Türkiye'nin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilecek kaynak çeşitliliğine sahip bir ülke olarak, yenilenebilir enerji sektörüyle çok fazla yatırım çekiyor.
Ülkemizin farklı sektörlerinde yaşanan çeşitlenmenin, yatırım için önemli fırsatlar olarak nitelendirilirken, Türkiye'nin yatırımcı çekmenin yanı sıra önemli bir yatırımcı olmaya doğru gittiği bu günlerde, enerji projelerinin sadece yatırım akışı açısından değil, aynı zamanda sektörde istihdam yaratılması açısından da önemli etkileri bulunmaktadır. Ekonomide büyümeye katkıda bulunabilecek hizmet, altyapı ve yenilenebilir enerji sektörü gibi birçok kaynağımız mevcut. Bu nedenle yenilenebilir enerji sektörü bu cazibesiyle çok fazla yatırım çekiyor.
Merkez Bankasının politikaları yatırımcılar için olumlu sinyal veriyor
Küresel ekonomideki çoklu kriz ortamı göz önüne alındığında, geçen yıl dünyadaki pek çok ekonomi gibi, Türkiye'de de yatırım akışı yavaşladı, bu süreçte izlenen makroekonomik politikalar, özellikle Merkez Bankasının politikaları ve ekonominin çeşitlendirilmesi noktasında olumlu sinyaller veriyor. Küresel jeopolitik gerilimler ülkelerin ekonomilerini etkileyerek, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin sürdürülebilirlik faktörlerini de ticaret, yatırım ve çeşitli kanallar aracılığıyla etkilemiştir. Zorluklara rağmen yatırım konusunda ülkemiz için olumlu sonuçlanabilecek fırsatların da olduğu dikkate alınarak, özellikle sürdürülebilirlik gündemi altında yatırım çekme fırsatı bulunmaktadır.
Türkiye daha fazla yatırımcı çekebilir
Doğrudan yabancı yatırımın artması için çeşitli temel ekonomik göstergelerde istikrar sağlanması gerekiyor. Makroekonomik istikrar da bunlardan biri. Aynı zamanda ulusal ekosistem, ülkenin Paris Anlaşması gibi küresel belirlenmiş hedeflerle uyumlu bir vizyonunun olup olmadığı, sektörel politikalar ve ülkenin bu politikalara uyum sağlamaya devam etme durumu da bu noktada belirleyici unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Ayrıca yatırımcılar ülkelere yatırım yapmadan önce belli başlı ilkelere dikkat ediyorlar. Buna göre yatırımcılar özellikle üç konuya odaklanmaktadırlar; yatırımlarının geri dönüşü, kurumsal çerçeve ve ülkede faaliyet gösterecek tesisler. Türkiye, diğer gelişmekte olan pazarlara kıyasla bu konularda avantajlı. Dolayısıyla böyle devam ederse, ülkede sektöre daha fazla yatırım çekme potansiyeli gerçekleştirebilir.
Türkiye'ye yabancı sermaye girişinin 2025'te artması bekleniyor
Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), mevcut politikaların sürdürülmesi halinde Türkiye'ye yurt dışındaki yerleşik kişilerin net sermaye girişlerinin 2025'te artmasının beklendiğini bildirdi. IIF, gelişmekte olan ekonomilere sermaye girişlerine ilişkin raporunu yayımladı.
Raporda, gelişmekte olan ülkelere toplam sermaye girişlerinin, doğrudan yabancı yatırım ve portföy öz sermayesindeki güçlü toparlanmanın etkisiyle, bu yıl yaklaşık 220 milyar dolar artarak 903 milyar dolara çıkmasının beklendiği aktarıldı. Türkiye'ye ilişkin değerlendirmelerin de yer aldığı raporda, daha sıkı politikaların ülkede cari açığın 2023'ün ilk çeyreğindeki 24,6 milyar dolardan 2024'ün ilk çeyreğinde 10,9 milyar dolara düşmesine yardımcı olduğu ve önemli miktarda yurt dışında yerleşik net sermaye akışının çekilmesini sağladığı aktarıldı.
Özellikle devam eden sıkı politikaların iç ve dış kırılganlıkları daha da azaltacağı göz önüne alındığında, Türkiye'ye net sermaye girişine ilişkin kısa vadeli beklentilerin, yatırımcıların Türk varlıklarının sunduğu geniş getiri farklarını yeterince cazip bulup bulmayacağına bağlı olduğu belirtilen raporda, daha geniş faiz oranı farklarının Türkiye'nin yeterince büyük sermaye akışlarını çekmesine yardımcı olacağının beklendiği aktarıldı. Raporda, Türkiye'nin reel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) büyümesinin 2025'e kadar öngörülen yavaşlamaya rağmen sanayileşmiş ülkelerin ortalama büyümesini geçeceğinin öngörüldüğü belirtilerek, bu olumlu büyüme farkının, özellikle yurt dışında yerleşik portföy ve doğrudan yabancı yatırımların net girişi şeklinde, yeterince büyük yabancı sermayeyi Türkiye'ye çeken bir başka faktör olmasının beklendiği ifade edildi.
S&P ve Fitch'in yakın zamanda Türkiye'nin kredi notunu yükseltmelerinin ardından yurt dışında yerleşik portföy sermayesi ve doğrudan yabancı yatırımların net girişlerinin 2025'e kadar ılımlı bir şekilde artacağının tahmin edildiği kaydedilen raporda, yurt dışında yerleşik alacaklılardan, net dış borçlanmanın ise yavaşlayan reel GSYH büyümesi ve zayıf kredi talebinin etkisiyle azalmasının beklendiği aktarıldı. Yurtdışında yerleşiklerin net sermaye girişinin 2023'teki 66 milyar dolar seviyesinden 2024'te 62 milyar dolara gerileyeceğinin ardından 2025'te 68 milyar dolara çıkacağının tahmin edildiği kaydedildi.
Davos 2025 in Türkiye Yatırım İzdüşümü..
Bu yıl Davos "Akıllı Çağda İşbirliği" temasıyla düzenlendi. Enerji arz güvenliği, temiz enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji yatırımlarının zirvenin gündem maddeleri arasında yer aldı.
WEF'in Küresel Enerji Dönüşüm Endeksi'ne göre, bu yıl yenilenebilir enerjide büyümenin sürmesine rağmen, geçen yıla göre yavaşladı. Dolayısıyla, enerji dönüşümü her ülke tarafından farklı şekilde tanımlanıyor. Burada ortak bir akıl ortaya koymak gerekli ancak dünyada her zaman olduğu gibi jeopolitik bütün enerji dünyasını belirleyen en önemli unsur. Bugün özellikle ABD, Çin ve Avrupa arasındaki ticaret savaşları ve ülkelerin pozisyonlanması farklı fırsat ve zorlukları beraberinde getiriyor.
Kritik minerallerde Çin'e bağımlılığın artma riski
Davos'un gündeminde de ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki yönetimin enerji politikaları vardı. Enerji ve elektrik tüketimi hızla artıyor. Dolayısıyla petrol ve gaz kullanımının devam ettiği bir dünyada daha fazla yenilenebilir ve ileri seviye enerji teknolojilerini bir arada düşünmek gerekiyor. Artık kritik mineraller ve enerji beraber ele alınıyor. Bu kadar elektrik talebinin elektrifikasyonu artırdığı bir dünyada, özellikle bakır olmak üzere birçok kritik mineral de çözümün parçası olacak. Bu kritik minerallerin bulunduğu ve işlendiği coğrafya açısından Çin'e bağımlılık önemli konulardan bir tanesi.
Uluslararası yatırımcılar için enerjide büyük fırsatlar var
Mevcut rekabet ortamı içinde Avrupa'nın temiz enerji dönüşümünde bir zamanlar var olan öncülüğünün ekonomik olarak büyük bir yük getirdiği için, Avrupa'nın bu rekabette geride kalma endişesi taşıyor. Bu ortamda Türkiye, jeopolitik konumu ve insan kaynağı sayesinde tedarik zincirlerinde önemli bir rekabet avantajına sahip. Türkiye'nin temiz enerjideki hedeflerini gerçekleştirebilmesi için yapması gereken şeyler bulunuyor. Yılda 10 bin megavatlık rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesi inşa etme hedefine ulaşmak için, doğrudan yatırıma ve finansmana ihtiyaç var. Enerji en büyük sektörlerden birisi. Türkiye'de enerji ve ekipmanları yatırımcısı olmak için uluslararası yatırımcılara yönelik çok büyük fırsatlar var. Uluslararası yatırımcılar da bu yatırım ortamının gelişmesi açısından önemli.
Libya’dan Türkiye’ye Yeşil Işık
Libya Hükümeti , Türkiye'yi bir enerji merkezi olarak gördüğünü her fırsatta dile getiriyor. Bunun nedeni , Avrupa'ya giden doğal gazın büyük bir kısmının Türkiye üzerinden geçiyor olması ve yenilenebilir enerjide de gelişmiş teknolojilere sahip olunması. Bu imkanlardan faydalanmak ve Türkiye'yi enerjinin tüm alanlarında stratejik ortak olarak görmek istediklerini belirtiyorlar.
Özellikle güneş enerjisi paneli ve rüzgar türbini imalatında lider Türk şirketleri ile çeşitli görüşmeler yapılıyor. Halihazırda gaz ve fosil yakıtlarla çalışan elektrik santralleri alanında da birçok Türk şirketiyle iş birliktelikleri yapılıyor. Yenilenebilir enerji alanında, özellikle de rüzgâr ve güneş enerjisine yatırım konusunda işbirliğine yönelik ilerlemeler kaydediliyor.
Türkiye ve Libya arasında elektrik bağlantısı yakın bir ülke üzerinden yapılabilir..
Mevcutta Libya ile İtalya, Malta ve Yunanistan arasında elektrik bağlantıları ile ilgili mutabakat zaptı bulunuyor. Türkiye ile elektrik bağlantısının Libya'ya yakın ülkelerden biri üzerinden yapılarak, akabinde elektrik bu ülkeler üzerinden Libya ve Türkiye arasında aktarılacak. Elektrik enterkonneksiyonu konusu ile bağlantının mümkün olup olmadığının belirlenmesi için görüşmeler yapılıyor.
Slovakya’nın Türkiye’de yatırım stratejisi
Kiev yönetiminin, 1 Ocak itibarıyla Rus gazının Ukrayna üzerinden Avrupa'ya sevkiyatını durdurmasının ardından, gaz ithalatını güvenli rota üzerinden sağlamak isteyen Avrupa ülkelerinden Slovakya, Türkiye ile enerji alanında iş birliği arayışına girdi. Ukrayna üzerinden Rusya'nın gaz sevkiyatının durmasının ardından, Slovakya'nın gaz ihtiyacı için Türkiye ile iş birliği arayışını ve Türkiye'nin boru hatlarında yapacağı kapasite artışıyla yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Slovakya için tek gerçekçi rota Türkiye
Bu yıl itibarıyla Ukrayna üzerinden yapılan Rus gazı ithalatı durduğu için, Slovakya Rusya'dan gaz ithalatını sürdürmek isterse tek gerçekçi alternatif rota Türkiye. Ayrıca Türkiye, Rusya'yla diplomatik ilişkilerini sürdürdüğü için, Türkiye'nin Slovakya'nın enerji güvenliği içinde önemi arttı. Slovakya'daki birincil enerji tüketiminin yüzde 20'sinin doğal gazdan karşılanıyor ve bununda yüzde 60'tan fazlası Rusya'dan ithal ediliyor.
Ukrayna krizinden sonra Slovakya'nın ithalat kaynaklarını çeşitlendirilmesiyle, Ukrayna üzerinden gaz akışının kesilmesi, Slovakya'nın enerji güvenliği açısından çok kritik bir durum. Slovakya'nın enerji güvenliğinde ana zorlukları, Rusya'ya yüksek bağımlılığından kaynaklanıyor. Slokvakya petrol tedarikinin yüzde 80'inden fazlası da Rusya'dan sağlanıyor. Bu nedenle, Türkiye, gazın yanı sıra petrol ve kömür tedarikini artırabilirse, Slovakya'nın Rusya'ya bağımlılığını azaltarak, enerji güvenliği için faydalı olabilir. Kısa vadede, Türkiye'nin beklenen rolü, Ukrayna üzerinden gelen boru hattı akışındaki kesilmeden kaynaklanan kaybı telafi etme konusunda Avrupa'ya gaz tedarikini artırmak.
Türkiye, Slovakya'ya gaz ileterek talebin karşılanmasında önemli rol oynayabilir
Slovakya, Rusya'yla uzun dönemli gaz kontratı olan Avrupa Birliği'ndeki (AB) birkaç ülkeden biri. 1 Ocak 2025'e kadar Slovakya , Orta Avrupa'da Ukrayna üzerinden gelen Rus gazının diğer Avrupa ülkelerine iletilmesinde önemli rol oynayan bir ülke ve ithal ettiği gazın yaklaşık 4-4,5 milyar metreküplük kısmını iç piyasada kullanıp geri kalanını ise Avusturya ve Polonya'ya iletiyor.
Macaristan ile Slovakya arasındaki boru hattı çift yönlü akışın mümkün olduğu bir hat. Hattın Slovakya'dan Macaristan'a akış yönünde 4,5 milyar metreküp kadar gaz taşıma kapasitesi varken Macaristan-Slovakya yönünde ise 2 milyar metreküpten daha az gaz taşınabiliyor. Doğal gaz yalnızca boru hatları aracılığıyla ithal edebiliyor, doğrudan LNG ithal etme imkanına sahip değil.
Türkiye, daha önce bazı Avrupa ülkelerine gaz tedarikinde boru hatları üzerinden çözüm bulmuş ve Slovakya gaz ihtiyacına yönelik de böyle bir yol izlenebileceği görüşülmüştü. Türkiye, Slovakya'ya da Macaristan üzerinden gaz ileterek talebin karşılanmasında önemli rol oynayabilir. Bunun için iletim hatlarında kapasite artışına gidilmesiyle, Orta Avrupa'daki diğer ülkelere de gaz ihraç edilmesi söz konusu olabilir. Bu durum da Türkiye, Avrupa'nın enerji arz güvenliğini artırmasının yanı sıra, enerji ticaret merkezi olma hedefine yaklaşılmasında önemli katkılar sağlayabilir.
Yorumlar
Kalan Karakter: