Cumhuriyet tarihimizin en ağır krizi tetiklenmiş olabilir mi?
Türkiye ekonomisine ilişkin son veriler, bu yılın ikinci yarısı ve sonrasında neler yaşanabileceği konusunda pek bir şey söylemiyor. Piyasa eğilimleri ise geleceğe ilişkin beklentilerdeki olumsuzlaşmanın önemli bir kısmını görmezden gelmeye devam ediyor ve fiyatlanmasını düşünmek bile istemiyor. Mayıs ayı Ekonomik Güven Endeksindeki yüzde 4.9 oranındaki gerilemenin, endişelerdeki tırmanışı yansıtmaktan çok uzak olduğu biliniyor,Türk lirasının değerindeki seri yıpranmayı ve beklentiler üzerinde yarattığı tahribatı azaltabilmek için, faizler sert bir şekilde yükseltildi. Başka bir deyişle, gelişmelerin kontrolden çıkmaya başladığını geç te olsa kabullenmek zorunda kalan Siyasi irade bir süre için önceliklerin değişmesini kabullenmek durumunda kaldı. Bu teslimiyete rağmen döviz kurları mayıs ayı başındaki seviyelere dönemedi, enflasyon baskıları güçlendi.İFLAS RİSKİNE DİKKATSeçim sonrasında zam yağmuru bekleniyor; bu nedenle temmuz sonu itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 14 düzeyine ulaşabileceği beklentisi yaygınlaşıyor. Bu durumda faizlerdeki yükselişin kalıcı olacağını veya daha da yükseltilmesi gerekebileceğini, makroekonomik görünümün hızla bozulacağını ve güven bunalımını yıkıcı olabilecek düzeylere sıçratabileceğini hesaba katmak gerekiyor.Başka bir deyişle, fiyatlardaki istikrarsızlaşma baskısını azaltmak adına finansal istikrarsızlaşmaya yol veriliyor; yapısal reformların seçim sonrasında devreye gireceği varsayımına dayalı masallarla bu olumsuzluğun üzerini örtmek konusunda çaba harcanıyor. Katlanılabilir olandan görece daha yüksek faiz, paranın devir hızını seri bir şekilde düşürür; bu olmaya başladığında ekonomi nefes almakta zorlanır, özellikle iç pazara yönelik sektörlerde seri iflas riski tehlikeli olmaya başlar ve istikrarsızlaşma eşliğinde farklılaşmış çıkar çatışmaları sahne almaya başlar.BAŞKA SEÇENEK BIRAKMADISorunlu kredi hacmindeki artış mali sektörü ve kamu nakit açığındaki hızlı sıçramalar kamu kesimini kırılganlaştırır. Kaynak sıkıntısı giderek büyür ve kısır döngüye dönüşür, bugün çok konuşanların sesi kısılır ve kaybedecek hiçbir şeyleri kalmayanların çığlıkları eğilimler üzerinde belirleyici olmaya başlar.2000 yılı Kasım ile 2001 Şubat ayları arasında ve sonrasında yaşananlar, anlatmaya çalıştığımız tehlike açısından nispeten küçük bir örnektir. Enflasyon baskıları kontrolden çıkmasın ve bilançolardaki yıpranma hızlanmasın diye, 2000 yılı Kasım ayında döviz kurları dalgalanmaya bırakılmamış ve faizler gerektiği kadar yüksek tutulmuştu; tüm kesimlerdeki yıpranma hızlanınca, 2001 Şubatında tersini yapmak zorunlu hale gelmişti. Olumsuz küresel koşullar başka seçenek bırakmamıştı.KÖTÜYE GİDİŞ BÖYLE DURMAZYüksek faiz paranın devir hızını düşürür, nakit ihtiyacını artırarak her türlü varlık değerini eritir; alacakların tahsili çok zorlaşır ve bilançoların çok uzun olmayan bir sürede batık hale gelmesine sebep olur. Ekonomi daralmaya ve işsizlik kontrolsüz bir şekilde artmaya başlar. İktidarda kim var ise hızla yıpranır ve riskten kaçınma eğilimi yıkıcı olabilecek şekilde güçlenir. Sürecin tümü çok ciddi ve yıkıcı bir krizdir, adının konmamış olması yaşanacakları etkilemez.Siyasi irade ve sistemi oluşturan kurumsal yapı ne kadar inkar eder ise etsin, nisan ayının son haftasından bu yana yaşadıklarımızın adı bellidir! Aksi yöndeki tüm çabalara rağmen, Baskın Seçim tercihi Cumhuriyet tarihimizin en ağır krizini tetikleyerek fiilen başlatmış olabilir; tepkisel yaklaşımlar ile kötüye gidiş durdurulamaz! Küresel koşullar açısından mucizevi bir düzelme olmaz ve ülkemize finansal kaynak akını başlamaz ise, giderek olumsuzlaşan bir süreç bizi bekliyor olabilir.Geride bıraktığımız hafta içinde küresel ölçekte yaşanan ve bizimle pek ilgili değilmiş gibi gösterilen bazı gelişmeler, bu yılın ikinci yarısında yaşayacaklarımız açısından önemlidir! Güvenli liman arayışının ön plana çıkması, İtalya’ya ilişkin belirsizliklerin kontrol altına alınamaması, kömür ve alüminyum üzerinde ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi türünden gelişmeler olumlu düşünebilmeyi olanaksızlaştırıyor!
EKONOMİ
Yayınlanma: 02 Haziran 2018 - 14:16
Güncelleme: 02 Haziran 2018 - 14:26
Uğur Civelek Yazdı
EKONOMİ
02 Haziran 2018 - 14:16
Güncelleme: 02 Haziran 2018 - 14:26












































