Piyasalarda artık sadece bilanço okumak ya da trend takip etmek yetmiyor.
2025’e geldiğimizde, yatırım kararlarının arka planında çok daha karmaşık bir denklem var: dalgalanan makroekonomi, artan küresel riskler ve her geçen gün daha görünür hale gelen bir faktör daha var ki o da yatırımcının kendisi.
2024’ün sonunda bakiyeli yatırımcı sayısı 10,65 milyondu. Ocak 2025 itibarıyla bu rakam 10,67 milyon ile yatay seyrederken, 1 Temmuz verisi bu dengeyi bozdu: 10,44 milyona düşen yatırımcı sayısı yılbaşına göre %2,2’lik bir çekilmeye işaret ediyor. Ancak aynı dönemde portföy büyüklüğü 2,4 trilyon TL’nin üzerinde kaldı, Borsa İstanbul’un toplam piyasa değeri ise 22,47 trilyon TL seviyesinde. Aslında para hala içeride ama yatırımcının bakışı artık daha mesafeli.
Bu parametreleri değerlendirirken yalnızca veriye değil, davranışsal dinamiklere de eğilmek gerekiyor. Son dönemde ekrandan biraz uzaklaşıldı ama piyasadan henüz kopulmadı. Çünkü yatırımcı, bu kez yalnızca fiyatları değil, kendi duygularını da izlemeye başladı.
Türkiye’de Yatırımcı Duruşu Değişiyor
2025’in ilk çeyreğinde Borsa İstanbul’da işlem hacmi yaklaşık %12 azaldı. Sayılar hacimdeki zayıflığı, duygular ise stratejideki kırılganlığı yansıtıyor. Artık mesele yalnızca ne alındığı değil ne kadar süre elde tutulabildiğiyle de ilgili.
Uzun vadeli pozisyonlar yerini daha kısa süreli manevralara bırakıyor. Portföyler yeniden yapılandırılırken yatırımcılar, fırsat kadar zamanlamaya da odaklanıyor. Bu da doğrudan güven kaybı değil, temkinli kalma döneminin habercisi olarak yorumlanabilir. Piyasanın kendisine değil belki ama piyasaya nasıl yaklaşılacağına dair fikirler değişiyor.
Yatırım Akımları: Gelgitler Hala Güçlü
27 Haziran haftasında yurt dışında yerleşik yatırımcıların Türkiye portföylerine yaklaşık 942 milyon dolarlık giriş olduğu görülüyor. Özellikle hisse senedi tarafında yaşanan 247 milyon dolarlık artış, bir önceki haftadaki 109 milyon dolarlık çıkış düşünüldüğünde oldukça dikkat çekici. Bu dalgalanma, yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışının ne kadar hızlı değişebildiğini ve dış gelişmelere karşı hassasiyetin hâlâ yüksek olduğunu gösteriyor.
Teknoloji: Hız mı, Tetik mi?
Algoritmik platformlar ve robo-danışmanlar, yatırımcıya hız ve erişim kolaylığı sağlıyor. Ancak bilgi akışının bu denli yoğunlaştığı bir ortamda, karar almak bazen hız tuzağına dönüşebiliyor. Yanıltıcı sinyaller ya da aceleyle verilen emirler, yatırımcının duygusal dayanıklılığını test ediyor.
Teknoloji doğru kullanıldığında güçlü bir rehber olabilir. Ama kaptan koltuğu hala yatırımcının kendisinde olmalı.
Yatırımcının En Sessiz Ortağı: Duygular
Yatırım kararları artık sadece matematiksel hesaplardan ibaret değil; aynı zamanda duygusal refleksler ve psikolojik önyargılar tarafından şekilleniyor. Klasik ekonomik modellerde “homo economicus” yani tamamen rasyonel ve bilgiye dayalı karar alan yatırımcı idealize edilirken, gerçek dünyada yatırımcılar kaygı, heyecan ve korku gibi duyguların etkisi altında hareket ediyor. Bu durum, piyasa hareketlerinin öngörülebilirliğini zorlaştırıyor ve yatırımcıların karar süreçlerinde psikolojik farkındalığın önemini artırıyor. Yatırımcı için piyasada tutunmak artık sadece matematik değil, bir psikoloji oyunudur. Bugünün yatırımcısı için başarı, artık sadece bilgiyle değil; duygusal farkındalıkla da ölçülüyor. Pozisyona neden girildiğini bilmek, zarar kes seviyesini önceden belirlemek, gerektiğinde pozisyondan çıkabilmek… Bunlar artık teknik değil, zihinsel kaslar.
KKM Biterken Güven Arayışı Başlıyor
2021 sonunda devreye alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM), bir süreliğine dövize olan talebi baskıladı. Ancak zamanla bu sistem, sadece bireysel yatırımcının değil, para politikasının da merkezine yerleşti. 2025’te kademeli olarak sona erdirilen KKM, artık yeni hesap açılımlarına ve tüzel yenilemelere kapalı.
Bu teknik değişiklik aslında daha büyük bir zihinsel geçişin işareti. Yatırımcı, uzun süre kamunun sunduğu kur garantisine yaslanarak riskin büyük kısmını devlete devretti. Şimdi ise yeniden karar alması, risk alması ve riskle yaşaması bekleniyor. KKM sonrası belirsizlik, yatırımcıların TL’ye güvenini test ediyor.
Yatırımcı TL’ye olan güveni mi, yoksa alternatiflerden kaçınma eğilimi mi ön planda? Bu soru, 2025 yatırımcısının kararlarında belirleyici olacak.
Küresel Rüzgarlar, Yerel Limanları Zorluyor
Fed’in 2025’te toplamda 75 baz puanlık faiz artışı sinyali, gelişmekte olan piyasalar için yeni bir baskı katmanı yarattı. Sermaye akımlarındaki yön değişikliğiyle birlikte de Borsa İstanbul’daki yabancı payı %30’un altına geriledi. Orta Doğu’daki tansiyonun yükselmesiyle Petrol fiyatları Haziran ortasında %20’ye yakın artış gösterdi, Temmuz başında ise 68 dolar civarında dengelenmişti. OPEC+ kararları, Çin’in yavaşlayan büyüme temposu ve bölgesel jeopolitik gerilimler, enerji maliyetlerinin de yönünü belirsiz kılıyor.
Tüm bu gelişmeler, Türkiye’de döviz kurunu ve enflasyon beklentisini yukarı çekerken, yatırımcı psikolojisini de etkiliyor. Kurumsal fonlar daha seçici, bireysel yatırımcılar ise daha içe kapanık bir strateji izliyor.
Sonuç: Yeni Kurallar, Eski Sınavlar
2025’in yatırım dünyasında çok şey değişiyor gibi görünebilir. Ancak risk yönetimi, bilgi kadar duygunun da kontrol edilmesi, küresel dalgalarla baş etmenin yerel strateji üretmekle mümkün olduğu gibi ilkeler hala önemini koruyor.
2025’in yatırımcısı için artık tek bir cevap yok. Ama doğru sorular hala işe yarıyor. Finansal okuryazarlık kadar, duygusal disiplin ve dayanıklılık, psikolojik yönetim günümüz yatırımcılarının vazgeçilmez becerileir arasında yer alıyor.
Yatırım bir tahmin değil, bir süreçtir. Bu süreci anlamak, sadece veri okumakla değil; doğru soruları sormakla başlar: Bu pozisyon neden var? Hangi varsayıma dayanıyor? Neyi ölçüp, neyi bekleyeceğim? Ne zaman rotayı yeniden çizeceğim?
KAYNAK
https://spk.gov.tr/ihrac-verileri/
https://www.mkk.com.tr/
https://www.hmb.gov.tr/