Haziran verisi geldi: perakende satış hacmi geçen yılın aynı ayına göre %14,7 artmış. “Azalmış” diyorlar çünkü bir önceki ay %17,6 ile koşu bandını zorlayan bir tempodaydık.
Evet, hız biraz düştü. Ama dikkat edin; hâlâ nefes nefese değiliz, hâlâ ringdeyiz. Bu ülke zaten hiçbir zaman düz bir koşu çizgisinde gitmedi, bizim pistimiz hep virajlıdır — bazen viraj keskin, bazen manzaralı.
Şimdi film biraz yavaşladı diye salonu terk etmek yok. Çünkü rakamın altına baktığınızda hikâye hâlâ fena değil: Motorlu taşıt ticareti %14,3 artmış, toptan ticaret ise resmen turbo moduna geçmiş, %27,6 büyümüş. Toplam ticaret hacmi? %22,5 artışla “haziran serinliği” diye dalga geçenlere inat, hâlâ sıcak.
Tabii bu veriler “halk zenginleşti” demek değil. Türkiye’de perakende satış artışı bazen gerçek alım gücünden, bazen de fiyat artışlarının şişirdiği hacimden beslenir. Yani hem daha pahalıya alıyoruz hem de almaya devam ediyoruz. Bu, psikolojik olarak “moral ekonomisi” denen şeyin ta kendisi: İnsan, yarınını garanti göremese de bugünü kaçırmak istemiyor.
Tarih burada güzel bir ayna tutuyor. 1994 krizinde, maaşlar erirken bile düğün sezonu durmadı. 2001 krizi geldiğinde elektronik mağazaları kapanmadı; sadece televizyon ekranlarının boyutu küçüldü. 2018 kur şokunda cep telefonu satışları düşmedi, sadece ithalatçıların modeli değiştirme süresi uzadı. Yani biz harcama alışkanlığımızı krizlere göre modifiye ederiz; vazgeçmeyiz, uyum sağlarız.
Haziran rakamları da böyle bir tablo çiziyor: Büyüme hızı düştü ama %14,7 hâlâ güçlü bir tempo. Bunu iki şekilde okuyabiliriz. İyimser senaryo: Tüketici güveni kırılmadı, cebindeki her kuruşun değerini bilerek ama harcamaktan vazgeçmeden devam ediyor. Kötümser senaryo: Alışverişler geleceğe güven değil, bugünü kurtarma refleksiyle yapılıyor; yani “yarın ne olur bilinmez, bugün alayım.”
Bir de sektörler arası tempo farkı var. Otomotivdeki artış, bir yandan krediye erişimin zorlaştığı, diğer yandan döviz kuru baskısının fiyatları sürekli yukarı çektiği bir ortamda gerçekleşiyor. Bu, biraz “ya şimdi ya hiç” psikolojisi. Toptan ticaretteki %27,6’lık artış ise bambaşka bir mesaj veriyor: zincirler, perakendenin birkaç adım önünden koşuyor, stok tutma eğilimi artıyor. Çünkü kimse fiyatların düşeceğine inanmıyor; herkes bugünün fiyatıyla yarının rafını dolduruyor.
Burada bir de geleceğe dair olasılık senaryoları var:
Senaryo 1 (İyimser): Turizm sezonu güçlü devam eder, ihracat yaz sonu toparlanır, kredi muslukları hafif açılır. O zaman yıl sonunda perakende büyümesi tekrar %17–18 bandına çıkabilir.
Senaryo 2 (Gerçekçi): Enflasyon çift hanede kalır, faizler yüksek seyrini korur, küresel talep toparlanmaz. Perakende büyümesi yıl genelinde %12–14 bandına oturur, bu da “güçlü ama yorulmuş” bir tempo anlamına gelir.
Senaryo 3 (Kötümser): Küresel durgunluk derinleşir, enerji fiyatları yükselir, iç talep kredi sıkışıklığından boğulur. O zaman %10’un altı görülebilir — ki bu psikolojik eşik kırılırsa tüketici davranışı sert değişir.
Ekonomi yönetimi açısından bu tablo önemli çünkü perakende verisi halkın nabzıdır. İmalat sanayii bazen ihracat pazarlarına bakar, borsa yatırımcısı küresel endekslere. Ama perakende, doğrudan mutfaktan ses verir. Eğer orada tempo düşmeye başlarsa, bu sadece istatistiklerde değil, kahvehane sohbetlerinde de hissedilir.
Ama işin ironik yanı şu: Bizim ülkemizde “yavaşlama” dediğiniz şey bile hâlâ birçok gelişmiş ekonomiden hızlı. Avrupa’nın bazı ülkelerinde %1–2’lik perakende artışı manşet olurken, bizde %14,7’lik artış “tempo düştü” diye konuşuluyor. Çünkü biz hız severiz; adrenalin bizim ekonomimizin yakıtıdır.
Sonuçta Haziran verisi bir kırılma değil, daha çok nefeslenme. Maraton koşucusu bir yudum su içmek için tempo düşürür ama koşudan kopmaz. Önemli olan, bu nefeslenmenin ardından tekrar ivme yakalanıp yakalanamayacağı. Yoksa koşu pistinde “hala güçlü” diye alkışlanan tempo, bir sonraki turda yavaş yavaş “idare eder”e döner.
Ve unutmayalım: Bu hikâyenin finali, yalnızca perakende grafiğinde değil, mutfağın rafında yazılır. Çünkü millet, satış hacmi yüzde kaç artmış diye değil, aldığı ekmeğin boyu küçülmüş mü diye bakar.
Yorumlar
Kalan Karakter: