İktisatçı Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda Türkiye ekonomisinin kırılgan yapısını gösteren üç temel veriye dikkat çekiyor. Yazının ana fikri şu: Görünürde denge sağlanmış gibi duruyor olabilir ama riskler birikmeye devam ediyor.1. Reel sektörün büyüyen döviz açığıReel sektörün döviz pozisyon açığı son üç yılda hızla arttı. 2023’te 70 milyar dolar civarında olan açık, 2025 sonunda yaklaşık 188,5 milyar dolara çıktı.Bu ne anlama geliyor?
Şirketlerin döviz cinsinden borçları, döviz varlıklarından çok daha hızlı artıyor. Kur uzun süre baskı altında kaldığı için firmalar dövizle borçlanmayı daha az riskli gördü. Aynı dönemde:Yüksek faiz, TL kredi maliyetini artırdı.Bankalara getirilen kredi sınırlamaları şirketlerin içeride borçlanmasını zorlaştırdı.Kur artışı enflasyonun gerisinde kalınca döviz borcu daha cazip hale geldi.Sonuçta firmalar giderek daha fazla kur riskine açık hale geldi.2.Kısa vadeli dış borç baskısıBir diğer kritik veri, vadesine bir yıldan az kalmış dış borç stoku. Türkiye her yıl 220 milyar doların üzerinde borcu yeniden çevirmek zorunda kalıyor.Şimdilik bu borç çevrilebiliyor. Ancak mesele borcu çevirebilmek değil; küresel ya da yerel bir sarsıntı yaşandığında bu çarkın ne kadar sorunsuz döneceği.Borç vadesi kısaldıkça kırılganlık artar. Çünkü sistem sürekli yeni para girişine bağımlı hale gelir. Eğilmez’e göre asıl yapılması gereken, bu borçları daha uzun vadeye yaymak.3. Yüksek faiz – düşük kur – carry trade dengesiTürkiye son iki buçuk yıldır çok yüksek faiz vererek yabancı ve yerli yatırımcıyı TL’ye çekiyor.Basitçe sistem şöyle işliyor:Dışarıdan düşük faizle dolar borçlanan yatırımcı, parasını TL’ye çevirip yüksek faizle değerlendiriyor. Kur artışı sınırlı kaldığı sürece dolar bazında çift haneli getiri elde ediyor.Nitekim HSBC, Türk Lirası’nı son dönemde en dikkat çekici carry trade fırsatlarından biri olarak gösterdi.Bu politikanın kısa vadede faydası var:Döviz girişi artıyorKur baskılanıyorRezervler yükseliyorAncak uzun vadede iki büyük risk doğuyor:Ülke yüksek faiz ödeyerek kaynak transferi yapıyor.Yatırımcılar bu yüksek getiriyi “normal” kabul ediyor; faiz düşünce hızla çıkabilirler.Genel tablo ne söylüyor?Artan döviz açığı, yüksek kısa vadeli dış borç ve yüksek faizle ayakta duran sistem birlikte düşünüldüğünde şu gerçek ortaya çıkıyor:Türkiye şu an yüksek faiz ödeyerek zaman kazanıyor. Fakat zaman kazanmak, yapısal sorunları çözmek anlamına gelmiyor.Eğer reformlar gecikirse bugün kontrol altında görünen riskler yarın daha sert şekilde gündeme gelebilir. Ekonomi şimdilik dengede, ancak bu denge yüksek maliyetli ve hassas bir denge.
Şirketlerin döviz cinsinden borçları, döviz varlıklarından çok daha hızlı artıyor. Kur uzun süre baskı altında kaldığı için firmalar dövizle borçlanmayı daha az riskli gördü. Aynı dönemde:Yüksek faiz, TL kredi maliyetini artırdı.Bankalara getirilen kredi sınırlamaları şirketlerin içeride borçlanmasını zorlaştırdı.Kur artışı enflasyonun gerisinde kalınca döviz borcu daha cazip hale geldi.Sonuçta firmalar giderek daha fazla kur riskine açık hale geldi.2.Kısa vadeli dış borç baskısıBir diğer kritik veri, vadesine bir yıldan az kalmış dış borç stoku. Türkiye her yıl 220 milyar doların üzerinde borcu yeniden çevirmek zorunda kalıyor.Şimdilik bu borç çevrilebiliyor. Ancak mesele borcu çevirebilmek değil; küresel ya da yerel bir sarsıntı yaşandığında bu çarkın ne kadar sorunsuz döneceği.Borç vadesi kısaldıkça kırılganlık artar. Çünkü sistem sürekli yeni para girişine bağımlı hale gelir. Eğilmez’e göre asıl yapılması gereken, bu borçları daha uzun vadeye yaymak.3. Yüksek faiz – düşük kur – carry trade dengesiTürkiye son iki buçuk yıldır çok yüksek faiz vererek yabancı ve yerli yatırımcıyı TL’ye çekiyor.Basitçe sistem şöyle işliyor:Dışarıdan düşük faizle dolar borçlanan yatırımcı, parasını TL’ye çevirip yüksek faizle değerlendiriyor. Kur artışı sınırlı kaldığı sürece dolar bazında çift haneli getiri elde ediyor.Nitekim HSBC, Türk Lirası’nı son dönemde en dikkat çekici carry trade fırsatlarından biri olarak gösterdi.Bu politikanın kısa vadede faydası var:Döviz girişi artıyorKur baskılanıyorRezervler yükseliyorAncak uzun vadede iki büyük risk doğuyor:Ülke yüksek faiz ödeyerek kaynak transferi yapıyor.Yatırımcılar bu yüksek getiriyi “normal” kabul ediyor; faiz düşünce hızla çıkabilirler.Genel tablo ne söylüyor?Artan döviz açığı, yüksek kısa vadeli dış borç ve yüksek faizle ayakta duran sistem birlikte düşünüldüğünde şu gerçek ortaya çıkıyor:Türkiye şu an yüksek faiz ödeyerek zaman kazanıyor. Fakat zaman kazanmak, yapısal sorunları çözmek anlamına gelmiyor.Eğer reformlar gecikirse bugün kontrol altında görünen riskler yarın daha sert şekilde gündeme gelebilir. Ekonomi şimdilik dengede, ancak bu denge yüksek maliyetli ve hassas bir denge.














































