KOOPERATİFÇİLİĞİN DÜNÜ VE BUGÜNÜ
Kooperatifçilik temelinde işbirliği anlayışı bulunan, zaman içerisinde değişen ihtiyaç ve şartlara göre ilke ve değerlerini yenilemiş ve birçok ülkede başarıyla uygulanan bir işletme modeli olarak karşımızda duruyor. Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin (ICA) tanımına göre kooperatif: “Ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar ve istekleri, müşterek sahip olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu özerk bir teşkilattır.” Bu tanımdan da anlaşıldığu üzere kooperatifler, ekonomik faaliyetlerin ortaklaşmaları yoluyla gerçekleştirilmiş, yeniden gruplandırılmış farklı bir tür şirket biçimidir. En önemli özellikleri kârdan ziyade üyelerine ve topluma hizmet amacı gütmeleri, yönetimin özerkliği ve demokratik karar süreçleri ile çalışmalarıdır. Aynı zamanda kooperatifler dağınık kaynakları ekonomiye sokarak üretimi artırırlar, maliyetleri düşürürler, özellikle tarımsal pazarları organize ederek üretici-tüketici arasındaki zinciri kısaltırlar, fiyatların çiftçiler lehine oluşmasını sağlarlar; ürünleri sınıflandırarak ve işleyerek yeni ürün çeşitleri yaratırlar, katma değer yaratarak ortaklarının gelirini yükseltirler; ölçek ekonomisine yaklaşarak maliyetleri düşürürler, yapay fiyat yükselmelerini engellerler. Kooperatifçiliğin Tarihçesi Kooperatifçiliğin dünyadabir ekonomik organizasyon biçimi olarak ortaya çıkışı, 19. yüzyılın ortalarını bulmuştur. Sanayi devriminin yaratmış olduğu hızlı değişim ve dönüşüm, işsizlik, iç göç, kentleşme, gelir dağılımının bozulması gibi ekonomik ve sosyal problemler kooperatifçiliğin doğuşuna büyük oranda neden olmuş ve kooperatifçilik, sanayi devriminin tam ortasında yer alan İngiltere’de, işçiler tarafından başlatılan tüketim kooperatifçiliği akımı ile kendini göstermiştir. Sonraki yıllarda da Fransa üretim, Almanya ise esnaf ve tarım kredi kooperatifçiliği ile İngiltere’yi takip etmiştir.Türkiye’de Kooperatifçilik Ülkemizde kooperatifçilikfaaliyetleri ise Cumhuriyetin Kuruluş dönemlerinde başlamış, “Tarım-sanayi-ticaret” kesiminin bütünleşmesinde özellikle tarım kredi ve tarım satış kooperatifleri önemli görevler alarak tarımsal üretimin artmasında ve çeşitlenmesinde büyük rol oynamıştır. Örneğin, kırsal kesime teknik bilgiler “Tarımsal Yayım Servisi” ile ulaşırken, tarımsal girdilerin ve onu finanse edecek kredilerin, o günkü koşullarda bir tarım ve kooperatifler bankası özelliği taşıyan Ziraat Bankası”nın eşgüdümünde Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) aracılığı ile ülkenin dört bucağındaki binlerce köye ve çiftçiye ulaştırıldı. Böylece tarımsal üretimde nitelik ve nicelik arttı. Bu şekilde üretilen başlıca tarım ürünleri, Tarım Satış Kooperatifleri(TSK) aracılığı ile ülkenin çeşitli bölgelerinden toplanıp işlenerek pazarlandı. 1950’lerde pancar üreticileri kooperatifleri ile Türkiye Şeker Şirketi’nin ortaklaşa çalışmasıyla Türkiye şeker üretimi geliştirilmiş, tarımsal ithalat büyük ölçüde azalmış, buna karşılık tarım ürünleri ihracatı gelişmiştir. 1960’larda bugünkü “Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri”nin atası olan “Köy Kalkınma Kooperatifleri” devreye girerek Türk çiftçisi, bu kooperatiflerle “kooperatifçilik teorisi” ile daha yakından tanıştı. Son çeyrek yüzyıldır izlenen ekonomi politikaları, tarım kesiminde kooperatifçiliği oldukça zayıflatmasına karşın tarım kesimindeki kooperatifler, hâlâ önemli bir potansiyeli harekete geçirecek düzeydedir. Örneğin 2011 yılında sofralık zeytin ihracatında Marmara Birlik birinci, kuru üzüm ihracatında Tarım Satış Kooperatifi Birliği Tariş Üzüm Birliği ikinci sırada yer almışlardır.Kooperatif çeşitleri Kuruluş amaçlarınınbirbirinden farklı olmasından dolayı kooperatifler çeşitlere ayrılmaktadır. Kooperatifler gösterdikleri faaliyet alanı bakımından temel olarak tarımsal kooperatifler ve tarım dışı kooperatifler olmak üzere ikiye ayrılır. Daha sık duyulan ve yaygın olan tarımsal kooperatiflerin yanında; tüketim Kooperatifleri konut Kooperatifleri, esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri, tarım dışı hizmet kooperatifleri, taşıma kooperatifleri küçük sanat kooperatifleri ecza kooperatifleri, iş yeri yapı kooperatifleri ve turizm kooperatifleri gibi alanlarda da faaliyet gösterir.Sayısal Verilerle Kooperatifçilik Dünya genelinde kooperatifçiliğe sayısal veriler ışığında baktığımızda çok çarpıcı veriler karşımıza çıkıyor. Birleşmiş Milletler’in yaptığı çalışmaya göre dünya genelinde 750.000’den fazla kooperatif ve bir milyardan fazla kooperatif ortağı bulunmaktadır. Dünyadaki en büyük 300 kooperatifin 2008 yılı toplam cirosu 1.6 Trilyon Dolardır. Bu da dünyanın 9. büyük ekonomisine (İspanya) eşdeğer bir gelir hacmi demektir. Finansal kooperatifler ise yaklaşık 857 Milyon insana yani dünya nüfusunun %13’üne hizmet veriyor. Özellikle bu kooperatifler dar gelirliler için günlük 2 dolarlık yoksulluk sınırı altında yaşayan 80 Milyon müşteriye hizmet sağlıyor. Dünya Kredi Birlikleri çatısı altında 49.000 kredi birliği 96 ülkede 177 milyon ortağa hizmet ediyor. Kore’de su ürünlerinin %70’ni, Brezilya’da tarımsal ürünlerin %40’ını,Bolivya’da tasarrufların %25’ini,Kolombiya’da sağlık sektörünün %25’ini,Danimarka’da perakende sektörünün %35,Macaristan’da %15’ini kooperatifler karşılamaktadır. Kooperatife katılım oranı ise, İrlanda’da % 70, Finlandiya’da % 60, Avusturya’da % 58 ve Singapur’da % 50, Türkiye’de ise bu oran % 10 civarındadır. Son olarak dünya genelinde tahminlere göre küresel tarım ürünlerinin %50’si kooperatifler aracılığı ile pazarlanmaktadır.Sonuç Kapitalist ekonomi,şirketlerin üretimini sadece salt “kâr” amaçlı planlanmasından kaynaklanan “makro ekonomik denge”nin kurulamaması problemini oraya çıkarıyor. Üretimin ihtiyaçlara göre planlandığı kooperatiflerde ise “harcanamayan bir gelir fazlası” bırakılmaması ve dolayısı ile makro ekonomik dengenin kurulması noktasında büyük avantajlar sağlıyor. 2008 mali krizinin en önemli nedeni, makro ekonomik dengelerin pratik olarak kurulamamış olmasıdır. Yani ekonomide üretilen ‘toplam gelirle toplam harcamaların eşitlenememesidir. Fakat tüm bunlara rağmen kooperatif bankaları 2008 krizinden başarıyla kendilerini korumuşlar ve hatta güçlenerek çıkmışlardır. Birleşmiş Milletler Örgütü bu gerçeği gözlemleyerek 2012 yılını Uluslararası Kooperatifler Yılı (UKY) ilan etmiştir. Yine 2012’den itibaren başlayan “Uluslararası Kooperatifler Zirveleri” ile kooperatifçilik yarınlarımıza, emeğin gelirini artırmada ve ekonomik krizleri aşmada önemli bir seçenek olarak hayatımıza daha etkili girecektir. Türkiye’nin açısından da verimli ve üreten bir ekonomi kurulmasında kooperatiflerin önemi oldukça büyüktü.




































