Sorular Aynı, Cevaplar Değişti
Einstein’ın meşhur bir hikâyesi vardır. Princeton Üniversitesi’nde sınav sorularını hazırlarken asistanı sorar:
“Hocam, bu sorular geçen yılkiyle aynı.”
Einstein cevap verir:
“Evet, sorular aynı ama cevaplar değişti.”
İşte biz de tam olarak böyle bir dönemin içindeyiz. Sorular aynı:
Enflasyon nasıl yönetilir?
Şirketler nasıl büyür?
Nakit akışı nasıl sağlanır?
Ama cevaplar artık farklı. Çünkü dünya değişti, Türkiye değişti, iş dünyası değişti.
Geçmişte %10 -15 enflasyonla yaşarken aldığımız kararlar bugün %50’lerde işe yaramıyor. Dün kira çarpanına bakmadan 10 Milyon TL verip “kelepir” diye ev alan arkadaş, bugün kar çarpanına bakınca 25-30 yıl amortisman süresiyle borca saplanıyor. Halbuki tek bir hesap yapması yeterliydi: yıllık kira getirisi / ev fiyatı. İşte finansal okuryazarlık tam da budur.
Geçenlerde bir toplantıda “Karımız çok yüksek” dediler. Peki “Hangi kâr?”
Brüt kâr mı, operasyonel yani faaliyet kârı mı, FAVÖK mü, yoksa dipteki net dönem kârı mı?
Ortak bir dil de henüz oluşmadığı için hep böyle anlarda herkes birbirine bakar. Oysa Dünya gerçekleri ile uyuşmak için herkesin aynı finansal dili konuşması şart. Stratejik finans yani finansal yönetim dediğimiz şey de budur: aynı yöne bakarken aynı şeyi anlayabilmektir.
Bugün şirketleri sadece gelir tablosuna ya da bilançoya bakarak yönetemezsiniz. Çünkü esas mesele operasyonel kârlılıktır. Alacaklarınızı 20 gün geç tahsil etseniz, borcunuzu 20 gün erken ödeseniz, %50 faiz ortamında sadece 20 günde 3 puan(%3) kârınızı eritir.
Einstein’ın dediği gibi, sorular aynı ama cevaplar değişti. Bizim de cevaplarımızı değiştirmemiz lazım. Yoksa geçmişin reçeteleriyle bugünün hastalığını tedavi etmeye çalışırız.
Yorumlar
Kalan Karakter: