Gıdadan teknolojiye, kozmetikten tekstile pek çok sektörde faaliyet gösteren kadın girişimciler, kurdukları işletmelerle hem üretime hem ihracata katkı sağlıyor hem de diğer kadınlara ilham oluyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırladığı "Üretimle Güçlenen Kadınlar" başlıklı dosya haberin bu bölümünde, mikroplastik kirliliğini önlemeyi ve sağlıklı plastikler üretmeyi amaçlayan projeleriyle girişim yolculuklarına başlayan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Mühendislik Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Funda Özkök ile İstanbul Arel Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Müge Şahin değerlendirmede bulundu.Prof. Dr. Şahin, en büyük hedeflerinin bilim ve AR-GE'yi katma değerli üretime dönüştürmek olduğunu belirterek, "Yerli teknolojiyle geliştirdiğimiz biyobozunur malzemeler sayesinde hem Türkiye'de sürdürülebilir üretim anlayışına katkı sağlamayı hem de küresel pazarlarda rekabet edebilen çevreci ürünler geliştirmeyi hedefliyoruz." dedi.- "Kadınların üretimde görünür olması Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracaktır"Şahin, kadınların iş dünyasında daha fazla yer almasının yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınma açısından da son derece önemli olduğunu dile getirerek, kadın girişimcilerin üretime, inovasyona ve yeni iş modellerine farklı bir bakış açısı getirdiğini söyledi.Prof. Dr. Şahin, şunları ifade etti:"Bu çeşitlilik, özellikle AR-GE ve teknoloji odaklı alanlarda daha yenilikçi çözümlerin ortaya çıkmasına katkı sağlıyor. Kendi deneyimimizden yola çıkarak şunu söyleyebilirim, kadın girişimciler çoğu zaman sadece bir iş kurmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal faydayı da merkeze alan projeler geliştiriyor.Kadınların bilimde, AR-GE ve üretimde daha görünür olması, Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü artıracaktır. Bu nedenle kadın girişimcilerin desteklenmesi, sadece bireysel başarı hikayeleri değil, aynı zamanda ülke ekonomisi için güçlü bir kalkınma potansiyeli anlamına geliyor."Dr. Funda Özkök de yerli ve milli üretimin önemine işaret ederek, "Türkiye'de üretime en büyük katkımız ülkemizin dışa bağımlı olduğu biyoplastik ham madde alanında yüzde 100 yerli ve milli bir alternatif sunmamızdır.İhracat tarafında ise küresel pazar hızla yeşil dönüşüme giderken, bizim ürettiğimiz yüksek teknolojili, sağlıklı ve biyobozunur granül ham maddeler, Türkiye'nin 'yeşil ihracat' kapasitesini ve uluslararası pazardaki rekabet gücünü artıran stratejik bir ürün konumundadır." diye konuştu.Özkök, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlayarak, "Girişimcilik hayali kuran kadınlara ilk mesajımız şudur, bu yolculuk engebeli ve zorlu bir yol. Fikrinizi hayata geçirirken büyük bir sabır göstermek, yeri geldiğinde hayatın diğer alanlarındaki konforunuzdan fedakarlık etmek ve çok çalışmak bu işin doğasında var. Asla vazgeçmeme iradesi, bir girişimcinin en büyük sermayesidir. Ancak yola çıkarken sadece irade yetmez, mutlaka 'çerçevesi net çizilmiş' ve ayakları yere basan bir iş fikriniz olmalıdır." dedi.- "Üretim ve ihracat alanında ilerlemek isteyen kadınların cesur olması çok önemli"Meyve posaları, çekirdekleri ve fermantasyon kültürlerini atıksız üretim modeliyle tarım, gıda ve kozmetik sektörlerine kazandırmak amacıyla başlattığı girişimin ardından Avrupa ve Körfez pazarına girmeyi hedefleyen Sanem Koçak, bu yolculuğa annesiyle birlikte çıktıklarını ve evde başlayan küçük bir üretim sürecinin zamanla bir girişime dönüştüğünü söyledi.Koçak, kadın girişimcilerin iş dünyasında daha fazla yer almasının yalnızca girişim sayısını artırmak anlamına gelmediğini, aynı zamanda iş dünyasına farklı bir bakış açısı kazandırdığını dile getirdi.Girişimciliğin, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman hızlı başarı hikayeleri gibi görünse de aslında sabır, emek ve süreklilik gerektiren bir yolculuk olduğunu belirten Koçak, "Benim en büyük tavsiyem, küçük başlamaktan korkmamaları. O ilk adımı atmaları. Çünkü birçok güçlü marka çok küçük adımlarla başlıyor. Her şey profesyonel ve mükemmel olmak zorunda değil. İşiniz ve ürününüze güven ve inancınız tam olduktan sonra gerisi geliyor." dedi.Koçak, sözlerini şöyle tamamladı:"Özellikle üretim ve ihracat alanında ilerlemek isteyen kadınların cesur olması çok önemli. Türkiye yerel üretim, doğal ürünler ve gıda alanında çok güçlü bir potansiyele sahip. Kadınların bu alanlarda daha fazla yer alması, hem ekonomiye hem de toplumsal dönüşüme büyük katkı sağlayacaktır. Ben kadınların üretimde, inovasyonda ve sürdürülebilirlikte dönüştürücü bir güce sahip olduğuna inanıyorum. Kadınlar üretmeye başladığında yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda bir ekosistem de kurabiliyorlar."- "Kadın girişimcilerin sayısı artıyor"Yerli imkanlarla kitosan polimeri üretimi yapıp küresel ölçekte büyüyen biyoteknoloji pazarında Türkiye'nin pay sahibi olmasını hedefleyen biyolog ve biyoteknoloji girişimcisi Seda Çakır da Türkiye'de kadın girişimci sayısının giderek arttığını söyledi.Seda Çakır, şunları kaydetti:"Benim gözlemime göre 10 sene önce sektörde yüzde 10-20 kadın girişimci varken şu anda yüzde 40-50 seviyesine çıkmış durumda. Bu sektöre başlarken en genç kadın girişimci bendim ve çok uzun süre bu şekilde devam etti. Üniversiteden yeni mezun olan kadınlar girişimcilik sektöründe aktif hem de son dönemde akademi tarafından gelen yine çok kadın hocamızı görüyorum. Dolayısıyla bir sayı artışı var."
EKONOMİ
Yayınlanma: 07 Mart 2026 - 12:49
Güncelleme: 08 Mart 2026 - 12:35
ÜRETİMLE GÜÇLENEN KADINLAR
Biyoteknolojiden gıdaya çeşitli alanlarda faaliyet gösteren kadın girişimciler, geliştirdikleri projelerle üretim ve ihracata katkı sağlarken kadınların iş dünyasında daha görünür olmasının ekonomik büyüme açısından kritik olduğunu belirtiyor.
EKONOMİ
07 Mart 2026 - 12:49
Güncelleme: 08 Mart 2026 - 12:35
İlginizi Çekebilir















































