Geçtiğimiz hafta kapanışı ile mayıs ayını da sonlandırmış olduk.
Gelen verilerin karışık seyretmesinin ardından piyasalarda volatilitede yüksek seyretti diyebiliriz. Ayın başında küresel risk iştahı yüksekken borsalarda yeni zirveler gördüğümüz dönem, özellikle son haftada bir miktar sekteye uğradı.
Fed Toplantı tutanaklarında gördüğümüz şahin mesajlar, faiz indirimlerinin ötelenebileceği beklentisini artırırken piyasada tedirginliği yükseltti. Perşembe günü karşıladığımız büyüme verileri beklentilerin bir miktar altında kalırken, Fed'in enflasyon dinamiklerini anlamak için kullandığı öncelikli veri olan çekirdek kişisel tüketici harcamaları verisi beklentilere paralel olarak açıklandı.
Aylık olarak harcama kalemleri bir miktar düşüşe geçse de piyasa bu iyimserliği sınırlı olarak satın aldı. ABD gündeminde olan bir diğer husus ise başkanlık yarışı. Senenin ikinci yarısında tüm piyasaların ana odak noktası Biden ve Trump arasındaki mücadele olacak. Piyasalar Trump cephesinde fiyatlamasını oluştursa da bu ikili 27 Haziran’da televizyonda karşı karşıya gelecek. Özellikle geçtiğimiz hafta görülen davada suçlu bulunan Trump için 5 kasıma kadarki süreç kritik olma özelliğini sürdürecek.
Amerika’ya göre ekonomik aktivitenin bir miktar daha zayıf seyrettiği Avrupa’dan ise dipten toparlanma sinyalleri geliyor. Bu toparlanmanın ardından piyasanın beklentisi ise haziran ayından itibaren faiz indirim döngüsünün başlaması. İlk olarak haftaya perşembe günü göreceğimiz kararda ECB’nin faiz indirimine gitmesine kesin gözüyle bakılıyor.
Fakat asıl takip edilecek olan toplantı metni ve Lagarde’ın önümüzdeki dönem adına değerlendirmeleri olacak. Geçtiğimiz hafta Avrupa bölgesinin enflasyon oranını karşılarken, yıllık enflasyonun bir miktar beklentilerin üzerinde gelmesi, faiz indirim beklentilerini zayıflatmaya başladı. ECB’nin vereceği en büyük karar ise yapışkan enflasyonla savaşmaya devam edip resesyon uğruna bu mücadeleden taviz verip vermeyeceği olacak.
Yurt içinde ise geçtiğimiz hafta büyüme verilerini karşılarken, enflasyonla mücadele eden otoriteye rağmen büyümenin kendi dinamikleri ile güçlü kaldığı görüldü.
İnşaat sektörü %11 ile büyümenin ana dinamiğini oluştururken, Türkiye ilk çeyrekte %5,7 büyüdü. Önümüzdeki hafta yurt içinde konuşacağımız en önemli gündem ise enflasyon verisi olacak. Mayıs ayında yılın zirve seviyesini göreceğimiz veride piyasanın beklentisi yıllık enflasyonun %75 seviyesine yakın açıklanması.
Haziran ayından itibaren baz etkisi ile düşüş patikasına girmesi beklenen enflasyonda sıkı para politikasının etkilerinin yılın ikinci yarısı itibariyle daha fazla hissedilmesi muhtemel senaryo olarak duruyor. Borsa İstanbul’a geldiğimizde ise BİST100 endeksinde 11.088 seviyesinden itibaren görülen zayıflamayı devam ettiriyor.
Yükseliş eğiliminin zayıflamasındaki en önemli sebepler yüksek finansman maliyetleri ile zayıflayan bilançolar ve enflasyon muhasebesi.
Özellikle sene başından bu yana borsayı sırtlayan bankacılık endeksine, organik büyümesi zayıf ve krediyle büyümeye bağlı sanayi şirketlerinden beklenen katkının alınamaması bu realizasyondaki ana katalizör oldu gibi gözüküyor.
Sınai endeksi 21 mayıstan bu yana %7’den fazla değer kaybederken, genel itibariyle volatilitenin yükseldiğini izliyoruz. Yabancı kurumlardan TL varlıklara ilişkin olumlu raporları devam ederken yılın ikinci yarısına ilişkin pozitif beklentilerin korunduğunu görüyoruz.
Yorumlar
Kalan Karakter: