Şimdi ise birkaç saniye içinde dünyanın herhangi bir konusuna ilişkin bilgiye ulaşabiliyoruz. Tam bir dilemma! Öğrenmek hiç olmadığı kadar kolaylaştı ama öğrenmeye karşı isteksizlik ve yorgunluk da hiç olmadığı kadar arttı.Yapay zekâ çağının en görünmez krizlerinden biri belki de bu. Hepimiz biraz öğrenme yılgınlığı yaşıyoruz.
Işık TunçelDünya Ekonomik Forumu (WEF) ve McKinsey verileri, becerilerin kullanım ömrünün hızla kısaldığını gösteriyor. Geçmişte bir uzmanlık alanı onlarca yıl boyunca geçerliliğini korurken, bugün genel becerilerin ömrü beş yılın altına, teknoloji odaklı becerilerin ömrü ise iki-üç yıla kadar gerilemiş durumda. İnsan zihni doğal olarak şu soruyu soruyor:
"Nasıl olsa birkaç yıl sonra geçerliliğini yitirecekse neden öğreneyim?"
Sanırım öğrenme yılgınlığının başlangıç noktası tam olarak burası.Herşeyin olduğu gibi öğrenmenin de değeri değişiyor.Karl Marx'ın ortaya koyduğu kullanım değeri ve değişim değeri ayrımı bugün hiç olmadığı kadar anlamlı.Örneğin Fransızca öğrenmek eskiden hem kişisel gelişim hem de kariyer açısından önemli bir avantajdı. yapay zekâ destekli çeviri araçlarının gelişmesiyle bu becerinin ekonomik değeri kısmen azaldı. Ancak Fransızca bilmenin kültürel dünyamızı genişletme, farklı düşünce biçimlerini anlama ve yeni kaynaklara erişme gibi kullanım değeri hâlâ yerinde duruyor.Yapay zekâ çağında yeniden sormamız gereken soru bu bilgiyi para kazanmak için mi öğreniyorum, hayatı daha derin anlamak için mi? olabilir. Çünkü ikinci sorunun cevabı hâlâ güçlü....
En can alıcı yere gelirsek; değişmeyecek tek şey belki de
öğrenmek değil, unutabilmek olsa gerek.
Yapay zekâ çağının en önemli becerilerinden biri yeni şeyler öğrenmekten çok, eski alışkanlıkları bırakabilmek olabilir.Araştırmalar "bedenleşmiş biliş" yaklaşımının öğrenme süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. İlginç biçimde fiziksel çevrede yapılan değişiklikler zihinsel dönüşümü de kolaylaştırabiliyor. Çalışma masasının yerini değiştirmek, farklı bir ortamda çalışmak, yeni rutinler oluşturmak gibi küçük görünen değişiklikler beynin eski düşünce kalıplarından çıkmasına yardımcı olabiliyor.Atalarımızın "tebdil-i mekânda ferahlık vardır" sözü belki de bugün nörobilim tarafından yeniden doğrulanıyor.Çünkü geleceğin sorunu bilgi eksikliği değil; gereksiz bilgileri ve artık işe yaramayan yöntemleri bırakabilmek olacak.Öğrenme yılgınlığının önemli sebeplerinden biri de mükemmeliyetçilik.
Eskiden bir konuda bilgi sahibi olmak için yıllar gerekiyordu. Şimdi ise yapay zekâ birkaç saniyede rapor hazırlayabiliyor, analiz yapabiliyor, çeviri gerçekleştirebiliyor.
Bu durum birçok kişide yetersizlik hissi yaratıyor.Oysa yapay zekâyı rakip olarak görmek yerine bir öğrenme koçu olarak görmek daha sağlıklı olabilir. Çünkü yapay zekâ cevap üretebilir ama merak edemez. Bilgi sunabilir ama amaç belirleyemez. Verileri analiz edebilir ama yaşam deneyimi oluşturamaz.
İnsanların gelecekteki değeri bilgi depolama kapasitesinden değil; soru sorma, ilişki kurma, anlam üretme ve yaratıcı düşünme becerilerinden gelecektir.Yapay zekâ çağında ezbere dayalı eğitim modeli giderek anlamını kaybediyor.
Evde hazırlanan standart ödevlerin, doğrudan yanıt odaklı sınavların ve mekanik bilgi aktarımının sorgulanması gerekiyor. Dünyanın birçok yerinde eğitim kurumları programlarını yeniden tasarlamaya başladı. Artık önemli olan bilgiyi hatırlamak değil, bilgiyi yorumlamak, doğrulamak ve dönüştürebilmek.Geleceğin öğrencileri daha az ezber yapacak ama daha çok düşünecek.
Daha az not tutacak ama daha fazla problem çözecek.
Daha az bilgi biriktirecek ama daha fazla anlam üretecek.
Bir bakıma öğrenmenin amacı değişecek.Yapay zekâ çağında öğrenme yılgınlığıyla mücadele etmenin yolu daha fazla öğrenmeye çalışmak değil; öğrenmenin anlamını yeniden keşfetmekten geçiyor.
Her şeyi bilmek o kadar da değerli değil.
Ne öğrenileceğini seçebilmek.
Gerektiğinde unutabilmek.Yeni koşullara uyum sağlayabilmek.
Ve en önemlisi, merak duygusunu koruyabilmek.
Yapay zekâ birçok işi bizim yerimize yapabilir. Ancak hangi soruların peşinden gideceğimize, hangi hayalleri kuracağımıza ve hangi anlamları inşa edeceğimize hâlâ biz karar veriyoruz.Öğrenmeye devam edecek kadar meraklı, gerektiğinde yeniden başlayacak kadar cesur kalabilecek miyiz? Ne dersiniz?
Işık TunçelDünya Ekonomik Forumu (WEF) ve McKinsey verileri, becerilerin kullanım ömrünün hızla kısaldığını gösteriyor. Geçmişte bir uzmanlık alanı onlarca yıl boyunca geçerliliğini korurken, bugün genel becerilerin ömrü beş yılın altına, teknoloji odaklı becerilerin ömrü ise iki-üç yıla kadar gerilemiş durumda. İnsan zihni doğal olarak şu soruyu soruyor:"Nasıl olsa birkaç yıl sonra geçerliliğini yitirecekse neden öğreneyim?"
Sanırım öğrenme yılgınlığının başlangıç noktası tam olarak burası.Herşeyin olduğu gibi öğrenmenin de değeri değişiyor.Karl Marx'ın ortaya koyduğu kullanım değeri ve değişim değeri ayrımı bugün hiç olmadığı kadar anlamlı.Örneğin Fransızca öğrenmek eskiden hem kişisel gelişim hem de kariyer açısından önemli bir avantajdı. yapay zekâ destekli çeviri araçlarının gelişmesiyle bu becerinin ekonomik değeri kısmen azaldı. Ancak Fransızca bilmenin kültürel dünyamızı genişletme, farklı düşünce biçimlerini anlama ve yeni kaynaklara erişme gibi kullanım değeri hâlâ yerinde duruyor.Yapay zekâ çağında yeniden sormamız gereken soru bu bilgiyi para kazanmak için mi öğreniyorum, hayatı daha derin anlamak için mi? olabilir. Çünkü ikinci sorunun cevabı hâlâ güçlü....
En can alıcı yere gelirsek; değişmeyecek tek şey belki de
öğrenmek değil, unutabilmek olsa gerek.
Yapay zekâ çağının en önemli becerilerinden biri yeni şeyler öğrenmekten çok, eski alışkanlıkları bırakabilmek olabilir.Araştırmalar "bedenleşmiş biliş" yaklaşımının öğrenme süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. İlginç biçimde fiziksel çevrede yapılan değişiklikler zihinsel dönüşümü de kolaylaştırabiliyor. Çalışma masasının yerini değiştirmek, farklı bir ortamda çalışmak, yeni rutinler oluşturmak gibi küçük görünen değişiklikler beynin eski düşünce kalıplarından çıkmasına yardımcı olabiliyor.Atalarımızın "tebdil-i mekânda ferahlık vardır" sözü belki de bugün nörobilim tarafından yeniden doğrulanıyor.Çünkü geleceğin sorunu bilgi eksikliği değil; gereksiz bilgileri ve artık işe yaramayan yöntemleri bırakabilmek olacak.Öğrenme yılgınlığının önemli sebeplerinden biri de mükemmeliyetçilik.
Eskiden bir konuda bilgi sahibi olmak için yıllar gerekiyordu. Şimdi ise yapay zekâ birkaç saniyede rapor hazırlayabiliyor, analiz yapabiliyor, çeviri gerçekleştirebiliyor.
Bu durum birçok kişide yetersizlik hissi yaratıyor.Oysa yapay zekâyı rakip olarak görmek yerine bir öğrenme koçu olarak görmek daha sağlıklı olabilir. Çünkü yapay zekâ cevap üretebilir ama merak edemez. Bilgi sunabilir ama amaç belirleyemez. Verileri analiz edebilir ama yaşam deneyimi oluşturamaz.
İnsanların gelecekteki değeri bilgi depolama kapasitesinden değil; soru sorma, ilişki kurma, anlam üretme ve yaratıcı düşünme becerilerinden gelecektir.Yapay zekâ çağında ezbere dayalı eğitim modeli giderek anlamını kaybediyor.
Evde hazırlanan standart ödevlerin, doğrudan yanıt odaklı sınavların ve mekanik bilgi aktarımının sorgulanması gerekiyor. Dünyanın birçok yerinde eğitim kurumları programlarını yeniden tasarlamaya başladı. Artık önemli olan bilgiyi hatırlamak değil, bilgiyi yorumlamak, doğrulamak ve dönüştürebilmek.Geleceğin öğrencileri daha az ezber yapacak ama daha çok düşünecek.
Daha az not tutacak ama daha fazla problem çözecek.
Daha az bilgi biriktirecek ama daha fazla anlam üretecek.
Bir bakıma öğrenmenin amacı değişecek.Yapay zekâ çağında öğrenme yılgınlığıyla mücadele etmenin yolu daha fazla öğrenmeye çalışmak değil; öğrenmenin anlamını yeniden keşfetmekten geçiyor.
Her şeyi bilmek o kadar da değerli değil.
Ne öğrenileceğini seçebilmek.
Gerektiğinde unutabilmek.Yeni koşullara uyum sağlayabilmek.
Ve en önemlisi, merak duygusunu koruyabilmek.
Yapay zekâ birçok işi bizim yerimize yapabilir. Ancak hangi soruların peşinden gideceğimize, hangi hayalleri kuracağımıza ve hangi anlamları inşa edeceğimize hâlâ biz karar veriyoruz.Öğrenmeye devam edecek kadar meraklı, gerektiğinde yeniden başlayacak kadar cesur kalabilecek miyiz? Ne dersiniz?
,


















































