1 Ocak 2025 sabahı… Takvim “yeni yıl, yeni umutlar” diye bağırıyor; piyasalar ise “biz bugün kapalıyız” diye omuz silkiyordu.
O yüzden 1 Ocak referansı derken, klasik piyasa gerçeğini dürüstçe masaya koyayım: Hisse endeksleri ve çoğu “geleneksel” piyasa enstrümanı için 31 Aralık 2024 kapanışlarını baz almak zorundayız. Kripto tarafı ise kibirli bir şekilde 7/24 çalıştığı için, onda doğrudan 1 Ocak 2025 değerleriyle konuşabiliyoruz. Bugün ise 29 Aralık 2025; yılın son virajında, “yıl bitiyor” diye değil, “hikâye bitmiyor” diye bakılan günlerden.
Bu yazı yatırım tavsiyesi değildir; fiyatlar ve oranlar, gün içi veri akışına göre değişebilir. Ben burada “kıssa” anlatıyorum: yılın başındaki fotoğrafla bugünkü fotoğrafı yan yana koyup, aradaki ekonomik iklimi okumaya çalışıyorum.
Önce Türkiye’nin “gündelik hayat endeksi” diyebileceğimiz üçlüsü: borsa–kur–altın. BIST 100, yıl başı referansında (31 Aralık 2024 kapanış) 9.859,33 civarındaydı; bugün 29 Aralık 2025 kapanışında 11.150,90 ile günü bitirdi. Yani TL bazında endeks “yukarı” dedi ama yılın son günlerinde gördüğümüz kapanış notu önemli: Bloomberg HT özetine göre BIST 100 günü %-1,27 ile kapatmış. Bu ayrıntı, 2025’in ruhunu özetliyor: “Büyüdük” cümlesinin sonuna mutlaka küçük bir dipnot ekleniyor.
Kur cephesi daha tanıdık bir hikâye anlatıyor. Yıl başı referansında dolar/TL 35,36 civarındayken, bugün serbest piyasada 42,93 TL bandında. Euro da bugün aynı özet içinde 50,59–50,62 TL aralığında geçiyor. Kurun “tek başına” bir şey anlatmadığını artık ezbere biliyoruz ama 2025’in en temel cümlesi yine de şu: TL’nin hikâyesi, enflasyon–faiz–kur üçgeninde yazılıyor.
Ve altın… Türkiye’de altın çoğu zaman “emtia” değil, bir tür psikolojik sigorta poliçesi. Yıl başı referansında gram altın 2.976,75 TL civarındaydı; bugün Bloomberg HT piyasa özetinde gram altın 5.994,28 TL olarak geçiyor. “İki katına yakın” gibi görünen bu tabloyu okurken, altının küresel tarafını da kaçırmayalım: 2024’ün son gününde ons altın ~2.624,81 dolar seviyesindeyken, bugün piyasa özetinde 4.460 dolar bandı görülüyor. Yani yalnızca TL tarafında değil, dolar bazında da olağanüstü bir altın yılı var. Reuters da 29 Aralık 2025’te kâr satışlarıyla geri çekilse bile altının 2025’te çok sert yükseldiğini, gün içinde rekor seviyeler görüldüğünü yazıyor.
Gümüş bu yıl “altının yaramaz kardeşi” rolünü abartmış durumda. 31 Aralık 2024’te ons gümüş ~28,85 dolar iken, bugün 2025 sonunda 70+ dolar bandı konuşuluyor; Bloomberg HT ekranında 71,75 dolar civarı görünüyor. Reuters, aynı gün gümüşün 80 doların üzerine taşan hareketlerden sonra sert geri çekilmeler yaşadığını da not ediyor. Buradaki ortak tema şu: değerli metaller 2025’te sadece “güvenli liman” değil, aynı zamanda “politik ve parasal belirsizlik termometresi” oldu.
Petrol tarafında 2025 daha “soğukkanlı” bir final yapıyor. 31 Aralık 2024’te Brent’in 74,64 dolar, WTI’ın 71,72 dolar civarında kapattığı raporlanmış. Bugün 29 Aralık 2025’te Bloomberg HT tarafında Brent ~62 dolar, WTI ~58 dolar bandında. Yani enerji cephesinde yılın başına göre daha düşük bir fiyat seviyesiyle, “talep büyümesi mi, resesyon korkusu mu, jeopolitik risk primi mi?” sorularının birbirini kovaladığı bir denge arayışı görüyoruz.
Şimdi gelelim 2025’in “hikâye motoru”na: küresel hisse senetleri ve faiz. ABD tarafında 31 Aralık 2024 kapanışında Dow ~42.544, S&P 500 ~5.881, Nasdaq ~19.310 seviyeleri veriliyor. Bugün 29 Aralık 2025’te Bloomberg HT ekranında Dow ~48.710, S&P 500 ~6.899, Nasdaq ~26.810 görünüyor. Reuters da yılın son haftasında S&P 500’ün 7.000’e yakın seyrettiği bir zeminde, teknoloji hisseleriyle birlikte dalgalanmaların sürdüğünü yazıyor. Kısacası 2025, küresel borsalarda “AI rüyası–faiz indirimi beklentisi–kâr realizasyonu” üçgeninde gidip gelen, ama yılı genel olarak yukarıda taşıyan bir sene gibi duruyor.
