Yabancı Yatırımcılar Geri mi Geliyor? Yoksa Yine Kısa Süreli Bir Flört mü?
Türkiye piyasalarında yine bir hareketlenme var. Yabancı yatırımcılar kapıyı aralamış, içeri bakıyor, hatta birkaç adım atıp salona göz gezdiriyorlar. Ancak bu, ciddi bir ilişkiye mi dönüşecek yoksa eski sevgilinin "Beni unuttular mı acaba?" diye sosyal medya hikayelerimizi izleyip, beğenmeden geçmesi gibi kısa süreli bir meraktan mı ibaret?
31 Ocak haftasında yabancı yatırımcıların 89,1 milyon dolarlık net hisse senedi alımı yaptığı görülüyor. "İyi haber, ilgileniyorlar!" diyebiliriz. Ancak aynı dönemde 682,8 milyon dolarlık devlet tahvili satılmış. Yani, borsaya bir göz atıp yatırım yapmışlar ama devlet tahvillerinden kaçmaya devam etmişler. Bu tabloya bakınca, insan istemeden düşünüyor: "Borsa kazandırıyor ama devlet tahvili neden güven vermiyor?"
Şimdi biraz geriye gidelim. 2013 yılında, Türkiye piyasalarında yabancıların tahvil stokları 70 milyar dolar seviyelerindeydi. 2023’e geldiğimizde bu rakam 20 milyar doların altına düştü. Yani yabancı yatırımcı "Ben buradan yavaşça uzaklaşıyorum, takip etmeyin" moduna girmişti. Bugün baktığımızda, hâlâ "Biraz hisse alırız ama tam olarak geri dönmeyelim" noktasında olduklarını görüyoruz.
Bu durum, ekonomi yönetiminin yıllardır kendine sorduğu "Yabancı yatırımcıları nasıl çekeriz?" sorusuna tam olarak yanıt vermediğini gösteriyor. Son dönemde faiz artırıldı, sıkı para politikalarına geçildi, "rasyonel politikalar" söylemi masaya kondu. Yani sevgiliyi geri kazanmak için özür mesajları atıldı, çiçekler alındı, romantik akşam yemekleri organize edildi. Ancak gelen tepki şu oldu: "Tamam, belki kahve içeriz ama uzun vadeli bir ilişkiye girmek için erken."
Peki, Yabancıların Tavrı Ne Anlama Geliyor?
Öncelikle, yabancı yatırımcıların hisse senedi alması, Türkiye ekonomisine tamamen sırt çevirmediklerini gösteriyor. Ama tahvillerden çıkmaya devam etmeleri, "Sana biraz güveniyoruz ama kredi kartımızı sana teslim etmeyelim" demek gibi bir şey. Peki, bunun nedenleri neler?
Birincisi, enflasyon. Türkiye'de enflasyon, halen çift hanelerde ve düşmesi zaman alacak. Yabancılar, "Tamam, faizler yükseldi ama enflasyon ne zaman düşecek?" diye soruyor. Bir ilişkide olduğu gibi, güvenin tam oturması zaman alır. Bir kez güven kırıldıysa, tamiri kolay olmaz.
İkincisi, kur istikrarı. Türkiye’de yabancı yatırımcıların en çok korktuğu şey, bir sabah kalktıklarında doların yüzde 10 yukarı fırlaması. 2018 krizinde bu filmi izlediler. "Kazanırız, ama bir gecede hepsini kaybeder miyiz?" diye düşünüyorlar.
Üçüncüsü, hukuki ve siyasi belirsizlikler. Uluslararası yatırımcı, uzun vadeli öngörülebilirlik ister. "Borsa yükselecek mi?" sorusundan önce "Kurallar değişir mi?" diye düşünürler. Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda yatırım yapmak, uçakta pilot kabinine bakıp "Burada biri var mı?" diye kontrol etmeye benzer. Eğer kabin boşsa, en akıllı yatırımcı bile panikler
Türkiye’deki Vatandaş İçin Anlamı Ne?
Şimdi sokaktaki insan için bu verilerin anlamına bakalım. Borsa yükseliyor, güzel. Ama bu, markete gittiğinizde peynirin fiyatının düşeceği anlamına gelmiyor. Yabancı yatırımcılar hisse alıyor diye enflasyon düşmez, döviz düşmez, kredi faizleri de hemen gerilemez. Çünkü yabancı yatırımcıların kalıcı olması için uzun vadeli güvenin tesis edilmesi gerekiyor.
Borsadaki yükseliş büyük şirketleri mutlu eder ama küçük işletmeler için çok şey değişmez. KOBİ’ler hâlâ yüzde 50’ye yaklaşan faiz oranlarıyla kredi almak zorunda. Üstelik bankalar, "Ekonomiye güven geldi" diyerek kredi musluklarını hemen açmaz. Sonuç olarak, küçük işletmeler için finansmana erişim zorluğu devam ediyor, yatırım yapmak ise riskli bir macera olmaya devam ediyor.
Gelecekte Ne Olabilir?
Önümüzde üç ihtimal var. Birincisi, iyimser senaryo. Eğer ekonomi yönetimi sıkı para politikalarını sürdürür, enflasyonu düşürür ve kur istikrarı sağlanırsa, yabancı yatırımcıların güveni artabilir. Bu senaryoda borsa yükselmeye devam eder, TL güçlenir, kredi faizleri geriler ve ekonomik büyüme hızlanır. Ama bunun için istikrarlı ve öngörülebilir politikalar şart.
İkinci ihtimal, orta senaryo. Yabancılar kısmen gelir ama kalıcı olmazlar. Borsa bir süre yükselir, ancak oynaklık devam eder. Kur dalgalı kalır, faizler düşmez ve KOBİ’ler yatırım yapmaya çekinir. Bu durumda, ekonomik büyüme beklenenden düşük kalabilir.
Üçüncü ihtimal, kötü senaryo. Eğer ekonomi yönetimi "Tamam, artık düzeldik" deyip erken gevşeme kararı alırsa, yabancı yatırımcılar tekrar çıkışa geçebilir. Borsa hızla düşer, döviz yükselir, faizler daha da artar ve ekonomik durgunluk riski büyür. Bu, daha önce 2018 ve 2021 yıllarında yaşanan senaryonun tekrarı olur.
Sonuç: Bu İlişkiyi Kurtaracak mıyız?
Şu an olan biten, tam anlamıyla bir belirsizlik hikayesi. Yabancı yatırımcılar ilgileniyor ama bağlanmaya hazır değiller. Borsa İstanbul’u Tinder’da sağa kaydırmışlar ama mesaj atmaktan çekiniyorlar. Bir nevi ekonomik "ghosting" vakası yaşıyoruz.
Türkiye’nin bu ilişkiyi sürdürülebilir bir hale getirmesi için, kısa vadeli sıcak parayla günü kurtarmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Kalıcı yabancı yatırım için yapısal reformlara, güçlü hukuk sistemine, öngörülebilir politikalara ve enflasyonu gerçekten düşürecek adımlara ihtiyaç var. Yani, sadece güzel sözler yetmez, somut adımlar görmek istiyorlar.
Yabancılar şu an "Türkiye’ye yatırım yapalım mı?" diye düşünüyor. Umarız, "Evet, kalıcı olalım" diye karar verirler. Ama bunun için, Türkiye’nin de güvenilir bir partner olduğunu göstermesi gerekiyor. Çünkü hem ekonomide hem de ilişkilerde en önemli şey güvendir. Ve unutmayalım: Ekonomi, romantik ilişkilerden bile daha hızlı soğuyabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: