Dolar'ın son 3 haftadır değerleniyor olması ile baskı altında kalan gelişmekte olan ülkelerde eski pembe tablodan eser yok, yatırımcılar endişeli. Uzmanlar gelişmekte olan ülkelere dair nasıl beklentiler içerisinde?Parlak geçen son iki yılda yatırımcıların iştahını kabartan gelişen piyasalar şu sıralar zor günler geçiriyor. Yılın başından bu yana dalgaları sularda seyreden bu gemideki ülkeler için sular durulacak mı yoksa gemi alabora mı olacak sorusu yatırımcıların gündemini oldukça meşgul ediyor. Ve uzmanları farklı yorumları da yön bulmayı zorlaştırıyor.EPFR Global’in verilerine göre, yatırımcılar 2 Mayıs ile biten haftada global gelişmekte olan ülke tahvillerinde 1 milyar dolarlık satış gerçekleştirdi. Bu durum hem Şubat ayında piyasada yaşanan kargaşadan bu yana en büyük çıkış hem de varlık sınıfının son 16 ayda ilk defa birbirini izleyen iki haftalık bir satış sürecine maruz kalışı oldu.Bu sabaha baktığımızda, Asya para birimleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Salı günü İran nükleer anlaşmasıyla ilgili vereceği karar öncesinde doların dört ayın yükseğine yakın seyretmesiyle değer kaybetti. Endonezya hariç bölgedeki hisseler yükselirken hazine bonoları karışık seyretti. MSCI Gelişmekte olan Ülkeler Endeksi’ne baktığımızda ise şu sıralarda Aralık sonundan bu yana en düşük seviyelerinde seyrediyor.ABD tahvil faizinin %4 civarına çıkması bardağı taşıran son damla olurKısa vadeli hareketlere dair beklentilere bakıldığında, Singapur’da ANZ Asya araştırma müdürü Khoon Goh, “Dolarda devam eden güçlenme, İran kararı ve yaklaşan ABD TÜFE verileri Asya para birimleri için kilit önemdeki konular. Petrol fiyatlarındaki daha fazla yükseliş Endonezya rupisi için negatif bir durum olacak. Dolardaki güçlenmenin sürmesi rupinin 14.000 psikolojik seviyesini kırmasıyla diğer Asya paralarına baskı uyguluyor” diyor.Orta vadede ise JPMorgan Asset Management stratejisti Samantha Azzarello, “Gelişen piyasa hisse senetlerinin, uluslararası gelişmiş piyasa ve ABD hisselerini takiben ilk düşecekler olmasıyla birlikte, küresel hisselere muhtemelen daha büyük satışlar gelecek” dedi.Açıklamasında, “Satışlar, volatilitede sert bir yükselişle veya yatırımcı duyarlılığın dönmesiyle hızlı bir şekilde gerçekleşebilir” ifadesine yer veren Azzarello, yüksek volatilitenin küresel hisseler için daha fazla potansiyel sonuç anlamına geldiğini belirtti.Azzarello, 10 yıllık hazine tahvillerinin faizinin yüzde 4 civarında olmasının “bardağı taşıran son damla” olacağı yönünde görüş bildirdi.ABD tahvil faizleri ile gelişen ülke piyasalarını aynı değerlendirme içerisinde kullanan bir başka uluslararası banka ise HSBC. HSBC’nin Asya Ekonomileri Birimi Başkanı Frederic Neumann ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %3.5’e yükselmesinin gelişen Asya ekonomilerini riskli bir duruma sokabileceğini kaydediyor ve birçok Asya ekonomisinin kendi tahvil piyasalarına büyük miktarda yabancı yatırımcı çektiğini ancak 10 yıllık tahvil faizlerindeki yükselişin bu duruma son vereceğini öngörüyor.Neumann “İyi haber, 10 yıllıklar bu ay %3’ün altında kalmaya devam etti… Temel olarak bakılınca piyasa enflasyonun uzun vadede ivmelenmesine ikna olmuş değil. Bu da tahvil piyasalarına sermaye girişine bağımlı olan gelişen ülkeler için büyük önem taşıyor” dedi.CNBC’de yer alan habere göre Neumann tahvil faizlerinin bu seviyelerde kalması durumunda gelişen ülkelere fon giriş çıkışlarının stabil olacağını öngördü.Neumann’ın yorumları Endonezya ve Hindistan gibi ülkelerde ABD tahvil faizlerinin artmasıyla yaşanan sert fon çıkışlarının ardından dikkat çekti. Gelişmekte olan Ülke Merkez Bankaları faiz artışlarıyla cevap vermek zorunda kalabilirGelişmekte olan Ülkelerin Merkez Bankaları da kuşkusuz bu ağırlaşan yükü omuzlarında hissediyor. Özellikle Dolar’ın Gelişmekte olan Ülke para birimleri karşısında değerlenmeye devam etmesi ve Dolar cinsi borçların fazlalığı endişeleri yükseltiyor.Dolar, Uluslararası Ödemeler Bankası’na (BIS) göre uluslararası tahvil ihraçlarındaki yüzde 22’lik artışın öncülüğünde 2017’de gelişen ülke paraları karşısında yüzde 10 arttı.Gelişen piyasaların ve orta gelirli ülkelerin beşte birinin borcu GSYİH’sinin yüzde 70’inin üzerinde. Brezilya yüzde 84 ile başta gelirken Hindistan’ın borcu GSYİH’sinin yüzde 70.2’si seviyesinde bulunuyor.Hindistan Merkez Bankası’nın (RBI) eski başkanı Raghuram Rajan, Bloomberg Television ile gerçekleştirdiği bir mülakatta “Gelişen piyasalarda birikmiş çok fazla kaldıraç var.” demişti.
Uluslararası Finans Enstitüsü’ne göre en kırılgan ülkeler arasında Ukrayna, Çin, Arjantin, Güney Afrika ve Türkiye bulunuyor.Singapur’da Maybank Kim Eng Araştırma birimi kıdemli ekonomisti Chua Hak Bin, “Merkez bankaları, satışların sertleşmesi durumunda faiz artırımlarıyla cevap vermek zorunda kalabilir.” yorumunda bulundu. Ki hatırlatmaya gerek var mı ama Türkiye Merkez Bankası’nın da faiz konusunda nasıl bir adım atacağı merakla beklenirken, faizlerini rekor seviyelere yükselten Arjantin de son günlerin piyasayı en çok meşgul eden ülkelerinden biri konumunda.Washington Crossing Advisors’dan Chad Morganlander CNBC ile röportajında, bu yıl geçtiğimiz yıllardaki pembe görünümden eser kalmadığını belirtirken, son 3 haftadır yükselişi ile gelişmekte olan ülke para birimlerini baskı altına alan Dolar’ın bu hareketini koruyacağına dair beklentilerini paylaştı. Sonuç olarak zaten son haftalarda zayıflamış olan gelişmekte olan ülke piyasalarının önümüzdeki dönemde de düşmeye devam edebileceğini dile getirdi.Krize yol açmazAncak bu kadar negatif beklentiye rağmen durumun krize yol açmayacağı düşüncesinde olan uzmanlar da var.Bloomberg HT ile röportajında Investment Management Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Önder küresel ekonominin hala güçlü olduğunu vurgulayarak “ABD ekonomisi olabildiğince iyi gidiyor. Avrupa’da ivme kaybını görmek mümkün ama o da kalıcı olmayabilir. Gelişmekte olan ülkelerdeki problem ise en başta dolardaki güçlenme ve dolar faizindeki yükselmeden kaynaklanıyor. Yükselen dolar, yükselen dolar faizi, artan volatilite, azalan risk iştahı gelişen ülkeler için pozitif değil” diye konuştu.Bu gelişmeler nedeniyle gelişen ülkelerin tümünde gerileme olduğunu kaydeden Önder “Ama ben 2014’teki gibi veya 1998’deki Asya krizindeki gibi genel anlamda bir gelişen ülkeler krizi olacağını beklemiyorum” ifadesini kullandı.Pek çok gelişmekte olan ülke ekonomisinin 2013 yılına göre cari açığını azalttığını belirten AllianceBernstein’da fon yöneticisi olan Christian Diclementi, dış şoklara karşı bu ülkelerin artık daha güçlü olduğunu ve ABD faizleri ve Dolar sebebiyle fazla cezalandırıldıklarını belirtiyor.Ancak Türkiye ne yazık ki en büyük istisna olarak gösteriliyor ve BNP Paribas Varlık Yönetimi’nden Jean-Charles Sambor Türkiye’ye ihtiyatlı yaklaştıklarının altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerin genel olarak piyasanın altında fiyatlandığını bu nedenle önümüzdeki bir kaç haftada yaşanacak volatilitenin bir alım fırsatı olarak görülebileceğini belirtiyor.Son olarak Fed Başkanı Powell da son açıklamalarında gelişmekte olan ülkelerin Fed’in adımlarına karşı kendilerini koruyabilecek araçlara sahip olduklarını belirttiğini ve bu konudaki güvenli konuşması ile piyasaya ılımlı bir mesaj verdiğini görmekteyiz.
EKONOMİ
Yayınlanma: 08 Mayıs 2018 - 20:48
Gelişmekte olan piyasaların hali?
EKONOMİ
08 Mayıs 2018 - 20:48
İlginizi Çekebilir














































