Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz!

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz!

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz! Merkezi yönetim dış borç stoku Ekim 2019 itibarıyla 95.3 milyar dolar. Krizin başladığı (2018 Ağustos) dönemde bu tutar 89.5 milyar dolardı.

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz!

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz! Merkezi yönetim dış borç stoku Ekim 2019 itibarıyla 95.3 milyar dolar. Krizin başladığı (2018 Ağustos) dönemde bu tutar 89.5 milyar dolardı.

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz!
05 Aralık 2019 - 21:24

Kamu borç krizine doğru ilerliyoruz!

Merkezi yönetim dış borç stoku Ekim 2019 itibarıyla 95.3 milyar dolar. Krizin başladığı (2018 Ağustos) dönemde bu tutar 89.5 milyar dolardı.

TL cinsinden kamunun toplam borcu 2018'in ikinci çeyreği itibarıyla 1 trilyon 50 milyar iken 2019'un ikinci çeyreğinde 1 trilyon 324 milyara çıktı.

Brüt iç borç aynı dönemler itibarıyla 620 milyardan 754 milyar TL'ye, dış borç da 430 milyardan 570 milyar TL'ye yükseldi.

İŞÇİNİN PARASINA EL KOYMAYIN!

Kamunun elindeki kaynaklar düşüldükten sonra bulunan net dış borç ise 269 milyar liradan 591 milyar liraya ulaştı. Net borcun milli gelire oranı yüzde 8.7'den yüzde 14.8'e çıktı. İşsizlik Fonu'nda biriken net 130 milyar TL de brüt borçtan düşülüyor. Oysa ücretli kesimlerin devlette emanette duran bu paraları dışarda bırakıldığında net borcun 860 milyar TL'ye, milli gelire oranının da yüzde 21.5'e eriştiği görülüyor. 2001 krizinde ise bu oran yüzde 69'a kadar yükselmişti.

BORÇ DÜŞTÜ AMA AĞIRLIĞI ARTTI

Toplam kamu özel borç istatistiklerine bakınca 2018'in ikinci çeyreğinde 135 milyar dolar olan kamunun brüt kısa ve uzun vadeli borcu 2019'un ikinci çeyreği sonunda 146 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde özel sektör borcunu 316 milyar dolardan 294 milyar dolara indirdi. Toplam dış borç da böylece 457.5 milyar dolardan 446.8 milyar dolara düştü. Ancak aynı dönemde milli gelir eridiği için borcun gelire oranı yüzde 51.7'den yüzde 61.9'a çıktı. 2001 krizinde bile bu oran yüzde 59.8'di. Özelin borçlanmasının kamuyu aştığı yıl 2005. Bundan sonra da özel sektörün kamudan fazla borçlandığı dönem başladı. O yılda borcun gelire oranı yüzde 36.6 düzeyindeydi.

200 MİLYAR TL'DEN FAZLA FONLAMA

Hazine rekor nakit açığı verdiği için rekor borçlanmalara imza attı. 2019'un ilk on ayında 101.6 milyar TL nakit açığı veren Hazine aynı dönemde 124.4 milyar TL net borçlanmaya gitti. Hazine nakit açığı ve net borçlanması geçmişe yönelik izlenebilir veriler itibarıyla rekor düzeyde bulunuyor. Örnek açısından ekonominin yüzde 4.7 daraldığı 2009 krizinde 49 milyar TL açık verilirken, 53 milyar TL net borçlanma yapılmıştı. Üstelik Merkez Bankası'ndan aktarılan 38 milyar temettü, 41 milyar da yedek akçeye rağmen. O kaynakla birlikte on ayda 200 milyar TL'yi aşan bir kamu fonlaması yapıldı. Ekonomi üç çeyrek ortalama yüzde 2-2.5 daraldıktan sonra yüksek fonlama ve kredi genişlemesiyle dipten döndürülmeye çalışılıyor.

EKONOMİDE YENİ ARAYIŞLAR...



Bu tabloyu neden sizlere sundum. Anlatayım. Cumartesi günü İstanbul Maltepe Belediyesi, Ekonomide Yeni Arayışlar (Biz bu başlığı EGD Başkanı Celal Toprak'ın Yeni Arayışlar Platformu'ndan anımsıyoruz.) başlığı altında Maltepe Ekonomi Forumu düzenledi. Forumda benim de yakından takip ettiğim değerli ekonomi uzmanları görüşlerini ifade ettiler. Chatham House Kuralları geçerli olduğu için uzmanların görüşlerini bire bir sizlere aktaramadığım için yapılan değerlendirmelerde kritik derece önemli gördüğüm konuyu işlemek üzere yukarıda sizleri sayılara boğdum. Hem yukarıdaki tablo hem forumdaki değerlendirmelerden edindiğim izlenim; borçlanma ekonomisi böyle pervasızca sürdürülürse, bir kamu borç krizine doğru ilerliyoruz.

AL, VER, BORÇLANDIR

Toplantıda gösterilen yıllıklandırılmış 13 haftalık kredi arzına bakıldığında Ağustos 2019'dan bu yana tüketici kredileri hızla yükselişe geçmiş durumda. Elbette ticari kredilerde de bir artış söz konusu. Böyle bir sıçrama en son 2017'de KGF'ler devreye girdiğinden yaşandı. Hükümet ekonomiyi büyütmek için borç alıp, borçlandırmak ve tüketim mallarına harcatmaktan başkaca bir politika izlemiyor. En azından makro düzeyde görülen bu.

BORÇ DÜŞÜKSE BU KADAR FAİZ NİYE?

Dünyada birçok ülke aşırı borçlu. Türkiye'nin sorunu borcunun döviz cinsinden olması. Geçen yıl kredi mevduat oranları yüzde 120'lere çıktı. Bu oranının yüzde 90'ı geçmemesi lazım. Dış borcun gelire oranının yüzde 62'ye çıkması tehlikeli. Yüzde 35'lerden buralara gelindi. Kamunun net dış borç oranı İşsizlik Fonu varlığı çıkarıldığında dahi yüzde 21'lerde kalsa da Türkiye'nin dünyada en yüksek faizle borçlanan ülkelerden biri olduğu unutulmamalı. "Borcumuz düşük" dediğimiz (AB tanımlı genel yönetim borç stoku milli gelir oranı yüzde 32.2 düzeyinde. 2001'de yüzde 76'ydı.) dönemde bile dünyanın en yüksek borç faizini ödüyoruz.

FAİZ ÖDEMELERİ BÜTÇEYİ ZORLAR

Hazine'nin rekor borçlanmaları önümüzdeki yıllarda zaten katılaşmış bütçe harcamalarının üzerine bir de daha fazla faiz yükü bineceği anlamına geliyor. Türkiye'ye borç verenler kamu özel ayrımı yapmadan ülke borcuna bakıyorlar. Özelin borcunun çeşitli kanallarla kamuya aktarım süreci yaşanıyor. Türkiye 90'larda kamu borcunun gelire oranı yüzde 40'ı bulduğu için borç krizleri yaşadı. Türkiye'nin borç ödeme kapasitesi düşük. Bu yüzden bir noktadan sonra ilave borç bulunamaması söz konusu. Verimli alanlara kaynak aktarmadıktan sonra istendiği kadar borç verilsin uzun vadeli sürdürülebilir bir büyüme sağlanamadığı gibi yeni borç krizleri yaşarız.

BATIKLAR KOCAMAN BİR SORU İŞARETİ

Özel sektör borç azaltıyor olsa da ciddi bir batık kredi tutarı ortada. Ve bu banka bilançolarını zorluyor. Bankalar, döviz finansmanı alıp bunu içerde TL kredi olarak verdi. Kur artışı sonrası reel sektörü sıkıntı yaşaması nedeniyle kredi geri ödemelerinde sorun yaşandı. Batık kredi oranı bir yılda yüzde 3.4'ten yüzde 5.4'e yükseldi. Oran böyle olsa da yapılandırmalarla birlikte 400 milyar TL'yi bulan bir sıkıntılı kredi hacminden söz ediliyor.

YÜZDE 8'DE BİLE KİMSE TL BORÇLANMAZ

Dünyada yüzde 2-3 enflasyonun olduğu ortamda yüzde 8 enflasyon bile Türkiye için yüksek. Dövizin stabil kaldığı ortamda bu enflasyon dikkate alınırsa kimse TL ile borçlanmaz. Enflasyonun daha da aşağı çekilmesi lazım. Yaşanılan krizin yaraları sarılırken toplumsal mutabakat sağlanmalı. Aksi halde vatandaş "yine patronlar mı kurtarılıyor" diye sormaya başladı bile? Siyasetin gözetmesi sonucu büyümüş ancak bu ortamda kriz yaşayan şirketlerin batmasına müsaade edilmeli. Onlar zaten ekonominin doğal akışı içerisinde var olmadılar. Bu haliyle yüzdürülmeleri ekonomide toksik etkisi yapıyor.

MÜLKİYET KAYGISI VE YOKSULLAŞMA

Herkes bir reçete bekliyor ancak siyaset normalleşmeden bir reçetenin uygulanabilirliği zor. Bununla birlikte o ekonomik reçete aynı zamanda siyaseti de normalleştirebilir. Ancak mülkiyet kaygıları hat safhada ve toplum yoksullaşıyor.

Bir yanda lüks mağaza önlerinde indirim kuyrukları diğer yanda geçim sıkıntısı yüzünden intihar eden yurttaşlar. Bütçeden yapılan sosyal transferlerin işlevselliği yok. Sosyal transferler tanzim edilmeli ve eşitsizliği giderecek yönde kullanılmalı.

Recep Erçin

YORUMLAR

  • 0 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
AMB Başkanı Lagarde'dan hükümetlere bir kez daha
AMB Başkanı Lagarde'dan hükümetlere bir kez daha "destek"...
Gelişenler güçlü dolara karşı son çare olarak
Gelişenler güçlü dolara karşı son çare olarak "sermaye...