Ateşkes ve diplomasi umutlarıyla şekillenen iyimser hava, kısa sürede yerini temkinli ve negatif bir fiyatlamaya bıraktı. Ancak bu noktada dikkat çeken temel dinamik, piyasa refleksinin yön değiştirmiş olması. Jeopolitik risklerin yoğunlaştığı bu süreçte negatif haber akışının etkisi sınırlı kalırken, barışa dair en küçük sinyal dahi yukarı yönlü daha güçlü ve hızlı bir fiyatlama yaratıyor. Bunun temel nedeni, savaşın piyasalarda önemli ölçüde fiyatlanmış olması. Başka bir ifadeyle piyasa artık kötü senaryoyu değil, kötünün iyisini satın alma eğiliminde. Nitekim haftanın ikinci işlem gününde bu davranış net şekilde gözlendi. Pazartesi günü oluşan satış baskısının ardından, Reuters kaynaklı haber akışıyla ABD ve İran heyetlerinin görüşmelere devam etmek üzere yeniden Pakistan’ın başkenti İslamabad’da bir araya gelebileceği beklentisi, risk iştahını hızla toparladı ve piyasalarda alıcılı kapanışları beraberinde getirdi.Bu gelişmelerin etkisi emtia cephesinde de hissedildi. Petrol fiyatları yeniden 100 doların altına gerilerken, altın tarafında güvenli liman talebinin canlı kaldığı ve volatilitenin yüksek seyrettiği bir görünüm öne çıkıyor. Enerji ve emtia fiyatlarındaki bu dalgalı seyir, küresel enflasyon beklentileri açısından da belirleyici olmaya devam ediyor. Küresel cephede siyasi dengeleri etkileyen bir diğer önemli gelişme ise Macaristan’da yaşandı. 16 yıldır iktidarda olan Viktor Orbán, rakibi Péter Magyar karşısında ağır bir seçim yenilgisi aldı. Bu sonuç yalnızca iç politika açısından değil, Avrupa’nın siyasi dengeleri ve Orta Doğu ile kurulan ilişkiler bakımından da önemli bir kırılmaya işaret ediyor. Orbán’ın Netanyahu ve Trump ile kurduğu yakın ilişki düşünüldüğünde, özellikle seçim süresince açık destekleri CNN İnternational değerlendirmesine göre Ekim ayında seçimlere gitmeye hazırlanan İsrail muhalefetini de cesaretlendirdiği, İsrail içinde kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.Bu kayıp Netenyahu'nun özellikle Avrupa tarafında önemli bir kalesini kaybetmesine yol açtı. Hatta geçen sene Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze savaşı sebebiyle Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkardıktan sonra Macaristan mahkemeden çekildiğini açıklamış, Macaristan Netanyahu'nun tutuklanma riski olmadan ziyaret edebileceği bir nokta haline gelmişti. Sonuç olarak bu sandıktan çıkan zafer Avrupayı rahatlatırken Netanyahu'nun önemli bir müttefiğini düşürdü. Jeopolitik başlıkların merkezinde ise ABD ile İran arasında yürütülen müzakereler yer almaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’nda geçiş güvenliği, İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması ve varlık iadesi talepleri ile ABD’nin nükleer programın tamamen durdurulmasına yönelik sert pozisyonu, taraflar arasındaki temel uzlaşmazlık alanlarını oluşturuyor. Bu başlıklarda sağlanacak ilerleme ya da tıkanma, yalnızca bölgesel riskleri değil, aynı zamanda enerji fiyatları ve küresel enflasyon dinamikleri üzerinden tüm varlık sınıflarını etkileyecek potansiyele sahip.Bu küresel çerçevenin yurt içine yansımasına baktığımızda ise daha dengeli bir tablo görüyoruz. Haftanın öne çıkan gelişmelerinden biri, Fitch’in Türkiye’ye yönelik takvim dışı değerlendirmesi oldu. Kuruluş, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” seviyesinde teyit ederken, görünümü “pozitif”ten “durağan”a revize etti. Rezervlerdeki gerileme ve savaşın uzaması halinde artabilecek finansman ihtiyacı ile enflasyon baskısı bu kararın arkasındaki temel gerekçeler olarak öne çıkıyor. Her ne kadar bu gelişme piyasalarda sert bir satış dalgası yaratmasa da, haftanın zayıf başlangıcını destekleyen unsurlardan biri oldu.Diğer taraftan, Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk sürecinin başarısız olması halinde Türkiye’nin devreye girme ihtimali de masada kalmaya devam ediyor. Ek olarak görüşmelerde tarafların yüz yüze gelmediğini ve ayrı odalarda Pakistan heyetinin mekik dokuduğunu belirtmek isterim. Bu senaryo Türkiye açısından diplomatik bir fırsat yaratmakla birlikte, ABD ile karşı karşıya gelme riskini de beraberinde getirebilecek bir denge unsuru olarak öne çıkıyor.Tüm bu gelişmeler ışığında Borsa İstanbul’a baktığımızda ise küresel risklere rağmen görece dirençli bir görünüm dikkat çekiyor. Önümüzdeki günlerde fiyatlamaların yönünü, dışarıdaki jeopolitik akış ile yurt içi makro kırılganlıkların birlikte belirlediği bir denge ortamı şekillendirecek. Jeopolitik tansiyonun geçici olarak yumuşaması halinde endekste yukarı yönlü denemelerin güç kazanması ve özellikle likidite duyarlılığı yüksek sektörlerde alımların derinleşmesi beklenebilir.Buna karşın enerji fiyatları kaynaklı enflasyon baskısının yeniden belirginleşmesi ve risk priminde olası genişleme, kâr realizasyonlarını beraberinde getirebilir. Bu çerçevede 14.000 seviyesi kısa vadede kritik bir eşik olmayı sürdürürken, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması piyasanın yeniden risk alma iştahını artırabileceği; aksi durumda ise daha seçici, hacim odaklı ve temkinli bir fiyatlama davranışının öne çıkacağı bir sürece işaret ediyor. Son olarak, küresel yatırım bankalarının yaklaşımı da bu tabloyu destekler nitelikte. J.P. Morgan , savaşın sona ermesi halinde gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik pozisyonların artırılabileceğini vurguluyor. Özetle, piyasalar artık en kötü senaryoyu değil, ondan bir adım daha iyi olan ihtimali fiyatlıyor. Bu nedenle önümüzdeki süreçte müzakerelerden gelecek her olumlu sinyalin hızlı bir risk iştahı artışı yaratması, olumsuz haber akışının ise daha sınırlı ve geçici etkiler üretmesi beklenebilir.Bu hafta sonu gözler yeniden müzakerelerden gelecek haberlerde olacak. Belki de bu dönemi tek cümleyle anlatmak gerekirse: Piyasalar, savaşın kendisini değil, savaşın bitebileceği ihtimalini satın almaya başlamış gözüküyor.
EKONOMİ
Yayınlanma: 15 Nisan 2026 - 11:29
Jeopolitik Gerilimden Müzakere Umuduna: Piyasalar Neyi Fiyatlıyor?
Piyasalar haftaya, Pakistan’da yürütülen ABD-İran barış görüşmelerinden sonuç çıkmaması ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alabileceğine yönelik haber akışıyla sert bir başlangıç yaptı.
EKONOMİ
15 Nisan 2026 - 11:29
İlginizi Çekebilir















































