Seçimlerin sonuçlanmasından sonra gözler yeni yönetimde atanacak ekonomi yönetimine çevrildi. Uluslararası mafyalaşmış finans kuruluşları ekonominin başına istedikleri kişilerin atanması için baskılarını arttırırken eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, ekonomide bir yangın olduğunu, bu yangını çıkaranlara itfaiyeci rolü verilemeyeceğini söyledi. Söylemez, uluslararası finans kuruluşlarının istediği kişinin ekonominin başına getirilmesi durumunda yaşanan felaketin daha da büyüyeceğini bildirdi. Ekonomist Nazif Ekzen önümüzdeki dönem çok sıkı bir program dayatılacağını, Türkiye’nin Yunanistan’dan beter edileceğini ifade etti.Londra ve ABD’deki uluslararası mafyalaşmış finans çevreleri Türkiye’nin kaynak sıkıntısını bildikleri için kredi musluklarını açmak için ekonominin başına istedikleri birinin atanmasını şart koşuyorlar. Öne çıkan isim Mehmet Şimşek. Şimşek’in yanına da bazı bürokratları öneriyorlar. Merkez Bankası’nın Türk devletine değil kendilerine bağlı olarak çalışmasını istiyorlar.FELAKET OLUREski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, ekonominin durumunun Türkiye’yi dış müdahalelere açık hale geldiğini vurgulayarak, dünya finans kuruluşlarının eline düşüp de istikrara kavuşmuş bir ülke olmadığını bildirdi.Söylemez, “Mehmet Şimşek hiçbir ekonomi tecrübesi olmadan yıllardır ekonominin başında. Bu Türkiye’nin değil onların isteği. Şimdi Türkiye sıkışmış durumda. Dışarıdan para bulması gerekiyor. Bu sıkışmışlık nedeniyle ekonomi yönetimi uluslararası finans kuruluşlarının temsilcilerine emanet edilirse sonuç daha da felaket olur” dedi. Uluslararası finans kuruluşları ekonominin başına Mehmet Şimşek’i önermelerinin kendi çıkarları için olduğunu kaydeden Söylemez şu görüşleri savundu: “Oysa ki Türkiye’nin ihtiyacı karma ekonomiyi ve üretim ekonomisini savunan bir yönetimdir. Uluslararası finans kuruluşlarının isteklerini yerine getirecek değil, Türkiye’nin çıkarlarını savunacak anlayışa sahip biri ekonominin başına geçmeli. Uluslararası finans kuruluşlarının kuklası ancak onların isteklerine göre hareket eder. Ekonomide yangını çıkaranlara itfaiyeci rolü verilmemeli. Bugün ekonomide yaşanan yangının sorumluları bellidir.”YUNANİSTAN’DAN BETER YAPACAKLAREkonomist Nazif Ekzen de Türkiye ekonomisinin uzun bir süredir ciddi sıkıntı yaşadığını ifade ederek, “Erken seçim kararı da bu nedenle alındı” diye konuştu. IMF’nin bir süreden beri Türkiye yeniden ilgilenmeye başladığını belirten Ekzen şunları söyledi:“IMF ve Dünya Bankası Türkiye’yi boş bırakmak istemiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Londra ziyaretinde neler olduğunu bilmiyoruz. Erdoğan İMF’ye direnen bir tutum alıyordu. Ama ekonomide gelinen nokta sonrasında Londra’da uluslararası finans kuruluşlarına birtakım sözler verdiği anlaşılıyor. Erdoğan’ın son haftalarda ekonomiden hiç söz etmemeleri de dikkat çekici. Londra ziyareti sonrasında sustu.Önümüzdeki dönemde çok sıkı önlemler gelecek. Türkiye’yi Yunanistan’dan beter edecekler. 1999 yılında karşılaştığımız sıkılaştırmaya benzer bir dönem yaşayacağız. Alınacak kararlarda yaşananların faturası geçmişte kime kesilmişse yine onlara kesilecek. Acı ilacı yine büyük ölçüde halk içecek. Geniş bir kesim etkilenecek.”IMF İLE OLMAZKoç Üniversitesi Ekonomi Profesörü Sumru Altuğ ile yeni dönemde izlenmesi gereken ekonomi politikalarına ilişkin konuştuğumuzda, IMF’nin kemer sıkma politikalarının enflasyonu düşürse bile ülkenin kalkınmasını önlediğine dikkat çekti. Dünyanın hiçbir yerinde IMF politikalarının başarıya ulaşmadığını hatırlatan Prof. Dr. Sumru Altuğ, “Londra’daki fon yöneticilerini ikna ederek nereye kadar gidilebilir? Emlak ekonomisinden vazgeçilmeli. 2 milyon stoktan söz ediliyor. Altyapı yatırımları lazım ancak fizibilitesi iyi ele alınmalı. Varlık Fonu ile kamu varlıklarının ipotek altına alınmasından vazgeçilmeli” dedi.KAYNAK ASYA’DA VARKaynak bulunması noktasında ise Türkiye’nin üyesi olduğu Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi seçenekleri doğru projelerle kullanabileceğini anlatan Prof. Dr. Altuğ, “Vatandaş tasarruf yapsın deniyor. Bin 600 TL gelirle nasıl tasarruf edilecek. Öncelikle üretimin ve gelirin artırılması lazım. Kahvehanelerde siyaset konuşmanın hiçbir katma değeri yok. Kalkınma, bilim kültürünün yerleşmesi ile olur. Vatandaş ‘biz nasıl zenginleşebiliriz, refahımızı nasıl artırabiliriz’ diye konuşmalı. Üniversiteler bulundukları bölgelerde sektörlerin gelişmesi için çalışmalı. ABD Harvard’tan ibaret değildir. Minnesota’ya bakın tarım konusunda çalışır. Bir de bize kaliteli meslek yüksek okulları lazım. Bilgi ekonomisine ve dijital ekonomiye geçişin planlanması gerekiyor” ifadelerini kullandı.TAKINTILARDAN VAZGEÇİLMELİOynak kur konusunda ise Merkez Bankası’nın rahat bırakılması gerektiğini kaydeden Porf. Dr. Altuğ, şunları söyledi: “Kur 4.20’deyken faiz artsaydı bunlar yaşanmazdı. Müdahaleler oynaklık yaratıyor. Fonlar zaten bunu istiyorlar. Kazanıp gidiyorlar. İlla düşük faiz diye tutturmamak gerekiyor. Yatırımları yönlendiren sadece faiz değildir. Kısa vadede evet finansman lazım ama ekonomi rasyonel politikalarla yönetilmeli. İdeolojik takıntılardan vazgeçmeliyiz. Lübnan’daydım. Çinliler gelecek Suriye’yi inşa edecek diyorlar. Burada biz de yer almalıyız. Ara malı üreterek açığı kapatmalıyız.”
EKONOMİ
Yayınlanma: 27 Haziran 2018 - 19:31
Yangını çıkarandan itfaiyeci olmaz
Seçim sonrası Erdoğan yeni yönetim için hazırlıklara başladı. En çok merak edilense ekonomi yönetimi. Gelecek kişi, milli bir ekonomiyi mi savunacak, yoksa uluslararası finans kuruluşlarının temsilcisi mi olacak?
EKONOMİ
27 Haziran 2018 - 19:31












































