hareket ederken bir yandan da “şah mat olmadan” nasıl yaşarız diye hesap yapıyoruz. Sonuçta ekonomi sadece rakamlar değil, biraz da dayanıklılık meselesi. Peki, dayanıklı mıyız? Şimdilik cebimizde ne kaldığını tekrar kontrol ederek öğrenebiliriz. Ve eğer sonuç tatmin edici değilse, belki de ekonomide kazanmak için yeni bir strateji belirlemenin zamanı gelmiştir.


























