Şirket yönetimi, şirkete fon verenler, paydaşlar yani mali tablolara erişebilenler için kriz finansal oranlar, bilanço verileri üzerinden bir şekilde okunabilir ve yorumlanabilirken, bu veriler maalesef anlık görülmemektedir ve nakit krizi, çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Bu durum genellikle küçük sinyallerle başlar, ama bu sinyaller maalesef çoğunlukla göz ardı edilir. Gelin hep beraber, işletmelerin nakit krizine girmeden önce verdikleri sinyalleri, sahada yaşanmış örneklerle irdeleyelim.
1. Maaşların Düzenli Ödenememesi
Maaşların zamanında ödenmesi, iş devamlılığının sağlanması, kadroların tutulabilmesi açısından oldukça önemlidir. Yetişmiş bir personelin kaybı, düzenin kaybıdır ve kolay kolay hiçbir işletmenin bunu tercih etmemesi gerekir. Bununla birlikte iyi niyetli işletmeler bu edimlerini mutlaka yerine getirmek istese de son dönemde bunu yerine getiremeyecek olan işletmeler çalışanları ile yollarını ayırma yoluna gitmektedir.
Geçenlerde mali verilerine bakıldığında son dönemi karla kapatan bir üretim firmasının yöneticisi ile görüşürken şöyle anlattı: 'Maaşı 5 gün geciktirince çalışanlar sorun etmiyor, ama 2. ay yine gecikince tabii huzursuzluk başlıyor. 3. ayda istifalar geliyor. Biz devam etmek istesek de bu durumu sürdürebilmemiz imkansız hale geldi. ' Bu durum sadece nakit değil, çalışan güveni kaybıdır. Nakit krizinin en belirgin erken sinyallerindendir. Daha sonra bu güven kaybı piyasaya, tedarikçilere, fon verenlere kadar sirayet edecektir.
2. Tedarikçilerin Vade Uzatmayı Reddetmesi
Üretim yapan bir tekstilci ile olan görüşmemizde, fon ihtiyacını görüştük. Daha önce vadeli, açık hesap alım yapabilen bu tekstilci artık piyasada şirketin iç nakit sıkışıklığını fark eden tedarikçilerin 'Bu sefer peşin gönderelim' dediğini anlattı. Maalesef, kulaktan kulağa yayılması ile işlerin iyi gitmediği hemen anlaşıldı. Çünkü mali verilere dahi yansımadan önce ödemesi geciken şirket ile ilgili duyum alan, ziyaretlerinde gözlem yapan tedarikçiler şirketteki olumsuz havayı ve ödeme güçlüğünü fark etmeye başlamıştı. Bu da alım koşullarını maalesef olumsuz etkiledi.
3. Banka Limitlerinin Sürekli Dolması
Finans departmanının maalesef tek gündemi, günü kurtarmak olan ve ihracat da yapan bir yüksek teknoloji firması, vadeleri oldukça uzatıyor ve özellikle de açık hesap ödemelerini maalesef kaynak sıkıntısından hep geciktiriyordu. Bunun nedeni ortakların özkaynak koymamasına ek olarak Banka limitlerinin de ağzına kadar dolu olmasıydı. Ekstra bir ödeme için kaynak bulamıyordu. Sadece günü yüzdürüyordu. Bu durum, kriz moduna girildiğinin bariz işaretiydi.
4. Dökme su ile değirmen döndürmek: Günlük Tahsilatla Günlük Ödeme Yapılıyor Olması
Kaynağa erişimin kısıtlı ve maliyetli olduğu bu dönemde, bir gıda tedarikçisi, sabah aldığı ödemelerle öğleden sonra nakliye ve personel giderlerini karşılamaya başlamıştı. Maalesef böyle bir ortamda tahsilat bir gün geciktiğinde zincir kırılır, ürün sevkiyatları aksar, müşteri memnuniyeti düşer ve firma piyasadan silinir.
5. Patronun Kişisel Kaynaklarını Şirkete Aktarması
Bu iyi niyetli bir yönetime örnek olsa da maalesef palyatif önlemler şirket yönetiminde o an için ateşi düşürür ancak hastalığı tedavi etmez. Bir sanayi işletmesinde patron, eşi adına kayıtlı arabayı satarak işçilerin maaşını ödedi. O ay kriz atlatıldı ama 3 ay sonra firma konkordato ilan etti. Çünkü kriz anlık değil, yapısaldı.
6. Yeni Sipariş Almaktan Kaçınma
Bir yazılım firması, büyük bir kurumsal müşteriden proje aldı ama ön yatırım maliyetini karşılayacak nakdi olmadığından siparişi geri çevirdi. O projeyi alan rakip, sektörde yükselişe geçti. Nakit sıkıntısı sadece finansal değil, stratejik fırsatların da kaybına yol açtı.
Sonuç: Kriz Gelmeden Önce Konuşur
Nakit krizinin sinyalleri, işletmenin günlük akışında kendini gösterir. Maaşlar, çekler, tedarikçi ilişkileri, banka limitleri... Bunların hepsi birer erken uyarıdır. Bu uyarıları zamanında fark eden işletmeler, kriz gelmeden önlem alabilir. Göz ardı edenler ise krizle yüzleşmek zorunda kalır.
Yorumlar
Kalan Karakter: