Erkin Şahinöz haftalık ekonomik görünüm raporunda gelişmiş ülkelerin mali krizin eşiğinde olduğunu ve bunun bulaşıcılık etkisine dair görüşlerini paylaştıTİM Danışmanlık tarafından yayınlanan Erkin Şahinöz’ün haftalık raporunda Amerika ve gelişmekte olan piyasalar cephesinde dair kriz yorumları dikkat çekiyor.Şahinöz’ün yurtdışı piyasalara dair görüşlerini paylaştığı raporunda ABD’den yayılan havaya ve gelişmekte olan ülkelerin mali krize ne kadar yakın olduğu ve bunun bulaşıcılığına dair yorumları eşlik ediyor.Şahinöz’ün raporundan gelişmekte olan piyasalar ve mali kriz görüşlerine dair haftalık görünüm değerlendirmeleri şöyle yer alıyor:Trump ve şürekasıSloganı ‘Önce Amerika’ydı. Toplumsal tabanda karşılık buldu. Yerleşik düzenin seçkinlerine öfkeli duygusal damarı ve beyaz milliyetçi dip dalgayı iyi yakaladı. Muhalif kanatta hizalanmış kim varsa, fareli köyün kavalcısı gibi peşine takmayı başardı. Amerikan emperyalizminin amentülerini reddederek seçmen desteğini almayı başardı.Kaybedenlerin Amerikası’nın Başkanı olacaktı. Başkan oldu, hem Amerika hem de dünya aklını kaybetti.Beyaz Saray’da izanın bir nebzesinden de olsa nasibini almış ne kadar bürokrat varsa tepeledi. Dövsen gitmeyecek pahalı danışmanlar bir bir kaçmaya başladı. İç siyasette baltayı her taşa vuran Trump, kendisini körü körüne hatta militanca destekleyen cenahta bile zemin kaybettiğini fark edince, çaresiz bir şekilde dümeni olabildiğince uçlara kırmaya başladı. Azledilme belasını savuşturmanın ve safları sıkı tutabilmenin tek yolu vardı, neocon’larla uzlaşmak ve dünyaya korku salmak.Bunun içindir ki dış politikada gerilimi tırmandırdı. Dünyada kabuk bağlamamış ne kadar yara varsa hepsini kaşımaya başladı. Önce Asya’daki mütemmim cüzüne dalaştı. Kuzey Korelilerin uğruna histeri krizi geçirdiği havyar düşkünü zatı muhterem Kim Jong’u kastediyoruz.Arkadan Katar, Rusya, Kudüs, Suriye krizleri geldi. Çelik ve alüminyum üzerinden ticaret savaşlarının fitilini ateşledi. Twitter hesabından Soğuk Savaş dönemini hortlatmaya bile kalkıştığına şahit olduk.Son olarak da P5+1 ile İran arasında 2015 yılında imzalanmış olan anlaşmayı tek taraflı feshettiğini müjdeledi tüm dünyaya. Trump’ın yeni Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Tahran’da rejim değişikliği hedefini açıkça ilan ettiği günlerdeyiz. Tarihten biliyoruz ki, freni patlayanın nerede duracağını kestiremezsiniz.Küresel krizHal böyle olunca “bunca jeopolitik risk fiyatlanıyor mu?” diye soruyor insan insiyaki olarak kendisine.
Göstergelere bakıp cevap bulmaya çalışıyoruz.Hemen yukarıda ABD Merkez Bankası Fed’in hazırladığı finansal stres endeksi bulunuyor. Gölgelendirilmiş dönemler ABD’nin tüm dünyaya kriz ihraç ettiği yılları gösteriyor. Sıfır (0) düzeyi finansal koşulların “normal”, sıfırın altı “gevşek=piyasa dostu” ve sıfırın üstü de “sıkı=piyasa düşmanı” olduğu anlamına gelir.Yüzde 3 eşiğinde “yılan dansı” yapan ABD 10 yıllık Hazine faizlerine ve yukarıda sıraladığımız bir dolu jeopolitik riske rağmen küresel finansal piyasalardaki koşulların halen ultra gevşek olması koca bir paradoks olarak duruyor karşımızda.Aşağıdaki grafikte görülüyor. Finans kapital gelişmiş ülke borsalarını rekor düzeylerde tutmaya devam ediyor.Ancak aynı finans kapital gelişen ekonomilere “şaşı” bakıyor. Ciddi bir ayrışma var. Gelişen ekonomilerdeki sıcak para zincirlerinden boşandı, önüne çıkan ne varsa yıkarak ilerliyor.Gelişenlerdeki yangının yakında gelişmişlere de sıçraması kaçınılmaz.
O günleri iyi biliriz. 1998, 2001, 2008-2009. Hiç kimsenin beklemediği anda başlar o dalga, önüne ne çıkarsa süpürüp atar. Kağıttan kule gibi devrilir her şey. Altında kalır ne varsa. Ne menem bir küresel finansal varlık balonunun içinde eşindiğimizi hangi metriğe bakarsa baksın görüyor akıl melekeleri hala yerinde olan her insan. İbretlik bir dönemden geçiyoruz, 2008 krizinin arifesini anımsatıyor öncü gösterge olarak referans aldığımız ne varsa.Kriz depremin bizzat kendisidirBir erken uyarı göstergesini de BofA Merrill Lynch paylaşmış geçenlerde. Önemli yatırım kuruluşlarından biridir, daha doğrusu oyun kuruculardandır.Krizden, savaştan, kaostan, emek sömürüsünden başka bir şey vadedemeyen kapitalizmin küresel ekonomiyi getirdiği yeri göstermesi açısından önemliydi. Pek tabii ki yüzlercesinden sadece biriydi.BofA, finansal dünya (borsa endeksleri) ile reel dünyayı (aynı borsa endekslerinde işlem görenlerin karları) birbirine oranlıyor, tarihin en yüksek seviyesinde olduğunu göstermeye çalışıyor ve uyarıyordu.Krizin ne olduğunu tanımlamak için çok fazla kelime sarf etmeye gerek yok. Kriz, depremin bizzat kendisidir. Reel dünya ile reel olmayan finansal dünya birbirinden uzaklaştıkça enerji birikir. Bu birikim öyle bir boyuta ulaşır ki artık zapt edemez sistem, ifrat halidir, taşıyamaz o yükü, engel olamaz büyük patlamaya.
Böyle çıkar ortaya mali krizler. Sanal zenginleşmelerin kaçınılmaz sonudur. Hayatın düzeltmesidir, ekosistemdeki aşırılıkların törpülenmesidir kriz. Ezcümle, bugün karşımızda duran da ta kendisidir. Kendisini iyi tanırız. Formülü sosyal laboratuvarlarda geliştirilmiş, Thatcher ve Reagen destekli, “zenginde pişer fakire biraz düşer” tabanlı mevcut ekonomik modelin ürettiği mutat global krizlerden birine çarpmak üzereyiz gene.Neoliberalizmle yaldızlanmış kapitalizm 2008-2009 kriziyle yıkılmıştı. Ölüyü mezardan çıkarma gayretiyle gelişmiş ülke merkez bankaları bol ve ucuz parayı boca etti üzerimize. Şimdi tanımsız ve tuhaf bir bulamacın içinde yüzüyoruz nereye gittiğimizden bihaber. Saçtıkları para her zaman ve her yerde altta kalan emekçiye gene uğramadı. Egemen sermayenin finansal varlıklarını şişirdikçe şişirdi. Şimdi hiçbir cevabın olmadığı yerdeyiz.Fed ürkek adımlarla faiz artırıyor ve bilanço küçültüyor, biliyor finansal varlık balonunun patlamak üzere olduğunu.Balona iğneyi batıranın bizzat kendisi olacağını çok iyi biliyor. Piyasalar açısından Ekim ayı tarihi bir yol ayrımı olacak. Ekim ayıyla birlikte Fed dolar likiditesini her ay 50 milyar dolar olacak şekilde (yıllık bazda 600 milyar dolara karşılık geliyor) küçültmeye başlayacak. Müjdelemiş olalım yaklaşan global krizi. Küresel piyasalar için zor günlerin eli kulağında.
Göstergelere bakıp cevap bulmaya çalışıyoruz.Hemen yukarıda ABD Merkez Bankası Fed’in hazırladığı finansal stres endeksi bulunuyor. Gölgelendirilmiş dönemler ABD’nin tüm dünyaya kriz ihraç ettiği yılları gösteriyor. Sıfır (0) düzeyi finansal koşulların “normal”, sıfırın altı “gevşek=piyasa dostu” ve sıfırın üstü de “sıkı=piyasa düşmanı” olduğu anlamına gelir.Yüzde 3 eşiğinde “yılan dansı” yapan ABD 10 yıllık Hazine faizlerine ve yukarıda sıraladığımız bir dolu jeopolitik riske rağmen küresel finansal piyasalardaki koşulların halen ultra gevşek olması koca bir paradoks olarak duruyor karşımızda.Aşağıdaki grafikte görülüyor. Finans kapital gelişmiş ülke borsalarını rekor düzeylerde tutmaya devam ediyor.Ancak aynı finans kapital gelişen ekonomilere “şaşı” bakıyor. Ciddi bir ayrışma var. Gelişen ekonomilerdeki sıcak para zincirlerinden boşandı, önüne çıkan ne varsa yıkarak ilerliyor.Gelişenlerdeki yangının yakında gelişmişlere de sıçraması kaçınılmaz.
O günleri iyi biliriz. 1998, 2001, 2008-2009. Hiç kimsenin beklemediği anda başlar o dalga, önüne ne çıkarsa süpürüp atar. Kağıttan kule gibi devrilir her şey. Altında kalır ne varsa. Ne menem bir küresel finansal varlık balonunun içinde eşindiğimizi hangi metriğe bakarsa baksın görüyor akıl melekeleri hala yerinde olan her insan. İbretlik bir dönemden geçiyoruz, 2008 krizinin arifesini anımsatıyor öncü gösterge olarak referans aldığımız ne varsa.Kriz depremin bizzat kendisidirBir erken uyarı göstergesini de BofA Merrill Lynch paylaşmış geçenlerde. Önemli yatırım kuruluşlarından biridir, daha doğrusu oyun kuruculardandır.Krizden, savaştan, kaostan, emek sömürüsünden başka bir şey vadedemeyen kapitalizmin küresel ekonomiyi getirdiği yeri göstermesi açısından önemliydi. Pek tabii ki yüzlercesinden sadece biriydi.BofA, finansal dünya (borsa endeksleri) ile reel dünyayı (aynı borsa endekslerinde işlem görenlerin karları) birbirine oranlıyor, tarihin en yüksek seviyesinde olduğunu göstermeye çalışıyor ve uyarıyordu.Krizin ne olduğunu tanımlamak için çok fazla kelime sarf etmeye gerek yok. Kriz, depremin bizzat kendisidir. Reel dünya ile reel olmayan finansal dünya birbirinden uzaklaştıkça enerji birikir. Bu birikim öyle bir boyuta ulaşır ki artık zapt edemez sistem, ifrat halidir, taşıyamaz o yükü, engel olamaz büyük patlamaya.
Böyle çıkar ortaya mali krizler. Sanal zenginleşmelerin kaçınılmaz sonudur. Hayatın düzeltmesidir, ekosistemdeki aşırılıkların törpülenmesidir kriz. Ezcümle, bugün karşımızda duran da ta kendisidir. Kendisini iyi tanırız. Formülü sosyal laboratuvarlarda geliştirilmiş, Thatcher ve Reagen destekli, “zenginde pişer fakire biraz düşer” tabanlı mevcut ekonomik modelin ürettiği mutat global krizlerden birine çarpmak üzereyiz gene.Neoliberalizmle yaldızlanmış kapitalizm 2008-2009 kriziyle yıkılmıştı. Ölüyü mezardan çıkarma gayretiyle gelişmiş ülke merkez bankaları bol ve ucuz parayı boca etti üzerimize. Şimdi tanımsız ve tuhaf bir bulamacın içinde yüzüyoruz nereye gittiğimizden bihaber. Saçtıkları para her zaman ve her yerde altta kalan emekçiye gene uğramadı. Egemen sermayenin finansal varlıklarını şişirdikçe şişirdi. Şimdi hiçbir cevabın olmadığı yerdeyiz.Fed ürkek adımlarla faiz artırıyor ve bilanço küçültüyor, biliyor finansal varlık balonunun patlamak üzere olduğunu.Balona iğneyi batıranın bizzat kendisi olacağını çok iyi biliyor. Piyasalar açısından Ekim ayı tarihi bir yol ayrımı olacak. Ekim ayıyla birlikte Fed dolar likiditesini her ay 50 milyar dolar olacak şekilde (yıllık bazda 600 milyar dolara karşılık geliyor) küçültmeye başlayacak. Müjdelemiş olalım yaklaşan global krizi. Küresel piyasalar için zor günlerin eli kulağında. 





