Faiz tarafı da bu tabloyu tamamlıyor. ABD’de Fed’in politika faizi yılın sonuna gelirken %3,50–%3,75 bandında görünüyor. 2025’in başına yakın dönemde (Ocak 2025 sonu uygulama notunda) hedef aralığın %4,25–%4,50 olduğu belirtilmiş. Yani yılın “para” cümlesi şu: 2025, Fed’in gevşeme döngüsünün tartışıldığı ve fiyatlandığı bir yıl. Reuters’ın 29 Aralık 2025 tarihli küresel piyasa notlarında da “Fed indirimi beklentileri”nin risk iştahını beslediği vurgulanıyor.
Türkiye’de ise “faiz” kelimesi zaten başlı başına bir roman. TCMB’nin 1 hafta repo serisinde 27 Aralık 2024’te %47,50, 2025’te ise adım adım aşağı gelen bir patika ve 12 Aralık 2025’te %38,00 seviyesi görünüyor. Bu tek cümle bile, yıl boyunca hem TL’nin taşıma maliyetini, hem kredi iklimini, hem de tasarruf tercihlerini nasıl bir mıknatıs gibi şekillendirdiğimizi anlatıyor: Türkiye’de yatırım enstrümanları çoğu zaman birbirine karşı değil, faize ve enflasyona karşı yarışıyor.
Dünya borsaları tarafında da 29 Aralık 2025 fotoğrafı oldukça “küresel”: DAX ~24.291, FTSE 100 ~8.193, Nikkei 225 ~40.550, Hang Seng ~27.156 gibi seviyeler Bloomberg HT’de akıyor. Bu çeşitlilik bize şunu söylüyor: 2025’i tek bir merkez bankasıyla, tek bir emtiayla, tek bir jeopolitik başlıkla okumak zor. Her piyasa kendi yerel hikâyesini yaşarken, ortak payda yine “para maliyeti” ve “belirsizlik”.
Kriptoya gelince… 2025 kripto için “büyük laflar yılı” olmaktan çok, “büyük dalgalar yılı” gibi. 29 Aralık 2025 piyasa özetinde Bitcoin ~87.484 dolar, Ethereum ~2.931 dolar görünüyor. Yılın ilk günü tarafında Bitcoin için 1 Ocak 2025’te ~94.390 dolar seviyesi kaydedilmiş. Yani 2025, Bitcoin’in yıl bazında “mutlaka düz bir çizgi” vaat etmediği, hatta yıl sonunda aşağıda kalabildiği bir senaryo da üretebiliyor. (Kriptonun en “istikrarlı” özelliği, istikrarsızlığı zaten.)
Peki bütün bu fiyatları yan yana koyunca 2026’ya dair nasıl bir çerçeve çıkıyor? Üç olası senaryo var ve hiçbiri tek başına “kesin” değil.
Birinci senaryo, küresel faizlerin kademeli gevşediği ama enflasyonun tamamen “evcilleşmediği” dünya. Bu senaryoda riskli varlıklar (hisse, kripto) nefes alır; fakat değerli metallerdeki “sigorta primi” kolay kolay sıfırlanmaz. 2025’te altın ve gümüşün sert performansını böyle bir psikolojiyle okumak mümkün. İkinci senaryo, büyümenin yavaşlayıp risk iştahının dalgalandığı dünya. Petrolün yıl başına göre daha aşağıda olması, piyasanın zaman zaman “talep” hikâyesine şüpheyle baktığını fısıldıyor. Bu senaryoda “nakit akışı güçlü” şirketler, kaliteli tahvil ve mevduat benzeri araçlar (ülkeye göre değişmek kaydıyla) yeniden cazibe kazanır; ama bu cümle burada dursun: Bu bir öneri değil, sadece piyasa davranışının tarihsel bir refleksi.
Üçüncü senaryo ise bizim coğrafyanın hiç yabancısı olmadığı türden: yerel makro dengenin (enflasyon–kur–faiz) yeniden ayarlandığı Türkiye hikâyesi. TCMB politika patikasındaki değişim, kur ve altınla birlikte okunduğunda, 2026’da da “enstrümanlar arası geçişlerin” hızlı olabileceğini söylüyor.
Son söz: 2025 bize şunu bir kez daha öğretti—piyasalar bir “sınav” ise sorular genelde aynı, sadece şıklar değişiyor. Faiz kaç? Enflasyon nerede? Kur hangi psikolojiyle fiyatlanıyor? Küresel para ne kadar pahalı? Ve tabii ki yılın klasik finali: “Yeni yılda her şey düzelir mi?” Düzelir… ama genelde önce grafikler bozar, sonra düzeltir.
Yorumlar
Kalan Karakter: