DÜNYA Gazetesi köşe yazarı ve ekonomist Gündüz Fındıkçıoğlu Facebook’ta paylaştıBir grafikle analiz yapabiliriz. Grafikte mevduat bankalarının verdiği kurumsal ve tüketici kredilerinin GSYH’ye oranla seyri görülüyor. Reel GSYH 2003-2018 arası yaklaşık 2 katına çıktı diyebiliriz. Bu, eski seridir ve 2015 sonu itibariyle 1998 sabit TL fiyatlarıyla reel GSYH’nin 1,81 katına ulaştığını görüyoruz. Son 2 yılı da hesaba katarak 2’ye yuvarlayalım.Mevduat bankalarının verdiği tüketici kredilerinin GSYH’ya oranının 2002 yılında –kriz sonrası- yüzde 1,77 olduğunu ve şu an yüzde 15,11’e çıktığını saptıyoruz. Kaç katı? 8,5 katı. Aynı şekilde kurumsal kredilerde de 5,8 kat artış görüyoruz GSYH oranı olarak. GSYH’yi 2 katına yuvarlarsak bu 17 ve 11,6 kat artışlara denk düşer. Tüketici kredileri açısından bakar ve grafiği incelersek 2003-2013 arası 11 yılda kredi/GSYH oranının kesintisiz arttığını ve bu dönemde 2008 Q4-2009Q3 arası 4 çeyrek hariç GSYH’nin de sürekli arttığını görebiliriz.Bu, “kredi etkisi”. Bu etkiye 2003-2008 döneminde TL’nin değer kazanmasından kaynaklanan “kur etkisini” –istenirse ‘kur illüzyonu’ da denebilir ama etkisi reeldir ve 5 yıl sürmüştür- ve örneğin otomotiv sektöründeki gelişmelerden kaynaklanan ‘kalite etkisini’ de ekleyebiliriz. Elbette 2005 gibi her varlık sınıfında büyük kazançlar elde edilen ve doğrudan yabancı sermaye girişlerinin de ok gibi yükseldiği, konut ve araç kredilerinde yüzde 400’e varan artışların olduğu dönemi de unutmamalıyız.Grafikten 2014 itibariyle tüketici kredileri/GSYH oranındaki artışın durduğunu ve bu oranın hafifçe gerilediğini de görebiliriz. Bu durumda ‘ekonomik oy veren’ tüketici neden vazgeçmiyor? Aslında bir kez vazgeçer gibi oldu. Unutmayalım ki iktidar partisi sadece 2009 Mart yerel seçiminde yüzde 40’ın biraz altına geriledi ancak bu dönemde kriz vardı, Habur kapısı olayı da yaşanmıştı ve de yerel seçim olduğu için adaylar + Sivas’ta BBP patlaması etkili olmuştu. Bir kez de 7 Haziran’da Kürt oylarının yarısı göç edince yüzde 41-42 aralığına düştü. Yani yüzde 40 civarı en fala gerilediği nokta. Burası ‘granit’ blok oy sınırı. Bu ‘granitin’ önemli bir nedeni grafik tarafından açıklanabilir.11 yıl kesintisiz krediye ulaşma imkanında artış ve sonra hafif gerileme. Nüfusun ikinci ve üçüncü yüzde 20’lik Gini bandı ‘bir kez oldu yine olur’ diye düşünüyor. Dikkat, gelecekte daha da kötü olacak söylemi fazla etkili değil çünkü bu bölme ve hatta bir alttaki yüzde 20 –ki hastane, yol vb. hizmetleri sayıp dökenler bunlar- dinlemiyor dahi. Seçmen en fazla bir yıl geriye bakan –AR 1 veya ARMA (1,1)- bir süreç izliyor; ileriye henüz olmamış olana bakmıyor.Şimdi, bu dönem esasen görülmemiş bir ‘refah etkisi’ dönemi. Nedenlerini sayıp dökmek de seçmenin “merkezini” (median voter) etkilemiyor. “Madem öyle kazan seçimi sen yap” deyiveriyorlar. Bu dönemde olanların değme sosyal demokrat partinin rüyası olduğunu, bu işleri hangi nedenlerden dolayı olursa olsun –Derviş programı, dünyada tasarruf bolluğu, Lehman sonrası bolluk kaybolurken dahi gelişmekte olan ülkelere ilginin sürmesi, fonların buralara kayması, uzun süre ucuz kaynak bulunabilmesi vs.- bir sosyal demokrat parti yapmış olsaydı herkesin alkışlayacağını eklemek lazım. Elbette sosyal demokrat partiye ‘bir sanayi politikası şart’ denecekti ve onu da yapsaydı daha da fazla takdir toplayacaktır. Daha az inşaat ve hayrı menkul geliştirme daha çok makine-ekipman gibi.Ancak, gelelim ancak faslına, piyasalarda –gerçek mal piyasalarında, pazarlarda- rahatsızlık var. Bu rahatsızlık 2017 büyümesinin karlara gitmiş olmasıyla da alakalı. Esasen emekliye zam vb. bu saptamanın yapıldığını gösteriyor. Bu ‘kısa süreli seçim döngüsü’. Zamlar daha sonra enflasyon tarafından geri alınacaktır. Manzara budur. Uzun süreli başarıya karşı daha kısa süreli bir duraklama görüyor ‘median voter’. Bundan ne çıkar?
EKONOMİ
Yayınlanma: 01 Mayıs 2018 - 21:50
Güncelleme: 01 Mayıs 2018 - 22:04
Ucuz krediler ve partilerin oy oranı
EKONOMİ
01 Mayıs 2018 - 21:50
Güncelleme: 01 Mayıs 2018 - 22:04
İlginizi Çekebilir












































