Referandum Sonrası Kur Senaryosu
Referandum öncesi son gün itibari ile kurumsal ve bireysel yatırımcıların sonuçlar sonrası kısa ve uzun vadeli pozisyonlarını günler öncesinden aldıklarını düşünüyorum. Son güne kalan, kararsız olanve sonuçlar sonrası bir A ve B planı oluşturmamış yatırımcılar ise kararlarını verirken yazı-tura olasılık ve sonrası beklentileri ile fiyat hareketlerinden yararlanmaya çalıştıklarını söyleyebiliriz. Bununla birlikte, piyasaların fiyatlamalarında genel algının referandum sonuçlarından ziyade oluşan siyasi ve ekonomik atmosfere göre değerlendirildiğini görüyoruz. 17 Nisan sabahı piyasada oluşan algı açısından bakıldığında, referandum sonuçlarına ek olarak mevcut hükümet, muhalefet ve Cumhurbaşkanı’nın yaptığı açıklamaların tansiyonu arttırdığını ve olası beklenen pozitif algının kısa süreli olarak gerçekleştiğini görüyoruz.Bu beklentiler ile referandum sonrası riskleri; yeni bir erken seçim, yeni bir referandum, OHAL süreci, olası kabine değişikliği, Avrupa Birliği ilişkileri ve idam uygulaması ile ilgili alınabilecek kararlar siyasi riskler olarak karşımıza çıkıyordu. Diğer taraftan, bu siyasi risklerin ekonomi üzerinde dolaylı veya direk etkilerini görebileceğimiz gibi, mevcut ekonomik göstergelerin de tartışılacağı ve fiyatlanacağı bir süreç içerisinde olacağımızı düşünüyorum. Ekonomik göstergeler açısından baktığımızda son açıklanan verilere göre; yüzde 11,3 enflasyon, yüzde 2,9 büyüme, yüzde 12,7 işsizlik, yıllık 33-35 milyar dolar cari açık ve yıllık yüzde 1,6 sanayi üretimi gibi başlıklar, 16 Nisan sonrasında üzerinde çalışılması gereken oranlar ve maddeler olarak karşımıza çıkıyor.Bu başlıkların yanı sıra, özel sektör ve toplam dış borç oranında artış, son altı ay içerisinde gerçekleştirilen ekonomik reformlar, teşvik paketi ve KDV indirimlerine rağmen hala istenilen ekonomik ivmenin yakalanamaması takip edilmeye devam edilecek. TCMB’nin kur tarafında oynaklığı dizginlemek için gerçekleştirdiği yaklaşık 320 Baz puanlık faiz artışı ile günlük ortalama yüzde 11,48 fonlama faiz oranının da mevcut sistemde düşünülmesi gereken başlıklar olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz.İçerideki gelişmelerin haricinde,global anlamda gelişmiş ülke merkez bankalarının atacağı adımların son 5-6 yıldan farklı olarak daha sıkılaştırıcı ve mevcut ortamdaki para veya kredi ortamını daraltıcı bir yapıya dönüşme ihtimali ile Suriye, Irak ve Kuzey Kore gibi jeopolitik risklerin ne yöne doğru gideceği yönünde bilinmezlikler kur tarafında baskı yaratmaya devam edebilir. ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın dünya genelinde yarattığı ve uyguladığı politikaların belirsizliği de ayrı bir risk olarak karşımıza yılın geri kalanında çıkmaya devam edecek. Tüm bu beklentiler ile yıl genelinde Türk Lirası’nın zayıf seyrini sürdürmesinin muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. Teknik olarak 3,50-55 seviyesinin yıl genelinde ana destek ve görülebilecek maksimum seviyeler olarakdeğerlendirilebileceği, olası risklerin fiyatlanması durumunda daha önce test edilen 3,90-3,95 aralığının tepe seviye olarak kabul edilebileceğini söyleyebiliriz. Mevcut durumda ise referandum öncesi ortalama fiyatların geçtiği 3,67 ve 3,64 seviyelerinin kısa vadeli destek seviyeleri, yukarda ise 3,74 ve 3,78 seviyelerinin direnç bölgeleri olarak takip edilebileceğini düşünüyorum. Tüm bu risklerin fiyatlamasının 3,65-3,75 aralığında kur tarafında yatay hareketler ile bekleneceğini düşünüyorum. EKONOMİ
Yayınlanma: 18 Nisan 2017 - 23:45
Referandum Sonrası Kur Senaryosu
EKONOMİ
18 Nisan 2017 - 23:45











































