Enflasyon 2027’de tek haneye düşecekmiş… ve biz de hep beraber mutlu yaşayacakmışız.
Her hükümet döneminde mutlaka yeni bir “orta vadeli program” açıklanır. İsim değişmez, hedefler değişmez, sadece tarihler kayar. 1998’de beş yıllık plan vardı; 2003’te AB uyum programı; 2012’de “2023 vizyonu”; şimdi de 2025–2027 hedefleri. Hikâye hep aynı: “Biraz sabredin, üç yıl sonra ekonomi düzelecek.”
Rakamların Vaadi
Son açıklanan programa göre:
2024 enflasyonu %41,5 olacak (önceki tahmin %33’tü).
2025’te %17,5, 2026’da %9,7, 2027’de ise tek haneli rakamlar.
Büyüme 2024’te %3,5, sonraki yıllarda %4–5 bandına oturacak.
İşsizlik 2025’te %9,6, 2027’de daha düşük olacak.
Cari açık milli gelirin %1,7’sine inecek.
Kâğıt üzerinde tablo şahane. Ama tarih bize gösteriyor ki kâğıttaki bu güzellik, gerçekte pek nadiren vitrine yansıyor.
Tarihten Masallar
Hatırlayalım: 1998’de IMF destekli programda “enflasyon iki yıl içinde tek haneye düşecek” denmişti. Sonuç? 2001 krizinde enflasyon %68. 2012’de açıklanan “2023 vizyonunda” kişi başına gelir 25 bin dolar olacaktı. 2023’te geldiğimiz nokta: 12 bin doları bile zorlayan bir gelir seviyesi.
Hedefler hep vardı, ama gerçekler başka şey söyledi. Bu yüzden orta vadeli programlar artık halkın gözünde bir tür “ekonomik masal kitabı”na dönüşmüş durumda. Her yıl yeni bir sayfa açılıyor, ama masalın sonu hiç değişmiyor: “Mutlu sona ulaşmak için biraz daha sabredin.”
Masalların Arkasında Gerçekler
Sorun şu ki, enflasyonu tek haneye indirmek için sadece sıkı para politikası yetmez. Bunun için üretim artmalı, bütçe disiplini sağlanmalı, verimlilik yükselmeli. Ama Türkiye’de yapısal reformların hep ertelendiğini biliyoruz. Kamu harcamaları kısmak yerine artırılıyor, vergi sistemi adil olmaktan uzak, ithalata bağımlı üretim yapısı devam ediyor.
Bir başka gerçek: Halk kendi enflasyonunu pazarda yaşıyor. Resmî rakam %51,97 olabilir ama vatandaş için “domates enflasyonu” %120, kira enflasyonu %200. Yani 2027’de %9,7 hedefi söylenirken, halk zaten kendi cebindeki %100’leri yaşıyor.
İroni
Orta vadeli program, aslında kısa vadeli siyasi rahatlama aracıdır. Çünkü “hemen şimdi çözüm yok” demek yerine “üç yıl sonra çözülecek” demek, umut yaratır. Ama bu umut bir sonraki programda tekrar güncellenir. Ve süreç hep böyle sürer.
Osmanlı döneminde de benzer bir tablo vardı. 19. yüzyılın sonlarında mali krizler büyüdüğünde, Babıali “beş yıl içinde maliye toparlanacak” vaatleriyle Avrupa’dan borç alırdı. Beş yıl geçer, hedefler tutmaz, yeni bir plan yapılırdı. Bugün de farklı değil: Yüzyıllardır bu coğrafyanın en uzun vadeli planı, aslında “bir gün işler düzelecek” inancıdır.
Sonuç
Orta vadeli program, bir kez daha umut satıyor. 2027’de enflasyon tek haneye düşecek, büyüme artacak, işsizlik azalacak. Kâğıt üstünde böyle. Ama vatandaş için asıl mesele bugün akşam eve dönerken aldığı ekmeğin fiyatı.
Her yeni orta vadeli program, aslında eski vaatlerin yeni tarihli kopyasıdır. Masal kitaplarının yeni baskısı gibi: Kapak değişir, içerik aynı kalır.
Yorumlar
Kalan Karakter: