Ekonominin birinci çeyrekte %7.4 büyüme sağlaması hükümet tarafından göklere çıkartıldı, ancak bu performansın sorunları derinleştirmekten başka bir sonucu olmayacağı söylenmiyor. […]Ekonominin birinci çeyrekte %7.4 büyüme sağlaması hükümet tarafından göklere çıkartıldı, ancak bu performansın sorunları derinleştirmekten başka bir sonucu olmayacağı söylenmiyor. Nitekim Nisan’da cari açık tahmin edilen GSYİH’in takribi %6.5’yla finanse edilmesi güç bir boyuta erişti.Büyümenin zıvanadan çıkıp Türkiye’yi yol kazasına sürüklediğini sezen Mehmet Şimşek, “”yılın ikinci yarısında yumuşak iniş yapacağız” diyerek piyasalara rahatlatıcı mesaj verdi. Türkiye için yumuşak için yok. Burun üstü çakılma ve akabinde banka ve özel sektörün balyozla paramparça olan bilançosunu toparlama günleri var.Büyüme ve özel sektör sağlığının en önemli öncü göstergesi olan kredi hacmi genişlemesi Haziran’ın ilk haftasında %16’ye gerilerken, özel bankalar da krediyi kesti. Kamu bankaları kapıdan giren herkese kredi verirken, özel bankalar niye kepenk indirdi, hiç düşündünüz mü? Krediler yavaşlıyor, ekonomi tökezleyecek
1 Haziran haftasında haftalık %1 gerileyen toplam kredi hacmi, yılbaşından o güne %11.9, son bir yılda %23, TCMB’nin ivmeyi takip ettiği 13 haftalık hareketli ortalamada ise %16.2 büyüdü.Yıllık ve yılbaşından bu yana kredi büyümesi güçlü bir ekonomik performansla tutarlı nitelikte. Fakat kredilerin temposunu ölçen 13 haftalık hareketli ortalama barometresi ekonomin yakında burun üstü çakılacağını fısıldıyor. Haziran itibarıyla Y/Y %13’e varması beklenen TÜFE’den arındırılan kredi hacmi net olarak %3 civarında genişliyor ki, ilerde GSYİH’nin bu rakamın çok altında büyüyeceğinin somut bir işareti.AÇIKLAMA: Kredi ve büyüme ilişkisiTürkiye gibi hem kamu, hem de özel sektörün kredi bağımlısı olduğu bir ekonomide, kredi hacminin senede en az (hedeflenen, arzulanan) nominal GSYİH artı ”finansal derinleşme” tahmini olan %5 büyümesi gerekir ki, ekonomi normal seyrini sürdürebilsin.Finansal derinleşme işgücüne katılan veya yeni refaha erişen vatandaşların finans sistemini kullanmaya başlaması demek. Bu hesaba göre, %7 büyümeyi sürdürmek için %25 civarında bir kredi ivmesi gerekir ki, Haziran başında tempo bu oranın yarısına geriledi.Tüketici kredilerinde belirgin yavaşlamaKredi cephesinde sorun tek değil. Ekonominin lokomotifi özel tüketim. Nitekim 1Ç2018’de ekonomiyi çift hanede artan hanehalkı harcamaları sırtladı. Ama tüketici kredileri yılbaşından bu yana sadece %5 büyürken, ivme ise %13 enflasyondan arındırılmış bazda ekside! Tüketici artık konut, araba, mobilya gibi krediyle satılan mallara erişemiyor, ya da harcamak istemiyor. Nedeni de basit. Basit yıllığı %20’ye varan kredi faizi ve harcanabilir gelirin %50’ne varan borçluluk oranı iştahı bitirdi. Özel bankalar kredi vermiyor
Yukarda sunduğumuz grafik bir ibret vesilesi. Kamu bankalarının 13 haftalık hareketli ortalamayla ölçülen kredi temposu yılık %30’u aşarken, özel bankalarınki %10’un altına inmiş!Kamu bankalarının piyasa faizi altında, hükümet emriyle “yönlendirilmiş” kredi sağladığını herkes biliyor. Peki, özel bankalar niye rekabetten vazgeçti?Nedenlerini sıraladığımızda acı gerçekler ortaya çıkıyor:Halen %15’i aşan mevduat faizlerinin yazın %16-17’ya vuracağı Bu durumda bankalar kredilerden zarar edecek. “Piyasa faizlerinde” kredi talebi yok. Banka zararına işlem yaparsa, kuruluş ve vatandaşlar alıcı oluyor. Bir başka deyişle, kamu bankaları her kredide görev zararı yazıyor. Özel ve yabancı sermayedarları olan özel bankalar bu intihar yarışına katılmıyor. Fitch ve Moody’s haklı. Resesyon yaklaştıkça, firmaların ödeme gücü azalıyor. Özeller kredilerin döneceğinden emin değil. %3 takipteki kredi yalan. BDDK ve T. Bankalar Birliği “batık” (bankacılık deyimiyle “takipteki”) kredilerin toplamın sadece %3’ü olduğunda ısrarlı, ama kimse inanmıyor. Piyasalarda batıkların toplam aktiflerin %6-10’na yükseldiği duyumları var.
Türkiye bu darboğazdan çıkamazNedenleri yazalım. Önce Akbank’ın haftalık raporundan:YP mevduat, firma borç geri ödemelerinin de etkisiyle 2017 yılı 3. çeyreğine kadar hızlı büyüdükten sonra, yavaşlamıştır ancak dolarizasyon artıştadır. YP borçlanmaya getirilen düzenlemelerle, bu eğilimde azalış görülmesi beklenmekte. TL mevduat artış ivmesi yavaşlamaktadır. (Yani TL mevduat yok ki kredisini veresin).Ayrıca bankaların dış borçlanması da çok zayıf. İş Bankası Araştırma şöyle yazıyor:Nisan’da yurt dışından temin edilen kredilerin detayına bakıldığında bankacılık ve bankacılık dışı sektörlerin gerek kısa vadede gerekse uzun vadede net kredi kullanıcısı oldukları görülüyor. Bankacılık sektörü 4,3 milyar USD’lik uzun vadeli borçlanmasıyla öne çıkarken, diğer sektörler de bu dönemde uzun vadede yurt dışından 1,6 milyar USD kredi kullanımı gerçekleştirdi. İlgili sektörlerin Nisan ayında 12 aylık kümülatif verilere göre, uzun vadeli borç çevirme oranları sırasıyla %105 ve %128 oldu.Aynı kuruluşun Kasım 2015 ödemeler dengesi raporu:12 aylık kümülatif verilere göre Kasım’da bankaların ve banka dışı sektörlerin uzun vadeli borç çevirme oranları yukarı yönlü seyrini sürdürerek sırasıyla %340 ve %160 seviyesinde gerçekleşmiştir.
1 Haziran haftasında haftalık %1 gerileyen toplam kredi hacmi, yılbaşından o güne %11.9, son bir yılda %23, TCMB’nin ivmeyi takip ettiği 13 haftalık hareketli ortalamada ise %16.2 büyüdü.Yıllık ve yılbaşından bu yana kredi büyümesi güçlü bir ekonomik performansla tutarlı nitelikte. Fakat kredilerin temposunu ölçen 13 haftalık hareketli ortalama barometresi ekonomin yakında burun üstü çakılacağını fısıldıyor. Haziran itibarıyla Y/Y %13’e varması beklenen TÜFE’den arındırılan kredi hacmi net olarak %3 civarında genişliyor ki, ilerde GSYİH’nin bu rakamın çok altında büyüyeceğinin somut bir işareti.AÇIKLAMA: Kredi ve büyüme ilişkisiTürkiye gibi hem kamu, hem de özel sektörün kredi bağımlısı olduğu bir ekonomide, kredi hacminin senede en az (hedeflenen, arzulanan) nominal GSYİH artı ”finansal derinleşme” tahmini olan %5 büyümesi gerekir ki, ekonomi normal seyrini sürdürebilsin.Finansal derinleşme işgücüne katılan veya yeni refaha erişen vatandaşların finans sistemini kullanmaya başlaması demek. Bu hesaba göre, %7 büyümeyi sürdürmek için %25 civarında bir kredi ivmesi gerekir ki, Haziran başında tempo bu oranın yarısına geriledi.Tüketici kredilerinde belirgin yavaşlamaKredi cephesinde sorun tek değil. Ekonominin lokomotifi özel tüketim. Nitekim 1Ç2018’de ekonomiyi çift hanede artan hanehalkı harcamaları sırtladı. Ama tüketici kredileri yılbaşından bu yana sadece %5 büyürken, ivme ise %13 enflasyondan arındırılmış bazda ekside! Tüketici artık konut, araba, mobilya gibi krediyle satılan mallara erişemiyor, ya da harcamak istemiyor. Nedeni de basit. Basit yıllığı %20’ye varan kredi faizi ve harcanabilir gelirin %50’ne varan borçluluk oranı iştahı bitirdi. Özel bankalar kredi vermiyor
Yukarda sunduğumuz grafik bir ibret vesilesi. Kamu bankalarının 13 haftalık hareketli ortalamayla ölçülen kredi temposu yılık %30’u aşarken, özel bankalarınki %10’un altına inmiş!Kamu bankalarının piyasa faizi altında, hükümet emriyle “yönlendirilmiş” kredi sağladığını herkes biliyor. Peki, özel bankalar niye rekabetten vazgeçti?Nedenlerini sıraladığımızda acı gerçekler ortaya çıkıyor:Halen %15’i aşan mevduat faizlerinin yazın %16-17’ya vuracağı Bu durumda bankalar kredilerden zarar edecek. “Piyasa faizlerinde” kredi talebi yok. Banka zararına işlem yaparsa, kuruluş ve vatandaşlar alıcı oluyor. Bir başka deyişle, kamu bankaları her kredide görev zararı yazıyor. Özel ve yabancı sermayedarları olan özel bankalar bu intihar yarışına katılmıyor. Fitch ve Moody’s haklı. Resesyon yaklaştıkça, firmaların ödeme gücü azalıyor. Özeller kredilerin döneceğinden emin değil. %3 takipteki kredi yalan. BDDK ve T. Bankalar Birliği “batık” (bankacılık deyimiyle “takipteki”) kredilerin toplamın sadece %3’ü olduğunda ısrarlı, ama kimse inanmıyor. Piyasalarda batıkların toplam aktiflerin %6-10’na yükseldiği duyumları var.
Türkiye bu darboğazdan çıkamazNedenleri yazalım. Önce Akbank’ın haftalık raporundan:YP mevduat, firma borç geri ödemelerinin de etkisiyle 2017 yılı 3. çeyreğine kadar hızlı büyüdükten sonra, yavaşlamıştır ancak dolarizasyon artıştadır. YP borçlanmaya getirilen düzenlemelerle, bu eğilimde azalış görülmesi beklenmekte. TL mevduat artış ivmesi yavaşlamaktadır. (Yani TL mevduat yok ki kredisini veresin).Ayrıca bankaların dış borçlanması da çok zayıf. İş Bankası Araştırma şöyle yazıyor:Nisan’da yurt dışından temin edilen kredilerin detayına bakıldığında bankacılık ve bankacılık dışı sektörlerin gerek kısa vadede gerekse uzun vadede net kredi kullanıcısı oldukları görülüyor. Bankacılık sektörü 4,3 milyar USD’lik uzun vadeli borçlanmasıyla öne çıkarken, diğer sektörler de bu dönemde uzun vadede yurt dışından 1,6 milyar USD kredi kullanımı gerçekleştirdi. İlgili sektörlerin Nisan ayında 12 aylık kümülatif verilere göre, uzun vadeli borç çevirme oranları sırasıyla %105 ve %128 oldu.Aynı kuruluşun Kasım 2015 ödemeler dengesi raporu:12 aylık kümülatif verilere göre Kasım’da bankaların ve banka dışı sektörlerin uzun vadeli borç çevirme oranları yukarı yönlü seyrini sürdürerek sırasıyla %340 ve %160 seviyesinde gerçekleşmiştir. 












































