Erken seçime giderken Türkiye ekonomisinin...

Erken seçime giderken Türkiye ekonomisinin görünümü

Erken seçime giderken Türkiye ekonomisinin görünümü

Erken seçime giderken Türkiye ekonomisinin görünümü
19 Nisan 2018 - 20:21

  Ekonomist Mahfi Eğilmez kişisel blogunda Türkiye ekonomisi görünümünü ele aldı  

23 Ocak 2018 tarihli Erken Seçime Doğru başlıklı yazımı: “Bütün bu gelişmeler bize bir erken seçimin altyapısının hazırlandığını gösteriyor. Bu durumda öteden beri konuşulan 15 Temmuz dolayındaki bir tarihte erken seçim olması olasılığı, seçimin normal zamanında olmasından çok daha yüksek görünüyor” diye bitirmiştim. O tarih itibariyle bu tahmine dayanak oluşturan veriler olarak şunları sıralamışım: “(1) 2017 yılında enflasyonla mücadele neredeyse tümüyle terk edildi ve genişletici maliye politikası devreye sokuldu (kredi garanti fonu çerçevesinde kredilerin artırılması, vergi indirimleri, sosyal güvenlik primi ertelemeleri.) (2) Bütçe açığının iki katına yakın borçlanmaya gidildi ve elde edilen paranın bir bölümüyle emanetlerde bekleyen ödemeler yapıldı. Böylece piyasa canlandırıldı. Kalan para da muhtemelen 2018 yılının ilk aylarında aynı amaçla kullanılacak. (3) Taşeron kuruluş kadrolarında yer alan yüzbinlerce insan devletin asli kadrolarına alındı. (4) Muhtemelen baz etkisiyle yılın ilk yarısında enflasyonda bir gerileme görülecek. (5) Oy oranları üzerinde en fazla etkisi olan büyüme oranında 2017 yılında yüzde 7’nin üzerinde bir artış sağlanması bekleniyor. (6) Afrin harekâtı, iktidara önemli bir duygusal destek sağlıyor.”

Bugün itibariyle nerede olduğumuza bakalım. 2017 başlıklı sütunda başlıca makroekonomik göstergelerin 2017 sonu itibariyle gerçekleşmiş değerleri yer alıyor. 18.04.2018 başlıklı sütunda bu tarih itibariyle elde mevcut verilerin durumunu sergiliyor. Sonraki sütunlar Orta Vadeli Programda (OVP) yer alan 2018 ve 2019 tahminleriyle IMF’nin Nisan ayında yayınladığı Dünya Ekonomik Görünümünde yer verdiği 2018 ve 2019 tahminlerini gösteriyor.

2018 yılı tahminlerine baktığımızda OVP tahminlerinin birçok alanda artık imkânsız hale geldiğini görebiliyoruz. Mesela enflasyonun 2018 sonunda yüzde 7 çıkması artık mucizeyle bile mümkün görünmüyor. Benzer durum cari açık, USD kuru için de geçerli. Cari açık bugün itibariyle yüzde 5,8 görünüyor. Bunun yılsonunda yüzde 4,3’e düşmesi için büyümenin yüzde 3 dolayında bir yere gerilemesi lazım. USD kuru 18 Nisan itibariyle ortalama olarak 3,83, günlük olarak da 4,10 düzeyinde bulunuyor. Kurun ortalama olarak 3,73 gerçekleşmesi, hele erken seçime gidilecek bu ortamda hiçbir şekilde anlamlı görünmüyor. 18 Nisan günü itibariyle 72,1 USD/Varil fiyatıyla işlem gören Brent petrol için öngörülen 54,5 USD/Varil yıllık ortalama fiyatı da olasılık içinde görünmüyor. Bütün bu göstergeler için IMF’nin 2018 yılı tahminleri çok daha gerçekçi bir görünüm içinde bulunuyor.

Erken seçim kararı alındığı ve seçim 2018 yılına alındığı için 2019 yılı tahminlerini ele almıyoruz. Ama orada da OVP tahminlerinin hiçbir şekilde tutma olanağı olmadığını görmek mümkün.

Şimdi gelelim ekonominin gidişine. Daha gerçekçi görünen IMF tahminlerini ele alıp değerlendirdiğimizde ekonomideki gidişin pek olumlu olmadığını söyleyebiliriz. Büyümenin 2018’de 2017’ye göre gerilemesinin beklenmesi bir yana 2019’da da gerilemeye devam edeceği tahmin ediliyor. Bu gerilemeyi tersine çevirebilmenin tek yolu 2017’de uygulanan genişletici maliye politikasını tekrar devreye sokmak. Ne var ki bu tür bir uygulamanın bir türlü düşürülemeyen enflasyonu daha da artırması, kurun daha da yükselmesine yol açması gibi sıkıntıları söz konusu. Bunlara ek olarak petrol fiyatının da yükselmesinin etkisiyle cari açık da denetim dışına çıkma yolunda ilerliyor.

Yazılarımı okuyanlar büyüme oranıyla iktidar partisinin oy oranları arasında doğru yönlü bir ilişki kurduğumu hatırlayacaklardır. Son 8 seçimdeki büyüme ve oy oranları arasındaki korelasyon katsayısı 0,82 olarak çıkıyor. Büyüme oranını temel gösterge olarak almaktaki hareket noktam şuydu: Bir ekonomide büyüme genel olarak o ekonominin bütününün bir özeti gibidir. Ekonomi yüksek bir büyüme oranı yakalamışsa öteki göstergelerin çoğu da olumlu seyreder. Mesela işsizlik oranı düşer, kamu gelirleri artar, bütçe açığı geriler, kişisel gelirler yükselir. Eldeki son büyüme verisi yüzde 7,4 gibi yüksek bir büyümeyi gösteriyor. 2018 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler 2018 yılının ilk çeyrek büyümesinin de yüksek olacağı izlenimini veriyor. Ne var ki bu kez durum büyümenin öteki göstergeleri örtebileceği bir görünüm sergilemiyor. Çünkü bu kez bu yüksek büyüme oranına karşın işsizlik oranı da de enflasyon oranı da gerilemiyor. TL, dış değer kaybı yaşadıkça bu olumsuzluk içeride de fiyatların artmasını tetikliyor.

Bunların yanı sıra cari açık yükselmeye devam ediyor, faizler yüksek kalıyor, eski dönemlerde olduğu gibi konut kredisi faizleri düşmüyor, tam tersine artıyor. Dolayısıyla ekonomi, yüksek çıkan büyüme oranına karşın iyiye gitmiyor, hatta giderek sıkıntılı bir geleceğe doğru ilerliyor. Bu durumda iktidar erken seçim kararı alacak diye öngörüyordum, öngörüm doğru çıktı.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Merkez Bankası: Anlaşma Türk Lirası ve Katar Riyali cinsinden imzalandı
Merkez Bankası: Anlaşma Türk Lirası ve Katar Riyali cinsinden...
ABD ile ilişkiler iyice ısınmaya başladı: Türkiye resmen şikâyet etti!
ABD ile ilişkiler iyice ısınmaya başladı: Türkiye resmen...