Tank paleti büyürken, pazardaki file küçülüyor; silah mı tereyağı mı sorusu, 2025 Türkiye’sinde cevabını çoktan bulmuş görünüyor.
Türkiye’nin savunma bütçesi 2021’de yaklaşık 13 milyar dolardı. Dört yılda neredeyse üç katına çıktı: 2025’te 32,6 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, 2000’lerin başında yıllık savunma bütçesinin 7–8 milyar dolar civarında olduğunu düşününce tarihi bir zirve. Ama NATO geçen haziranda çıtayı yükseltti: hedef artık GSYH’nin %5’i. Türkiye ise %2,13’te. Yani sınıfta kalmadık ama kırık notla geçtik.
Türkiye’nin GSYH’si yaklaşık 1,4 trilyon dolar. NATO’nun %5 hedefini tutturmak için savunmaya her yıl 70 milyar dolar ayırmamız gerekiyor. Bu da bugünkü harcamanın iki katı. Yani “ya daha çok vergi, ya daha çok borç, ya da daha çok kemer sıkma” anlamına geliyor.
Tarihsel kıyasa bakalım. 1990’larda Türkiye’nin savunma harcaması GSYH’nin %4–4,5’i seviyesindeydi. Soğuk Savaş sonrası düşüş yaşandı, 2010’larda %2’nin altına indi. Bugün yeniden yükselişteyiz, ama bu kez ekonomik tablo farklı: 90’larda kişi başı milli gelir 3–4 bin dolardı, şimdi 12 bin civarında. Ancak enflasyon, borçlanma ve cari açık üçlüsü, her 1 dolarlık savunma harcamasının toplumun sırtına daha ağır yük olarak dönmesine neden oluyor.
Asıl ironi şurada: Savunma için milyarlar harcanıyor ama açlık sınırı hâlâ asgari ücretin üstünde. Bir yanda Aselsan için 1,5 milyar dolarlık yeni teknoloji üssü açılışı, öte yanda pazarda 50 liralık domates torbasını alamayan vatandaş. Ekonomi derslerinde bu ikilemin adı “guns vs butter” — yani “silah mı, tereyağı mı?” Türkiye’nin tercihi belli: silah. Ama vatandaşın ekmeği inceliyor.
Senaryo 1 – NATO’ya Uyuyoruz: 2035’e kadar %5 hedefi yakalanır. Yılda ek 40 milyar dolar kaynak demek. Vergiler artar, sosyal harcamalar kısılır. Güçlü ordu, ama yoksullaşan toplum.
Senaryo 2 – Kendi Yolumuz: Türkiye “%2 bana yeter” der. Batı’yla gerilim artar, yatırımcı güveni azalır, kredi maliyetleri yükselir.
Senaryo 3 – Hibrit Model: Savunma bütçesi artırılır ama ihracatla dengelenmeye çalışılır. Yük hafifler gibi görünür ama vatandaşın sırtındaki yük değişmez.
Her üç senaryoda da ortak nokta aynı: bedeli vatandaş öder.
Sonuç: Türkiye’nin savunma bütçesi büyüyor, ama NATO için hâlâ küçük. Ekonomi ise küçülüyor, ama vatandaş için hâlâ ağır. Kısacası: “Tank paleti büyürken, pazardaki file küçülüyor.”
Yorumlar
Kalan Karakter: