Türkiye'nin IMF ile masaya oturmak zorunda kalabileceğine dair ihtimallerin daha çok dile getirilir olduğunu görüyoruzGelişmekte olan ülkeler içerisinde Türkiy ile beraber kur sıkıntısı yaşayan ve pesonun değer kaybı üzerine Merkez Bankası sert faiz artışı önlemleri alan Arjantin’in IMF ile masaya oturduğu açıklamalarına geçtiğimiz günlerde yer vermiştik.Arjantin’in bu hamlesinin ardından kredi derecelendirme kurumları tarafından kırılgan olarak değerlendirilen diğer ülkelere bakıldığında ilk etapta Türkiye göze çarpıyor.Dün akşamki sert faiz artışı hamlesine rağmen bugün TL’nin hala dalgalı bir seyir içerisinde olması ve Dolar/TL’nin yukarı yönlü gidişatını sürdürme ısrarı endişe yaratırken, yurtdışı basında yeniden Türkiye-IMF kelimeler yan yana kullanılmaya başlandı.3 gün önceki haberimizde T24 yazarı ve ekonomist Barış Soydan’ın Capital Economics Raporu’ndan alıntı yaparak IMF iddiasını değerlendirdiği yazısına yer vermiştik.Capital Economics, “Arjantin’den sonra sıra kimde?” başlıklı raporda Arjantin’in krizi ve IMF’den yardım istemesi, döviz rezervlerinin gelişmekte olan ülkelere ne kadar cephane sağladığı sorusunu gündeme getirdiği belirtiliyor. Dış finansman ihtiyacının büyüklüğü açısından bakıldığında Arjantin’in yanı sıra Venezüella, Ukrayna ve Türkiye, rezervleri en az koruma sağlayan ülkeler deniliyor.Ve sonuç olarak toplam dış finansman ihtiyacının döviz rezervlerinden büyük olması durumunun Arjantin’in problemlerinin nedenlerinden biri ve aynı zamanda TL’deki son düşüşü de aydınlatan neden olduğu vurgulanıyor. “Merkez’in sağladığı getirinin piyasa eğrisinin daha da gerisine düşmesi ve kuruluşa duyulan güvenin ortadan kalkması durumunda, Türkiye’nin Arjantin’in ayak izlerini takip ederek IMF’ye dönmek zorunda kalması, ihtimal dışı değil.” diyor.Her ne kadar Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, döviz kurundaki dalgalanmaya ilişkin, “Hiç kimse, Türkiye’yi IMF’nin önünde diz çökecek bir noktaya getiremeyecektir.” dediyse de yorumlar farklı bir yönde şekilleniyor.Kurtulmuş dünkü açıklamalarında “Sağdan soldan bütün bu spekülatif hareketlere bakıp, el ovuşturup Türkiye’nin yeniden IMF’ye yeniden muhtaç hale geleceği günleri arayan bazı yorumların yapılmakta olduğunu görüyoruz. Bunun son derece yanlış bir heves olduğunu ifade etmek isterim.” demişti.Ancak Merkez Bankası’nın dün akşamki müdahalesi sonrası hala kuruma duyulan güvenin ve seçim sonrası dönemde de ekonomi politikalarında bağımsızlığa dair duyulan kaygının ortadan kalkmadığını görüyoruz.Türkiye de sonunda IMF’ye sığınmak zorunda kalacak
Özellikle Alman basınında IMF ve Türkiye haberlerine yer verildiğini görmekteyiz. SputnikNews’in derlediği Alman basınındaki haberlere bakıldığında genelinde Erdoğan’ın düşük faiz taraftarı net tavrına dair yorumlar yapılırken, IMF ile masaya oturulmasının sürpriz olmayacağı belirtiliyor.DW Türkçe’nin aktardığına göre, ‘TL krizi’ karşısında Erdoğan’ın çaresiz kaldığını yazan Die Welt gazetesinde şu satırlara yer verildi:“Türk Lirası yılbaşından bu yana dolar karşısında yüzde 22 oranında geriledi. Pesosu yüzde 24 oranında eriyen Arjantin Uluslararası Para Fonu’ndan yardım istemek zorunda kalmıştı. Arjantin gibi Türkiye de düşen liranın enflasyonu kızıştırması kadar kredi itibarını zedelemesinden de muzdarip. Türk şirketlerinin dolarla borçlanmış olması da ek bir dezavantaj. Dolar pahalandıkça özel borçlar kabarıyor ve Türkiye ekonomisi mahvoluyor. Uzmanlara bakılırsa Türkiye de sonunda Para Fonu’na sığınmak zorunda kalacak.”Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) haberinde, derecelendirme kuruluşu Fitch’in ‘sermaye kaçışının merkez bankasının bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle bağlantılı olduğu’ şeklindeki uyarısına yer verilerek, şu ifadeler kullanıldı:“Merkez bankası sıkı para politikasında ısrar ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faizlerin düşeceğini açıklaması yatırımcıyı paniğe sevk etti. Analiz uzmanları faiz-enflasyon dengesi açısından merkez bankası faizinin 7 Haziran’dan önce 4 puan arttırılması gerektiğini ve ekonomi politikalarına güvenirlik kazandırabilmesi için Türkiye’nin Uluslararası Para Fonu’na başvurmasının gerekebileceğini belirtiyorlar. Türkiye’nin yüksek büyüme hızını teşvik ve kredilerle finanse etmesinin aşırı ısınmaya yol açtığı da aktarılan görüşler arasında.”Anketlerin Erdoğan’ın 24 Haziran’da kaybedebileceğini gösterdiğini yazan Die Zeit gazetesinin Can Dündar imzalı haberinde şu satırlar dikkati çekti:“Bir yıl önce dolar 1.5 lira ederken Erdoğan dövize yatıran kaybeder demişti. Dolar 5 lira sınırına dayanınca dövize yatıran değil, Erdoğan’ın sözünü dinleyip dövizini bozduran kaybetti. Dolara yatıran spekülatör ise zengin oldu. Türkiye sıcak parayla milli gelirinin yüzde 6’sına tekabül eden 55 milyar dolarlık cari açığını finanse edebiliyordu. Şimdi sıcak para Türkiye’den kaçıyor. Erdoğan’ın merkez bankasının para politikasına müdahale edeceklerini açıklaması, Türkiye’de yatırım yapmayı planlayanların hevesini kaçırdı.”Türk şirketlerinin dolar borçlarını ödeyemez duruma düşmesinin Türkiye’yi ekonomik krize sürükleyebileceğini yazan Berliner Zeitung’un haberinde enflasyon ve kur kaybının Türkleri liradan kaçmaya zorladığı belirtildi:“Lira’nın hızla değer kaybetmesi 2001 yılının üç haneli enflasyon oranlarını gördüğü ağır finans krizini hatırlatıyor. 2002’de Türkler kurtuluş vaat eden Erdoğan’ın AKP’yi tek başına iktidara getirmişti. Şimdi de bütün belirtiler Cumhurbaşkanlığı ve Meclis genel seçimlerine haftalar kala güven krizinin hızla büyüdüğüne işaret ediyor. Piyasa analistleri liranın düşmesinde Japon yatırımcının lirayı elinden çıkarmasının ve Amerikan Doları’nın yükselmesinin de rol oynadığını belirtiyorlar.”“Ya kurallara uyacaksınız ya da cezalandırılacaksınız”
İktisatçı Prof. Korkut Boratav, ekonomideki sorunları ve dolardaki durdurulamayan artışı değerlendirdi.Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’a konuşan Boratav, şu anda dünyaya hakim olan finans kurallarını sıraladı: “Merkez Bankası’nın kesin bağımsızlığı, enflasyon üzerinde faiz oranını belirleyen sıkı para politikası, döviz fiyatlarının dalgalanmaya bırakılıp Merkez Bankası müdahale etmemesi, hepsinin temeli olan ana kural sermaye hareketlerinin serbest bırakılması” dedi.“Sermaye hareketlerini kontrol edeceğim diyerek meydan okuyabilirsiniz. Türkiye bundan 1989’da vazgeçti. Serbest bıraktı. İkincisi döviz kurunu kontrol edebilirsiniz. Türkiye bundan da Kemal Derviş döneminde 2001’de vazgeçti. 2002 sonunda iktidara gelen AKP de aynı kuralları kabul etti. Şimdi buna ya uyacaksınız ya da cezalandırılacaksınız.”Boratav fon girişlerinin duracağını, kredilerin ya pahalılaşacağını ya da bankaların ana parayı tahsil etmeye başlayacağını savunarak “Bu da döviz krizine sürükler. Sonuç, kurallara uymaya razı olursanız, teslim olursanız IMF’ye gidersiniz. İşte Türkiye bu noktadadır.” diye ekledi.
EKONOMİ
Yayınlanma: 24 Mayıs 2018 - 19:39
Türkiye sonunda IMF'e sığınmak zorunda mı kalacak?
EKONOMİ
24 Mayıs 2018 - 19:39














































