İslam dinine mensup insanların inançları istismar edilerek özellikle bayram gibi dönemlerde, 'Muhafazakar' 'helal' 'İslami' gibi terimlerle gündeme getirilen bir pazar var.
Bu, her pazar ve her ürün gibi gerçekçi biçimde değerlendirildiğinde yararlanılabilecek bir alan iken abartıldığında tersine dönebilir.
Bu arada Dubai’nin finanse ettiği konuyla ilgili çalışmaların arttığını belirtelim .
İşte bunlardan birkaçı:
* Singapur merkezli, helal turizm alanında faaliyet gösteren Crescentrating'in Global Muslim Travel Report'u,
* ABD’li DinarStandard Strategy'nin Global Muslim Travel Market raporu,
* Mc Cann adlı kuruluşun Muslim Travel Index Europe'u,
* Türkiye’de İslam Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi' (İSEDAK ) bünyesindeki “Turizm Komitesi” COMCEC'in Tourism Outlook'u
Bu rapor ve araştırmaların tümünde dikkat çeken bir nokta var.
Pazarın büyüklüğü ve gelişme hızının anlatıldığı
çalışmaların tümünde gerçeğe uymayan veriler kullanılıyor.
Örneğin ençok ziyaretçi çeken ve ençok turizm geliri alan ülkeler listesinde yer alan Türkiye ile ilgili ziyaretçi sayısı ve turizm geliri 'Helal' turizmde elde edilmiş gibi gösteriliyor.
Oysa Türkiye'ye Müslüman ülkelerden gelenlerin toplam içindeki payı 10 düzeyindedir.
Bu raporlar incelediğinde rakamlardaki aykırılık bariz biçimde görülebiliyor.
Yürütülen çalışma ve yayınlanan raporlarda bu pazar, olduğundan daha büyük ve gelişme hızı daha yüksek gibi gösterilerek 'Helal turizm’e ilgi çekilip cazip gösterilmek isteniyor.
Bu çalışmalardan biri de Mastercard ve CrescentRating'in, birlikte hazırladığı ‘Helal turizm’ raporudur.
Raporda "Müslümanların Seyahat Tercihleri, gidilen ülkelerde yiyeceklerin İslami değerlere uygunluğu, ibadet olanakları vb kriter üzerinden değerlendirmeler yapıldıktan sonra şöyle deniyor:
“Hızla artan Müslüman nüfus 2030 yılında toplam dünya nüfusunun yüzde 26'sını oluşturacak. 2016 verilerine göre yiyecek, hizmet ve yaşam stilinden oluşan 2-3 trilyon dolarlık Müslüman tüketim pazarının 155 milyar dolarlık bölümünü Müslüman seyahat pazarı oluşturacak.”
Bu değerlendirmeye dayanak gösterilen veriler incelendiğinde de rakamların gerçeği yansıtmadığı görülüyor.
Rapora göre ‘Helal’ seyahat ve turizmi ilgilendiren alanlarda güçlü olan ülkeler Malezya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avustralya'dır.
Türkiye bu kategorideki ilk 10 içinde 4. Sıradadır.
Bu sıralamaya dayanak olarak gösterilen Müslüman ülke olarak Türkiye’nin çektiği ziyaretçi sayısı ve Müslüman ülkelerin gideceği destinasyon olarak tercih edilme sıralaması baz alınmış.
Oysa Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin gelme nedeni olarak ülkenin Müslüman olması değil.
Nitekim, tatil ve seyahat amacıyla ülkelerinden yurtdışına çıkan Müslümanlar, Müslüman Türkiye’den önce, aralarında İngiltere’nin de olduğu Müslüman olmayan ülkeleri tercih ediyor.
Türkiye’ye geliş nedenini ‘Ülkenin Müslüman olması’ olarak gösterenler toplam içindeki payı yüzde 10 cıvarındadır.
Son yıllarda özellikle İstanbul’a Ortadoğu ülkelerinden gelen Müslüman ziyaretçi sayısındaki artış ise, dini nedenlerden çok Avrupa ülkelerinin getirdiği vize zorlukları ve Müslüman ülkelerden gelenler için çıkardığı zorluklardır.
Dolayısıyla dünya helal turizm pazarının 155 milyar dolarlık hacme sahip olduğu iddiası gerçeği yansıtmıyor.
Raporda ‘Helal turizm’in pazar hacmini büyük göstermek amacıyla oluşturulan tablolar incelendiğinde, kimi yerde amiyane deyimle elma ile armutların karıştırıldığı, kimi yerde rakamların abartılarak, olduğundan daha büyük gösterildiği, dolayısıyla ‘Helal turizm’in balon gibi şişirildiği görülüyor.
Özetle ;
Diğer alan ve sektörlerde olduğu gibi turizmde de 'Muhafazakar' 'helal' 'İslami' gibi terimlerle ifade edilen bir pazar var, ama iddia edildiği kadar büyük değil.
Aynı şekilde burada değerlendirilmesi gereken bu ürün/ Pazar, mevcut ya da geliştirilecek ürün/pazarlara alternatif değil, yanlarında olabilecek bir pazar/üründür.
Bunu, kriz ortamında turizme alternatif olacak gibi “Müslüman Dostu Helal Turizm” raporunu hazırlayanların dikkatine sunuyoruz.
EKONOMİ
Yayınlanma: 03 Temmuz 2017 - 16:40
HELAL TURİZM BALONU
EKONOMİ
03 Temmuz 2017 - 16:40










































