Geçtiğimiz yıl TCMB tarafından haziran ayında %8,5 seviyesinden başlayan faiz artırım süreci mart ayında %50 seviyesine ulaşması ile enflasyonla mücadelenin para politikası tarafında önemli adımlar atıldı.
Merkez Bankası bir süre piyasayı izleyerek bu sıkılaşmanın ekonomiye olan etkisine dair beklentileri yönetmeye çalışırken, bir yandan da sözlü yönlendirme ile iletişim kanallarında aktif olmaya devam etti.
Geçtiğimiz hafta açıklanan faiz kararı ile herhangi bir politika faizi değişikliğine gidilmemesi ise beklentilere paralel bir gelişme olarak değerlendirildi. TCMB’nin son dönemde verdiği mesajlar ve aldığı aksiyonlar ile birbiriyle örtüşen adımlar, Türkiye’nin kredibilitesini yükseltmiş gibi gözüküyor.
Yapılan faiz toplantısının ardından alınan kararlar ise geçtiğimiz haftanın ana gündem başlıklarında ön plana çıkanlar arasında oldu diyebiliriz. Son dönemde piyasada likidite fazlasının artmasıyla mevduat faizlerinde gerileme görülürken, TCMB zorunlu karşılıklarda artışa giderek ilave sterilizasyon adımını gerçekleştirmiş oldu.
Yapılan açıklamaya göre kısa vadeli TL mevduat için zorunlu karşılık oranı %8'den %12'ye, uzun vadeli mevduat için ise sıfırdan %8'e çıkarıldı. Kısa vadeli KKM'de zorunlu karşılık oranı %25'ten %33'e ve uzun vadeli KKM'de ise %10'dan %22'ye yükseldi.
Bu adımlar son dönemde geri çekilme yaşayan TL gecelik referans faiz oranında yükselişi de beraberinde getirdi. Türk lirasının cazibesini korumak isteyen TCMB, özellikle KKM’den çıkış için zorunlu karşılık oranlarını daha fazla artırarak bankaların hedeflerini tutturması için KKM’den TL mevduata geçişte teklif edilen faiz oranını daha da artırmış oldu.
Diğer yandan ise döviz kredilerinin hacmini kontrol edebilmek amacıyla yabancı para kredilere aylık %2 büyüme sınırı getirilirken sınırı aşan kredi tutarı kadar Türk Lirası cinsinden zorunlu karşılığın bir yıl boyunca bloke olarak tesis edilmesine karar verildi.
Ana beklentiler TCMB’nin son çeyreğe kadar faiz indirimine gitmeyeceği yönünde, bununla beraber 2025 yılının ilk çeyreğine kadar bu sıkılığın korunmasını isteyen ekonomistlerin sesi daha gür çıkmaya başladı diyebiliriz.
Global tarafta ise geçen hafta açıklanan ABD’de Fed FOMC toplantı tutanakları risk iştahını törpüleyen ana unsurdu. Haftalardır yetkililerin tedirginliklerini yansıttıkları açıklamaları, tutanaklar ile resmiyet kazandı diyebiliriz.
Enflasyona dair yukarı yönlü risklerin altını çizen üyeler, faiz indirimine dair yeterince kanıt olmadığının vurgusunu dile getirdiler. Toplantı tutanaklarının şahin tutumunu devam ettirmesi sonucunda Amerikan piyasaları başta olmak üzere riskli varlıklarda geri çekilmeler görüldü.
Bilançosu beklentilerin üzerinde gerçekleşen NVDIA hissesi haricinde hemen hemen tüm endekslerde kayıplar yaşandı. Küresel piyasalarda önümüzdeki hafta pazartesi günü ABD ve İngiltere piyasaları kapalı olacak. Haftanın en önemli beklenen verisi ise perşembe günü ABD’de açıklanan 1. çeyrek büyüme verisi sonrasında cuma günü açıklanacak kişisel tüketim harcamaları verisi olacak.
Fed’in önem sırasında en üstlerde olan harcamalar verisinde soğuma emareleri görmezsek, başta Wall Street olmak üzere altın gümüş gibi değerli metallerde satış baskısını bir müddet daha hissedebiliriz.
Ons altın ise geçtiğimiz haftayı %4’e yakın düşüşle 2400 doların altında kapattı. Şubat ayında 2000 dolardan başladığı hareketini devam ettiren altın, gelişmekte olan ülkelerin talepleri ve faiz indirimlerinin geleceği beklentisi ile çok kısa bir süre içerisinde 2400 doların üzerini test etmişti.
Önümüzdeki hafta bu yaşanan geri çekilmenin 2300 dolar seviyelerinde tutunup tutunamayacağını takip edeceğiz. 2325 dolar üzerinde kalıcılık gerçekleşmesi durumunda yeniden yükseliş denemeleri görülebilir.
Borsa İstanbul da ise geçtiğimiz haftayı %0,31 değer kazancı ile son haftalara göre bir miktar ivme kaybı yaşayarak tamamladı. Özellikle 16.000 seviyesinin üzerini test eden bankacılık endeksi son 3 günde gerçekleşen kar satışları ile birlikte geri çekilirken gelen endekste de zayıf görünüme neden oldu.
Perşembe günü açıklanan zorunlu karşılık adımlarının bankalar üzerinde marjlarını sınırlandırabileceği beklentisi, geri çekilmenin ana sebeplerinden biri oldu. Önümüzdeki süreçte özellikle bankacılık endeksinde düzeltmenin devamını bekleyebiliriz.
Sene başından bu yana %70’in üzerinde getiri sağlayan bankalarda bu geri çekilmenin sadece bir düzeltme etkisi olarak kalması muhtemel. Genel Endekste ise yaz aylarında gri listeden çıkacağımız beklentisi ve gelecek not artışları ile sermaye girişi beklentimiz olumlu tarafta kendine yer bulmaya devam ediyor.
Bilanço ayrışmalarının keskin gerçekleştiği piyasada ise, portföy oluşturmak ve seçici olma teması artık hiç olmadığı kadar önem arz etmekte. Bu nedenle özellikle 2024 yılı ilk çeyrek finansal tabloları yakından takip ederek, gerçekleşmeleri analiz ettikten sonra sektörlerden bağımsız portföy oluşturulması daha sağlıklı olacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: