Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, çok farklı şokların gerçekleşebildiği ve küresel ortamdaki oynaklığın yüksek olduğu bir dönemde bulunduklarını belirterek, "Dolayısıyla bir bant iletişimi yapıyoruz bir süredir.
Sene sonunda da enflasyonun bandımızın içinde kalacağı konusunda son derece eminim." dedi.Karahan, yılın 2. Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla İstanbul Finans Merkezi'ndeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Yerleşkesi'nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında Başkan Yardımcıları Hatice Karahan ve Osman Cevdet Akçay ile soruları yanıtladı.Dövizle ilgili 19 Mart'ta ani yükselişler gerçekleştiğine ve bundan sonra yaşanabilecek bu tür dalgalanmalara karşı yeterli önlemlerin alınıp alınmayacağına ilişkin soru üzerine Karahan, genel olarak politika duruşunu "dezenflasyonun belirlenen ara hedefler ile uyumlu olacağı şeklinde" belirlediklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:"İşin diğer boyutu para politikası çerçevesi. Para politikası çerçevesinin zengin olmasının belirli sebepleri var. Bu tür durumlarda yurt içi ya da yurt dışı oluşabilecek gelişmelerin enflasyon görünümünü bozmaması için para politikası çerçevesini buna göre belirliyoruz.Aslında makroihtiyati tedbirlerin bir kısmını da buna yönelik olarak değerlendirmek lazım. Son dönemdeki tecrübemizden sonra da aslında geçen sene zenginleştirdiğimiz çerçevenin ne kadar doğru olduğunu da görmüş olduk."- "İşsizlik ile atıl iş gücü oranındaki hareket arasında fark oluştu"Başkan Karahan, "Enflasyon öngörülerine göre belirlenen ücret zamlarının atıl iş gücünün yükselmesine etkisi olduğunu düşünüyor musunuz?" şeklindeki soruya karşılık, genel olarak işsizlik oranındaki aşağı yönlü hareketle atıl iş gücü oranındaki hareket arasında bir fark oluştuğunu söyledi."Değerlendirmemiz; işsizlik oranının, manşet işsizlik oranının ima ettiğinden daha az sıkı olduğu yönünde." diyen Karahan, şöyle devam etti:"Bu aradaki farkın neden olduğuna yönelik aslında iki tane sav popülarite kazanmış durumda. Bunlardan bir tanesi iş bulabileceğinden ümidini kesen insanların artmış olması. Bir hipotez bu.Diğeri de yarı zamanlı çalışan ama tam zamanlı çalışmak isteyen insanların artmış olması. Biz bunu mikro verilerden detaylı olarak inceledik. Bizim analizlerimiz, bu iki savın da asıl nedenler olmadığını açıkçası gösteriyor. Burada bir kere atıl istihdam içinde zamana bağlı eksik çalışanlara baktığımızda aslında istihdamdakilerin yüzde 60'ı tam zamanlı çalışıyor.Bu da aslında pandemi döneminde ortaya çıkan ve yaygınlaşan çalışma koşullarını iyileştirme, değiştirme isteğinin bir yansıması. Esnek çalışma modelleri de bu dönemde bunların yaygınlaşmış olması buna biraz olanak veriyor. İkinci sava geldiğimizde de şunu görüyoruz.Haftada 40 saat ve üzeri istihdam edilip daha fazla çalışmak istediğini belirtenlerin oranı, 40 saatin altında çalışıp da aynı beyanda bulunanların oranına yaklaştı. Yani aslında yarım zamanlılardan gelen bir değişim söz konusu değil. Aslında bu atıl işsizlikteki artış bu yarı zamanlı çalışanlardan kaynaklanmıyor gibi gözüküyor."- "Kesinlikle bir rezerv hedeflememiz yok"TCMB Başkanı Karahan, faiz politikasına ilişkin bir soru üzerine, enflasyon hedeflemesi yaptıklarını aktararak, şu değerlendirmelerde bulundu:"Dolayısıyla faiz kararlarımız da dahil olmak üzere diğer birçok kararımız da enflasyon gerçekleşmelerine, beklentilerine ve ana eğilime binaen oluyor. Enflasyon görünümü üzerinden faiz kararlarını veriyoruz. Bahsettiğiniz unsurlar tabii ki önümüzdeki dönemde enflasyon üzerindeki riskleri etkileyebiliyor. Tamamen önemsiz diyemem ama kesinlikle bir rezerv hedeflememiz yok. Dolayısıyla herhangi bir rezerv seviyesini faiz indirimine bağlamak doğru değil."Karahan, 19 Mart'ta 1,5 trilyon liralık likiditeyi kısa vadeli çekmelerinin hata olup olmadığına ilişkin soruya karşılık, dalgalanma öncesinde sistemde 1,5 trilyon lira civarında likidite fazlasının söz konusu olduğunu söyledi.Burada çok çeşitli sterilizasyon amaçlarının bulunduğunu dile getiren Karahan, "O dönemde daha çok depo ihalelerini belli vadede kullanıyorduk. Para piyasasında kotasyonları ve sonra da likidite senedini şartlar değiştikten sonra yapmaya başladık. Burada aslında uzun vadeli sterilizasyona bir miktar başlamıştık depoların vadesini uzatarak. Likidite senetleri işlevini gördü. O dönem 280 milyar liraya ulaşan bir bakiye oldu. Daha sonra da bunu şu anda sıfırladık." diye konuştu.Karahan, gelecek dönemde likidite senedinin de araçların içinde olduğunu, likidite fazlası olduğunda depo ihalelerini de kullanmayı düşündüklerini anlattı.- "Sene sonunda aylık enflasyon yüzde 1'in biraz üzerine oturacak"Fatih Karahan, yılın geri kalanında aylık enflasyonun seyrinin nasıl olacağının beklendiğine ilişkin soruya, şu cevabı verdi:"Burada şu andaki patikamız mevsimsellikten arındırılmış baktığımızda aylık enflasyonun azalarak sene sonunda yüzde 1'in biraz üzerinde bir yere oturacağını varsayıyor ama patika lineer olmayabilir. Çünkü risklerin yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Bir de aylık bazda hakikaten verilerde çok oynaklık oluyor.Bu oynaklık olduğu durumda da ana eğilimdeki iyileşme şu anki seviyeden çok lineer ve kusursuz bir şekilde o seviyeye inecek değil ama yıl sonunda mevsimsellikten arındırılmış bazda baktığımızda yüzde 1'in biraz üstüne oturan bir aylık enflasyon patikası öngörüyoruz. Burada bunun iletişimini biraz azaltmamızın belli sebepleri var.Birincisi faiz indirimleri doğrudan o verdiğimiz patikalara bağlandı geçen sene. Halbuki bizim amacımız bu değildi. Aslında geçen sene verdiğimiz patikada çok daha erken enflasyondaki katılık hızlı çözülüyordu ve daha erken faiz indirimleri vardı. Sonra biz onu geciktirdik bu katılık biraz daha geç çözülmeye başlayınca.O yüzden onun iletişimini biraz azalttık. Bir diğer unsur da mevsimsellikten arındırma yöntemlerinin, bu biraz daha teknik, son dönemde çok iyi çalışmaması. Bu da Türkiye'ye özgü bir unsur değil. Birçok ülkede görülen bir unsur."- "Fiyatlama davranışları iki sene öncesine göre çok daha makul"TCMB Başkanı Karahan, enflasyon hedeflerine ve döviz kurunun tutulmasına ilişkin bundan sonra daha agresif mi olunacağına ilişkin soru üzerine, kur geçişkenliğinin önemine işaret etti.Geçmiş dönemlere göre kur hareketlerinin kur geçişkenliğine etkisinin azaldığını dile getiren Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Mesela talebin güçlü olduğu, beklentilerin çıpalanmamış ve yüksek olduğu, fiyatlama davranışlarının bozuk olduğu ekonomilerde kur geçişkenliği, daha genel olarak aslında arz yönlü şokların enflasyona geçişkenliği daha yüksek oluyor.Ülkemizde de baktığımızda fiyat istikrarının, ve 2010'lu yıllarda tek haneli enflasyonun olduğu yıllarda kur geçişkenliğinin yüzde 20 civarında olduğunu gösteriyor ama dediğim gibi 2023 yılının yaz ayında da bunun çok daha yüksek olduğunu zaten söyledim. Geldiğimiz noktada 2010'lu yıllardaki geçişkenlikten daha yüksek ama iki yıl öncesine göre daha düşük bir geçişkenlik olduğunu düşünüyorduk. Zaten veriler de bunu destekler nitelikte."Karahan, bu gelişmenin nedenlerine ilişkin detaylar paylaşarak, talepte dengelenme yaşadıklarını, enflasyon beklentilerinin ve fiyatlama davranışlarının iki sene öncesine göre çok daha makul seviyelerde olduğunu, kur korumalı mevduat (KKM) bakiyesinin azaldığını vurguladı.- "Yıl sonunda enflasyonun bandımızın içinde kalacağına son derece eminim"Fatih Karahan, kurun enflasyon etkisinin iki yıl önceye göre daha az seviyede olduğunu belirterek, "Bu da tabii ki hedefimizin, yıl sonu tahminimizin üst bandı da dahil değişmemesinde önemli bir unsur. Bir de tabii ki sadece yukarı yönlü etki olmadı. Dediğim gibi küresel tarafta, emtia fiyatları üzerinden, küresel talep üzerinden, bir de bizim iç talebimizdeki sıkılaşma üzerinden bir dengelenme olacak. Bu önemli bir unsur." şeklinde konuştu.Karahan, enflasyon bandının orta noktasını göz önünde bulundurarak para politikası duruşunu belirlediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:"Enflasyonda nokta hedef vermek çok zor. Hem verinin kendisi oynak, aydan aya görüyoruz. Yani piyasanın da bizim de aşağı ya da yukarı yönünü yanıldığımız aylar oluyor. Çok farklı şokların gerçekleşebildiği, küresel ortamdaki oynaklığın yüksek olduğu bir dönemdeyiz. Dolayısıyla bir bant iletişimi yapıyoruz bir süredir. Sene sonunda da enflasyonun bandımızın içinde kalacağı konusunda son derece eminim."- "Ana eğilim bu patikada gittiği sürece faiz indirimleri gerçekleşebilir"TCMB Başkanı Karahan, şartlar uygun gitmesi halinde gevşemenin önce faizlerde mi yoksa makro ihtiyati politikalarda mı gerçekleşeceğine ve ana eğilime dair soru üzerine, şu anki seviyede yüzde 1'in biraz üzerine giden bir ana eğilim öngördüklerini söyledi."Çeyreklik bazda iletişim yapınca çok fazla oynaklık da olduğu için iletişim açısından onu doğru bulmuyoruz." diyen Karahan, "Bizim patikamızda tabii ki bir faiz patikası var bu ana eğilim üzerinde. Yani yüzde 1'e gidene kadar indirim olmayacak şeklinde bir davranış söz konusu değil. Bu biraz kullandığımız modeller çerçevesinde modelin ima ettiği bir faiz politikası var. Dolayısıyla bu ana eğilim bu dediğim patikada gittiği sürece gerçekleşebilecek olan indirimler tabii ki söz konusu." şeklinde konuştu.Karahan, soru üzerine hem temmuz ayında hem de bir sonraki yıl başında son dönemde olduğu gibi yönetilen/yönlendirilen fiyatlar belirlenirken enflasyon hedefinin gözetileceğini düşündüklerini anlattı.- "Merkez bankaları sosyal medyayı da kullanmaya başladı"Fatih Karahan, TCMB'nin iletişim çalışmalarına ilişkin bir soru üzerine, Merkez Bankasının iletişiminin oldukça hassas olduğunu, geçmişte iletişimin daha çok piyasa katılımcıları üzerinden yapıldığını ifade etti."Geçtiğimiz dönemde, belki son 5-10 yıl içinde, merkez bankalarının bilançolarının da büyümesi ve ekonomideki rollerinin artmasıyla, hane halkının da reel sektörün de çok yakından merak ettiği bir unsur haline geldi merkez bankaları." diyen Karahan, sözlerini şöyle tamamladı:"Burada da tabii sosyal medyanın da ortaya çıkmasıyla aslında hane halkına ve reel sektöre yapılan iletişim biraz daha merkez bankası kanalından değil de sosyal medya üzerindeki kişiler üzerinden olmaya başladı.Bu da iletişimin yani Merkez Bankasının söylediği şeylerin dönem dönem yanlış anlaşılmasına sebep oldu. Bu sadece bizim üzerimizde değil. Bütün dünyada olan bir konu. İki hafta önce BIS toplantıları kapsamında Basel'deydik. Orada merkez bankacılar tarafından konuşulan temel konulardan bir tanesi merkez bankası iletişiminin diğer kesimlere nasıl olması gerektiği yönündeydi.Burada hakikaten birçok merkez bankasının biraz daha deneysel yöntemlerle sosyal medyayı da kullanmaya başladığını gördük. Bunu da aslında az önce söylediğim tespitlerin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz."(Bitti)AA