Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Türkiye, rekabetten korkmadığı için Gümrük Birliği'ni güncellemek istiyor. Korumacı ekonomi politikalarının uygulanmasını istemiyoruz." dedi.
Şimşek, Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politikaları Merkezi'nin (EPC) düzenlediği "Türk ekonomisinin görünümü ve AB'yle gerçek yakınlaşma" başlıklı toplantıda konuştu.
Gümrük Birliği'nin AB'nin de çıkarına olduğunu anımsatan Şimşek, "Alman arkadaşlarımız Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusunda işleri yavaşlatmaya çalışıyorlar. Hayrete düşüyoruz. Kendi ayaklarına sıkıyorlar." dedi.
Şimşek, Gümrük Birliği'nin başlangıcından itibaren AB'nin Türkiye'yle ticarette 300 milyar dolarlık fazla verdiğini anımsatarak, şunları söyledi:
"Türkiye, rekabetten korkmadığı için Gümrük Birliği'ni güncellemek istiyor. Korumacı ekonomi politikalarının uygulanmasını istemiyoruz. Bizler daha açık, rekabetçi, üretken, girişimci ekonomi olmak için Gümrük Birliği'nin güncellemesini istiyoruz. Bu güncelleme, Türkiye'nin AB'yle ticaret hacmini 2 katına çıkaracak. Bu durumdan herkes fayda sağlayacak. Avrupa'daki dostlarımız daha akılcı ve daha az duygusal davranmalı. Güncelleme herkesin faydasına bir durum. Bu, tarım, hizmetler ve kamu alımları kapsaması anlamına geliyor ve burada herkes için büyük fırsatlar doğacak. Bu olmak zorunda bu konuda bir soru işareti yok."
Türkiye'nin sığınmacılarla birlikte toplam 84 milyona ev sahipliği yaptığını anımsatan Şimşek, ekonomik alanlarda yapısal reformlara öncelik verildiğini ve bunların hızlı bir şekilde devam edeceğini ifade etti.
Şimşek, Türkiye'nin mali durumunun ve bankacılık siteminin oldukça kuvvetli olduğuna dikkati çekerek, önceliklerinin eğitim olduğunu, Türkiye'de 24 milyon öğrenci bulunduğunu ve bütçenin yaklaşık 5'te 1'ini bu alana sağladıklarını anımsattı.
Bu yıl Türkiye'nin yüzde 6 civarında büyümesinin öngörüldüğüne dikkati çeken Şimşek, "Yabancı sermaye akışı oldukça güçlü durumda, uluslararası şirketler Türkiye'ye geliyor ve önemli yatırımlar yapıyor." ifadesini kullandı.
Şimşek, Türkiye'nin ekonomik reformlara devam edeceğini, Avrupa'ya bağları sürdüreceğini belirtti.
Karşılıklı diyaloğun önemini vurgulayan Şimşek, "Konuşmalı, açık ve dürüst olmalı ve birbirimiz anlamalıyız." dedi.
Özellikle yurtdışında Türkiye hakkında hatalı bilgilerle yanlış algılar ortaya konduğunu anımsatan Şimşek, "Karşımızda Türkiye karşıtı çalışan, FETÖ, PKK ve başka unsurlardan oluşan büyük bir cephe var. Türkiye yüzyıllardır Avrupa'nın bir parçası. Türkiye, Avrupa'nın önemli komşularından. Doğru bir şekilde iletişim kurmak hepimizin faydasına." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin yabancı savaşçı olma potansiyeline sahip 57 bin kişinin girişine izin vermediğini anımsatan Şimşek, "Terör küresel bir tehdit ve hiçbir ülke yalnız başına mücadele edemez işbirliği yapmalıyız. Başka bir seçeneğimiz yok." diye konuştu.
Şimşek, Türkiye'nin terörle mücadeleyi "gerçek anlamıyla" gerçekleştirdiğine dikkati çekerek şunları söyledi:
"Biz şu anda burada konuşurken Türkiye büyük bir askeri varlıkla DEAŞ'la mücadele ediyor. Suriye'nin yaklaşık 7 bin kilometrelik bölgesinde buna İdlip'te dahil, Türkiye barış ve güvenlik için terör tehdidiyle mücadele ediyor. Avrupalı dostlara bu nedenle bazen biraz kırılıyoruz. Terör hakkında konuşunca Avrupa'da, DEAŞ, El Kaide akla geliyor. Bu doğru, bunlar vahşi terör örgütleri ve Türkiye'de bunlardan çok çekti. Türkiye, Afganistan'da da bunlarla mücadele ediyor. AB'den aynı standardı diğer terör örgütleri konusunda da görmek istiyoruz. Burada sorunlar var. Sonunda Avrupa Parlamentosu'nun uygun bir duruş sergilemesinden ve Almanların PKK'yla ilgili gerçekler hakkında uyanmasından memnuniyet duyuyorum. Bu konularda olumlu haberler var. Umarım bu konularda ilerleme sağlarız.
"Trump'ın Kudüs kararı barış ve istikrara yönelik değil"
ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararına ilişkin Şimşek, "Bu şekilde girişimlerle barış sağlanamaz. Kudüs konusunda BM Güvenlik Konseyi kararı var. Trump'ın Kudüs kararı barış ve istikrara yönelik değil, uluslararası hukuka da aykırı. Burada ayrışıyoruz. Bu nedenle Avrupalı dostlarımız da bu konu hakkında karşıt olduklarını güçlü bir şekilde dile getirdi. Trump'ın Kudüs kararı kesinlikle barış beklentilerine katkı sağlamıyor. Biz iki devletli bir çözüm olmasını ve Kudüs'ün özel konumunun olduğunun tanınmasını, Hristiyan, Müslüman ve Musevilerce ortak olarak kullanıma açık olmasını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, Brüksel temasları kapsamında AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyaloğu toplantısına katılacak.Toplantıda Türkiye, Başbakan Yardımcısı Şimşek başkanlığındaki, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci'nin katıldığı heyet tarafından temsil edilecek.
AB Komisyonu adına toplantılara, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Jyrki Katainen, Ekonomik ve Parasal İşlerden Sorumlu Üye Pierre Moscovici ve Ticaretten Sorumlu Üye Cecilia Malmström katılacak. * Şant Manukyan: Blonchain'in Bir Adım Daha Ötesi CME’nin vadeli işlemleri başlatması ile Bitcoin de büyük ölçüde sisteme dahil olacak. O tarihte felsefesinden ziyade JP’nin short’layıp short’lamadığını veya direnç ve destekleri konuşuyor olacağız. Bu nedenle hazır biraz daha vakit varken Bitcoin/Blockchain’in kendisinden konuşmaya devam etmek ve diğer kripto para birimlerini incelemek istiyorum. Çok gerekli bir gelişme olmasına rağmen (çünkü tarihte ne olmuşsa olması gerektiği için olmuştur) kağıt para yani “Fiat” sistemini eleştirenler açısından büyük bir ironi olsa gerek ki Bitcoin de aslında “Fiat”. Latince “söyledik oldu” anlamına gelir ve Bitcoin de 9 sayfalık bir manifestonun ardından ortaya çıktı. Hiç bir şeye dayanmadığı için bu yönü ile kağıt paradan farkı yok. Sadece miktarı sınırlandığı için kağıt para sistemine alternatif olarak görülse de 21 milyon adet gibi bir sınırlama nedeni ile günümüz ekonomisinde bir alternatif olması da söz konusu değildir. Ancak fikir (özel kurumların para basabilmesi vs merkezi darphane) ve teknolojisi alternatif olabilir .
Bitcoin’in ilk blokunda (bu yazıyı yazarken 494969’uncu bloktayız) yani “genesis blockta” ne yazdığını hatırlatmak istiyorum. İçinde bir blok oluşumu için gerekli değişkenleri içeren bu sıfır noktasındaki blokta kendisinden önce bir işlem olmadığından “coinbase ” “The Times 03/Jan/2009 Chancellor on brink of second bailout for banks” cümlesi yani 3 Ocak 2009 tarihli The Times gazetesinin manşetinden oluşur.Tarihe not düşmek için mükemmel bir zaman ve alternatif bir ekonomik vizyon için mükemmel bir manşet. Bitcoin’in mottosunun “vires in numeris” 2 anlam taşır. İlkini rakamlarından kaynaklanan güç olarak tanımlayabiliriz, yani matematiğin, yani analizin gücü. İkinci anlamı ise kitlelerin gücü anlamına geliyor. Yani para basan merkezi bir otorite değil, güven unsuru olarak çalışan sınırlı sayıda yapı değil, kitlelerin kontrolünde çalışan bir sistem. Her işlemin şeffaf bir şekilde bloklarda yazılması (trustless) ve onaylandığı bir sistem.
Ancak göklere çıkartılan blockchain teknolojisinin kripto paralar alanında bazı sorunları var. Scalability yani ölçek sorunu bunlardan biri. 1 MB blokların yarattığı sorunlar nedeni ile SegWit, 2X, 8 MB bloklar gibi çözümleri sık sık duyuyoruz. Ancak ikinci bir sorun var ki daha büyük. Bitcoin bloklarını onaylayan yani networkun işlemesini sağlayan Madenciler “sınıfı” . Blockchain’in Bitcoin versiyonunda işlemesi için bu sınıfın varlığı ve daha önemlisi harcadıkları çaba karşılığında ücretlendirilmesi şart. Bitcoin’in doğrulama mekanizması Proof of Work (Pow) madencilerin ağırlıklı şifre çözücü olmasını sağlayan bir yöntem. Alternatifi Proof of Stake, buna da payınız oranında çalışma sistemi diyelim.
Her iki sistemde de ortaya bazı “sınıflar” çıkıyor ve Bitcoin’in yarattığı merkezi olmayan dünyada eskisinden farklı ama yeniden bir merkezi güç oluşuyor. İşlemleri yapanlar ve onaylayanlar. İşlem ücreti ödeyenler ve ücreti kazananlar. Ücret daha yüksekse Bitcoin madenciliğinden Bitcoin Cash madenciliğine geçebilecek ve sadakati sistem değil ücrete olan bir sınıf. O halde “Blockchain” sanıldığı kadar dönüştürücü bir teknoloji olmayabilir. Ki bence gerçekten de değil ancak pek çok sektörde çok işe yarayacağı da kesin. Dönüştürücü olan merkezileşmemiş para fikrinin kendisi. IOTA yukarıda bahsedilen “sınıf” oluşumunu ve bunun kaçınılmaz olarak ortaya çıkaracağı merkezi gücü engellemek için blockchainden farklı bir teknoloji olan Tangle‘ı kullanıyor ve mesh net olarak tanımlanıyor.
Yani kimse networkün tamamını tanıyamıyor (bu da teoride 51% pratikte 34% saldırı ihtimalini çok azaltıyor) Şayet bir işlem onaylatmak istiyorsanız daha önce açıklanan 2 işlemi onaylamanız gerekiyor. Bilginin Blockchain’de dikey yatmasının aksine kendi ve referans işlemlerinizin çifte harcama/kayıta neden olmayacağınızı kontrol ediyorsunuz. Ardından sonucu “komşu” bilgisayarlara açıklıyorsunuz. Onlar da bir işlemden önce yine benzer kontrollerden geçirip size yolluyor. İşlem manipüle edilse bile ilk ana Tangle’da gerçek ortaya çıkıyor. Böylece madenciler ve ücret uygulaması aradan çıkıyor ve hepimiz birimiz birimiz hepimiz için prensibi çalışmaya başlıyor. Kısa vadede COO (Co-ordinator) sorunu var ancak ağ yeterli büyüklüğe geldiğinde bu sorun ortadan kalkacağından detaylarına değinmiyorum. Bu konulara 2018’de daha sık ve detaylı değinmeye çalışacağım. * Körfez Parası Türkiye'ye Göç HazırlığındaBahreyn’de bu yıl 24’üncüsü düzenlenen İslami Bankacılık Konferansı sırasında Türk gazetecilerin sorularını yanıtlayan Jarrar, “Bu bölgede ülkeler, Türkiye’yi bir büyüğü gibi görür. Türkiye’nin demokratik ve laik bir ülke oluşu, bölgede rol model oluşturuyor. Çoğu ülke bunu başaramadı” dedi.Jarrar, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan GCC ülkelerinde istikrarsızlığın sürmesi halinde Arap sermayesinin Türkiye’ye doğru göç etmeye devam edeceğini de öne sürdü.'GAYRİMENKUL VE TURİZM ALANINDA YATIRIM GELECEK'GCC ülkelerinin Türkiye’ye ağırlıklı olarak gayrimenkul ve turizm alanında yatırım yapacağını ileri süren Jarrar, Türkiye de İslami bankacılıkta da gelişim olacağını iddia etti.Jarrar, Türkiye’nin, gayrimenkul açısından Avrupa’ya göre bazı avantajları bulunduğunu, kültürel yapısı, gelenekleri ve toplumsal yapısıyla da Arap yatırımcıları çektiğini söyledi.Brexit ile beraber gayrimenkul sektöründe yatırımların ne yöne gideceğini kimsenin bilemediğini dile getiren Jarrar, şunları söyledi:
''Londra'da uzun süre kalmayacaksanız ev sahibi olmak çok maliyetli. Buradan hareketle İngiltere'de gayrimenkul yatırımlarının azalacağını düşünüyoruz. Daha fazla Arap sermayesinin Asya'ya doğru yöneleceğini öngörüyoruz. Türkiye'nin bu coğrafya ile yakınlığı ve tarihi bağını göz önünde bulundurduğumuzda sadece mevduat değil, gayrimenkul yatırımlarının da Türkiye’ye kayacağını düşünüyoruz.'' Jarrar ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Müslümanlara karşı olan söylemleri, Almanya ve Hollanda’nın da bunu destekleyici tutumları nedeniyle Arap turistlerin Türkiye'ye daha fazla kayacağını öne sürdü.GIDA GÜVENLİĞİ VE TARIMA DA YATIRIMBahreyn İslami Bankası CEO su Jarrar, Körfez sermayesinin Türkiye’de gayrimenkul ve turizm dışında gıda güvenliği ve tarım alanında da yatırım yapabileceğini iddia etti.Tarihsel açıdan bakıldığında da Arapların üretim alanında yatırım yapmayı çok benimsemediğini, ağırlıklı olarak ticaret ve hizmetler alanında yatırım yaptığını anlatan Jarrar, geçen ay İstanbul’da 200 milyon dolar cirosu olan bir gayrimenkul, gıda ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir grupla görüşmeler yaptığını söyledi.Arapların Türkiye’den daha fazla gayrimenkul alımı yapacağını ileri süren Jarrar, Kanal İstanbul gibi projelere finansman sağlama ve yatırım yapma konusuna ilişkin soru üzerine de, “Arap yatırımcılar, bu gibi projelere devlet tahvili, sukuk gibi enstrümanlarla yatırım yapmak ister” dedi.FİKİRTEPE'DE EV ALMIŞJarrar, İstanbul Fikirtepe’de bir konut satın aldığını belirterek, “Türkiye'nin geleceğine, tarihine güveniyorum, yemeklerini seviyorum, İstanbul'u seviyorum. Aynı zamanda Beşiktaş taraftarıyım” ifadelerini kullandı.* SPK 8 Foreks Sitesini KapattıSermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık yayınlanan bülteninde izinsiz foreks işlemi gerçekleştiren 8 internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi için hukuki işlemlerin başlatıldığını açıkladı. Kurul, izinsiz işlem gerçekleştiren sitelerin isimleri şöyle; galafx.com, galafx.net, lp.galafx.com,fxmarker.com, fxmarkertr.com, turboforex.com, adminmarkets.com ve fxdd.com.
Şimşek, Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Politikaları Merkezi'nin (EPC) düzenlediği "Türk ekonomisinin görünümü ve AB'yle gerçek yakınlaşma" başlıklı toplantıda konuştu.
Gümrük Birliği'nin AB'nin de çıkarına olduğunu anımsatan Şimşek, "Alman arkadaşlarımız Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konusunda işleri yavaşlatmaya çalışıyorlar. Hayrete düşüyoruz. Kendi ayaklarına sıkıyorlar." dedi.
Şimşek, Gümrük Birliği'nin başlangıcından itibaren AB'nin Türkiye'yle ticarette 300 milyar dolarlık fazla verdiğini anımsatarak, şunları söyledi:
"Türkiye, rekabetten korkmadığı için Gümrük Birliği'ni güncellemek istiyor. Korumacı ekonomi politikalarının uygulanmasını istemiyoruz. Bizler daha açık, rekabetçi, üretken, girişimci ekonomi olmak için Gümrük Birliği'nin güncellemesini istiyoruz. Bu güncelleme, Türkiye'nin AB'yle ticaret hacmini 2 katına çıkaracak. Bu durumdan herkes fayda sağlayacak. Avrupa'daki dostlarımız daha akılcı ve daha az duygusal davranmalı. Güncelleme herkesin faydasına bir durum. Bu, tarım, hizmetler ve kamu alımları kapsaması anlamına geliyor ve burada herkes için büyük fırsatlar doğacak. Bu olmak zorunda bu konuda bir soru işareti yok."
Türkiye'nin sığınmacılarla birlikte toplam 84 milyona ev sahipliği yaptığını anımsatan Şimşek, ekonomik alanlarda yapısal reformlara öncelik verildiğini ve bunların hızlı bir şekilde devam edeceğini ifade etti.
Şimşek, Türkiye'nin mali durumunun ve bankacılık siteminin oldukça kuvvetli olduğuna dikkati çekerek, önceliklerinin eğitim olduğunu, Türkiye'de 24 milyon öğrenci bulunduğunu ve bütçenin yaklaşık 5'te 1'ini bu alana sağladıklarını anımsattı.
Bu yıl Türkiye'nin yüzde 6 civarında büyümesinin öngörüldüğüne dikkati çeken Şimşek, "Yabancı sermaye akışı oldukça güçlü durumda, uluslararası şirketler Türkiye'ye geliyor ve önemli yatırımlar yapıyor." ifadesini kullandı.
Şimşek, Türkiye'nin ekonomik reformlara devam edeceğini, Avrupa'ya bağları sürdüreceğini belirtti.
Karşılıklı diyaloğun önemini vurgulayan Şimşek, "Konuşmalı, açık ve dürüst olmalı ve birbirimiz anlamalıyız." dedi.
Özellikle yurtdışında Türkiye hakkında hatalı bilgilerle yanlış algılar ortaya konduğunu anımsatan Şimşek, "Karşımızda Türkiye karşıtı çalışan, FETÖ, PKK ve başka unsurlardan oluşan büyük bir cephe var. Türkiye yüzyıllardır Avrupa'nın bir parçası. Türkiye, Avrupa'nın önemli komşularından. Doğru bir şekilde iletişim kurmak hepimizin faydasına." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin yabancı savaşçı olma potansiyeline sahip 57 bin kişinin girişine izin vermediğini anımsatan Şimşek, "Terör küresel bir tehdit ve hiçbir ülke yalnız başına mücadele edemez işbirliği yapmalıyız. Başka bir seçeneğimiz yok." diye konuştu.
Şimşek, Türkiye'nin terörle mücadeleyi "gerçek anlamıyla" gerçekleştirdiğine dikkati çekerek şunları söyledi:
"Biz şu anda burada konuşurken Türkiye büyük bir askeri varlıkla DEAŞ'la mücadele ediyor. Suriye'nin yaklaşık 7 bin kilometrelik bölgesinde buna İdlip'te dahil, Türkiye barış ve güvenlik için terör tehdidiyle mücadele ediyor. Avrupalı dostlara bu nedenle bazen biraz kırılıyoruz. Terör hakkında konuşunca Avrupa'da, DEAŞ, El Kaide akla geliyor. Bu doğru, bunlar vahşi terör örgütleri ve Türkiye'de bunlardan çok çekti. Türkiye, Afganistan'da da bunlarla mücadele ediyor. AB'den aynı standardı diğer terör örgütleri konusunda da görmek istiyoruz. Burada sorunlar var. Sonunda Avrupa Parlamentosu'nun uygun bir duruş sergilemesinden ve Almanların PKK'yla ilgili gerçekler hakkında uyanmasından memnuniyet duyuyorum. Bu konularda olumlu haberler var. Umarım bu konularda ilerleme sağlarız.
"Trump'ın Kudüs kararı barış ve istikrara yönelik değil"
ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıma kararına ilişkin Şimşek, "Bu şekilde girişimlerle barış sağlanamaz. Kudüs konusunda BM Güvenlik Konseyi kararı var. Trump'ın Kudüs kararı barış ve istikrara yönelik değil, uluslararası hukuka da aykırı. Burada ayrışıyoruz. Bu nedenle Avrupalı dostlarımız da bu konu hakkında karşıt olduklarını güçlü bir şekilde dile getirdi. Trump'ın Kudüs kararı kesinlikle barış beklentilerine katkı sağlamıyor. Biz iki devletli bir çözüm olmasını ve Kudüs'ün özel konumunun olduğunun tanınmasını, Hristiyan, Müslüman ve Musevilerce ortak olarak kullanıma açık olmasını istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, Brüksel temasları kapsamında AB-Türkiye Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyaloğu toplantısına katılacak.Toplantıda Türkiye, Başbakan Yardımcısı Şimşek başkanlığındaki, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci'nin katıldığı heyet tarafından temsil edilecek.
AB Komisyonu adına toplantılara, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Jyrki Katainen, Ekonomik ve Parasal İşlerden Sorumlu Üye Pierre Moscovici ve Ticaretten Sorumlu Üye Cecilia Malmström katılacak. * Şant Manukyan: Blonchain'in Bir Adım Daha Ötesi CME’nin vadeli işlemleri başlatması ile Bitcoin de büyük ölçüde sisteme dahil olacak. O tarihte felsefesinden ziyade JP’nin short’layıp short’lamadığını veya direnç ve destekleri konuşuyor olacağız. Bu nedenle hazır biraz daha vakit varken Bitcoin/Blockchain’in kendisinden konuşmaya devam etmek ve diğer kripto para birimlerini incelemek istiyorum. Çok gerekli bir gelişme olmasına rağmen (çünkü tarihte ne olmuşsa olması gerektiği için olmuştur) kağıt para yani “Fiat” sistemini eleştirenler açısından büyük bir ironi olsa gerek ki Bitcoin de aslında “Fiat”. Latince “söyledik oldu” anlamına gelir ve Bitcoin de 9 sayfalık bir manifestonun ardından ortaya çıktı. Hiç bir şeye dayanmadığı için bu yönü ile kağıt paradan farkı yok. Sadece miktarı sınırlandığı için kağıt para sistemine alternatif olarak görülse de 21 milyon adet gibi bir sınırlama nedeni ile günümüz ekonomisinde bir alternatif olması da söz konusu değildir. Ancak fikir (özel kurumların para basabilmesi vs merkezi darphane) ve teknolojisi alternatif olabilir .
Bitcoin’in ilk blokunda (bu yazıyı yazarken 494969’uncu bloktayız) yani “genesis blockta” ne yazdığını hatırlatmak istiyorum. İçinde bir blok oluşumu için gerekli değişkenleri içeren bu sıfır noktasındaki blokta kendisinden önce bir işlem olmadığından “coinbase ” “The Times 03/Jan/2009 Chancellor on brink of second bailout for banks” cümlesi yani 3 Ocak 2009 tarihli The Times gazetesinin manşetinden oluşur.Tarihe not düşmek için mükemmel bir zaman ve alternatif bir ekonomik vizyon için mükemmel bir manşet. Bitcoin’in mottosunun “vires in numeris” 2 anlam taşır. İlkini rakamlarından kaynaklanan güç olarak tanımlayabiliriz, yani matematiğin, yani analizin gücü. İkinci anlamı ise kitlelerin gücü anlamına geliyor. Yani para basan merkezi bir otorite değil, güven unsuru olarak çalışan sınırlı sayıda yapı değil, kitlelerin kontrolünde çalışan bir sistem. Her işlemin şeffaf bir şekilde bloklarda yazılması (trustless) ve onaylandığı bir sistem.
Ancak göklere çıkartılan blockchain teknolojisinin kripto paralar alanında bazı sorunları var. Scalability yani ölçek sorunu bunlardan biri. 1 MB blokların yarattığı sorunlar nedeni ile SegWit, 2X, 8 MB bloklar gibi çözümleri sık sık duyuyoruz. Ancak ikinci bir sorun var ki daha büyük. Bitcoin bloklarını onaylayan yani networkun işlemesini sağlayan Madenciler “sınıfı” . Blockchain’in Bitcoin versiyonunda işlemesi için bu sınıfın varlığı ve daha önemlisi harcadıkları çaba karşılığında ücretlendirilmesi şart. Bitcoin’in doğrulama mekanizması Proof of Work (Pow) madencilerin ağırlıklı şifre çözücü olmasını sağlayan bir yöntem. Alternatifi Proof of Stake, buna da payınız oranında çalışma sistemi diyelim.
Her iki sistemde de ortaya bazı “sınıflar” çıkıyor ve Bitcoin’in yarattığı merkezi olmayan dünyada eskisinden farklı ama yeniden bir merkezi güç oluşuyor. İşlemleri yapanlar ve onaylayanlar. İşlem ücreti ödeyenler ve ücreti kazananlar. Ücret daha yüksekse Bitcoin madenciliğinden Bitcoin Cash madenciliğine geçebilecek ve sadakati sistem değil ücrete olan bir sınıf. O halde “Blockchain” sanıldığı kadar dönüştürücü bir teknoloji olmayabilir. Ki bence gerçekten de değil ancak pek çok sektörde çok işe yarayacağı da kesin. Dönüştürücü olan merkezileşmemiş para fikrinin kendisi. IOTA yukarıda bahsedilen “sınıf” oluşumunu ve bunun kaçınılmaz olarak ortaya çıkaracağı merkezi gücü engellemek için blockchainden farklı bir teknoloji olan Tangle‘ı kullanıyor ve mesh net olarak tanımlanıyor.
Yani kimse networkün tamamını tanıyamıyor (bu da teoride 51% pratikte 34% saldırı ihtimalini çok azaltıyor) Şayet bir işlem onaylatmak istiyorsanız daha önce açıklanan 2 işlemi onaylamanız gerekiyor. Bilginin Blockchain’de dikey yatmasının aksine kendi ve referans işlemlerinizin çifte harcama/kayıta neden olmayacağınızı kontrol ediyorsunuz. Ardından sonucu “komşu” bilgisayarlara açıklıyorsunuz. Onlar da bir işlemden önce yine benzer kontrollerden geçirip size yolluyor. İşlem manipüle edilse bile ilk ana Tangle’da gerçek ortaya çıkıyor. Böylece madenciler ve ücret uygulaması aradan çıkıyor ve hepimiz birimiz birimiz hepimiz için prensibi çalışmaya başlıyor. Kısa vadede COO (Co-ordinator) sorunu var ancak ağ yeterli büyüklüğe geldiğinde bu sorun ortadan kalkacağından detaylarına değinmiyorum. Bu konulara 2018’de daha sık ve detaylı değinmeye çalışacağım. * Körfez Parası Türkiye'ye Göç HazırlığındaBahreyn’de bu yıl 24’üncüsü düzenlenen İslami Bankacılık Konferansı sırasında Türk gazetecilerin sorularını yanıtlayan Jarrar, “Bu bölgede ülkeler, Türkiye’yi bir büyüğü gibi görür. Türkiye’nin demokratik ve laik bir ülke oluşu, bölgede rol model oluşturuyor. Çoğu ülke bunu başaramadı” dedi.Jarrar, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) oluşan GCC ülkelerinde istikrarsızlığın sürmesi halinde Arap sermayesinin Türkiye’ye doğru göç etmeye devam edeceğini de öne sürdü.'GAYRİMENKUL VE TURİZM ALANINDA YATIRIM GELECEK'GCC ülkelerinin Türkiye’ye ağırlıklı olarak gayrimenkul ve turizm alanında yatırım yapacağını ileri süren Jarrar, Türkiye de İslami bankacılıkta da gelişim olacağını iddia etti.Jarrar, Türkiye’nin, gayrimenkul açısından Avrupa’ya göre bazı avantajları bulunduğunu, kültürel yapısı, gelenekleri ve toplumsal yapısıyla da Arap yatırımcıları çektiğini söyledi.Brexit ile beraber gayrimenkul sektöründe yatırımların ne yöne gideceğini kimsenin bilemediğini dile getiren Jarrar, şunları söyledi:
''Londra'da uzun süre kalmayacaksanız ev sahibi olmak çok maliyetli. Buradan hareketle İngiltere'de gayrimenkul yatırımlarının azalacağını düşünüyoruz. Daha fazla Arap sermayesinin Asya'ya doğru yöneleceğini öngörüyoruz. Türkiye'nin bu coğrafya ile yakınlığı ve tarihi bağını göz önünde bulundurduğumuzda sadece mevduat değil, gayrimenkul yatırımlarının da Türkiye’ye kayacağını düşünüyoruz.'' Jarrar ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın Müslümanlara karşı olan söylemleri, Almanya ve Hollanda’nın da bunu destekleyici tutumları nedeniyle Arap turistlerin Türkiye'ye daha fazla kayacağını öne sürdü.GIDA GÜVENLİĞİ VE TARIMA DA YATIRIMBahreyn İslami Bankası CEO su Jarrar, Körfez sermayesinin Türkiye’de gayrimenkul ve turizm dışında gıda güvenliği ve tarım alanında da yatırım yapabileceğini iddia etti.Tarihsel açıdan bakıldığında da Arapların üretim alanında yatırım yapmayı çok benimsemediğini, ağırlıklı olarak ticaret ve hizmetler alanında yatırım yaptığını anlatan Jarrar, geçen ay İstanbul’da 200 milyon dolar cirosu olan bir gayrimenkul, gıda ve otelcilik alanında faaliyet gösteren bir grupla görüşmeler yaptığını söyledi.Arapların Türkiye’den daha fazla gayrimenkul alımı yapacağını ileri süren Jarrar, Kanal İstanbul gibi projelere finansman sağlama ve yatırım yapma konusuna ilişkin soru üzerine de, “Arap yatırımcılar, bu gibi projelere devlet tahvili, sukuk gibi enstrümanlarla yatırım yapmak ister” dedi.FİKİRTEPE'DE EV ALMIŞJarrar, İstanbul Fikirtepe’de bir konut satın aldığını belirterek, “Türkiye'nin geleceğine, tarihine güveniyorum, yemeklerini seviyorum, İstanbul'u seviyorum. Aynı zamanda Beşiktaş taraftarıyım” ifadelerini kullandı.* SPK 8 Foreks Sitesini KapattıSermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık yayınlanan bülteninde izinsiz foreks işlemi gerçekleştiren 8 internet sitesi hakkında erişimin engellenmesi için hukuki işlemlerin başlatıldığını açıkladı. Kurul, izinsiz işlem gerçekleştiren sitelerin isimleri şöyle; galafx.com, galafx.net, lp.galafx.com,fxmarker.com, fxmarkertr.com, turboforex.com, adminmarkets.com ve fxdd.com.










































