İlk milli ilac
Reklam

İlk milli ilac

İlk milli ilac

İlk milli ilac
05 Şubat 2018 - 23:15

 

Dev uyandı!

Hastane, doktor, hemşire, tekniker, cihaz, yetenek, bilgi tamam…

Tek bir eksik vardı, şimdi o da yolda!

Sıra yerli ve milli mucize ilaçlarda…

Büyüyen ekonomisi ve insan gücüyle bölgesinin tek hakimi Türkiye’nin sağlıktaki kritik yatırımlara ve Ar-Ge’ye verdiği önemin farkında olan halka açık Artı Yatırım Holding, Ay-Yıldız’la el ele büyük hedefe doğru stratejik bir adım attı. Yeni Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayraktar’ın ulaşmak istediği nokta, patenti alınmış, ruhsatı çıkarılmış milli ilaç üretimiyle global baskıyı kırmak, dışa bağımlığı azaltmak, milyarlarca doların ülke dışına çıkışına son vermek, Türkiye’yi küresel oyuncu ligine taşımak.

Bu, işin maddi-manevi ulusal kazanımı…

Önemli bir gelir kapısı
Bir de Türk mucitlerin ortaya çıkarttıkları ürünlerin finansal değere dönüştürülmesi var ki, bu hem maddiyatsızlık kuyusunda kıvranan bilim adamları hem de ‘yeni bir finansal yapı ve ticari alan’ getirisiyle Artı Yatırım Holding için önemli bir gelir kapısı. Tabi yatırımcılar içinde…

Her biri ayrı mucize
Sadece Trakya’da, Anadolu’da değil, 5 kıtada, enerjisi tükenenlere, fazla kilolarından şikayet edenlere, prostat çilesi çekenlere, süper bir çare sunma aşamasında olan Artı Yatırım Holding’in asıl patlatacağı bomba ise sıkı durun, kanser. Şirket, amansız hastalığı bitirecek ama içeriği sır gibi tutulan patentli ve ruhsatlı ilacıyla insanlığa büyük bir hizmete soyunuyor…

 

Sürpriz alımın sırları
Bilindiği gibi, Denge Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Uğur Bayraktar tarafından hisseleri satın alınan Artı Yatırım Holding, 22 Ocak’ta hisseyi de yükselten sürpriz bir şirket alımıyla yatırımcılarının önüne çıktı. Ancak yeni iş alanında çok kritik bir ayrıntı dikkat çekti. 14 gün önce, Artı Yatırım’ın varlıkları içine katılan MAS Mümessillik İlaç ve Kimya Sanayi Ticaret'le ilgili açıklamada, şirketin ilaç sektöründe ülkenin dışa bağımlılığının azaltılması için çalışmalara başlayacağı duyuruldu. Tamamen Türk mucitlerinin beyin gücünün oluşturduğu patentlenmiş buluşların ruhsatlanarak milli ilaç üretiminde kullanılmasının amaçlandığı kamuoyuyla paylaşıldı. 25 Ocak’ta ise bu kez Türk mucitlerin imzasını taşıyan üç ürünle ilgili ruhsat başvurusunun işleme konduğu belirtildi. Borsagundem.com’un ‘milli ilaç üretimi için önemli bir adım’ başlığıyla manşetten duyurduğu bu olay aslında, Türk mucit Erdal Oral Alkoçlar’ın ‘komutan’ dediği Uğur Bayraktar’ın liderliğinde ‘ilaçta milli mücadelenin” de başlatıldığının işaret fişeğiydi.

Bayraktar ve genç mucit Alkoçlar
Yerli ve milli ilaçta gündeme damgasını vuracak, ‘kontrol bizde’ naraları atanların uykusunu kaçıracak ürünler ne mi? Kanserle hangi ilaç savaşacak? Artı Yatırım Holding nasıl bir yol haritası izleyecek? Türk mucitler kimler, daha neler yapılacak?

İstanbul Levent’te çaldığımız kapı açılana kadar bu soruların merakı bizi de kemiriyordu. Ama ‘hoşgeldiniz’ sesini duyunca “Tamam” dedim. “Bay Cevap” karşımda duruyordu. Samimi bir merhaba ve ayaküstü biraz soluklanmanın ardından, bahçede kış güneşiyle ısınırken temiz bir havanın eşliğinde Artı Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayraktar’la sohbete başlıyoruz. Ekip üyesi kimya aşığı mucit Erdal Can Alkoçlar da bize katılıyor.

Konuşmalarından, verdiği yanıtlardan ilk izlenimim, Bayraktar gerçeğini de gözler önüne seriyor. Evet, gelişme potansiyeli yüksek projelere yatırım yapmak Artı Yatırım’ın ana vizyonu ama bu kritik hamleyi açıklamaya yeterli mi? Sanmıyorum çünkü, insan böylesine bir adımın perde arkasında çetin bir tablo, çok güçlü, inançlı, denge’li bir duruş arıyor.

Nitekim haklı çıkıyorum...

 

Istıraba son verecek düğmeye basış 
İlaçta niş proje arayışlarını dile getiren ev sahibinin, şans eseri ya da iki üç gündür değil, uzun süredir bu sorunla yakından ilgilendiğini, üzerinde çalıştığını anlıyorum. Uğur Bey, konunun derinliklerini indikçe manzara vahşileştiği ölçüde netleşiyor. Türk bilim adamlarının hak etmediği itilmişlik, bilgi ve malzemenin varlığına rağmen ilaç üretimi önüne konan takozlar, markalaşmaya çıkarılan engeller, satışta karşılaşılan zorluklar, patenti ve ruhsatı olan projelerin başına gelenler bir araya toplanınca belli ki ‘artık yeter’ dedirtiyor. Ve ortaya bu dev hamle çıkıyor. Türk mucitlerle tanışan, onları dinleyen, avuçlarındaki, beyinlerindeki mucizelere tanık olan Uğur Bayraktar da zaten, çok beklemiyor. Cesur bir tavırla, sektörün ve insanların ıstırabına son verecek düğmeye basıyor.

Meğer ne fırsatlar kaçmış, yazık!
Çok şey biliyor, çok şey dile getiriyor Bayraktar. Tüm ruhuyla bu olaya yüklenmiş. Konuşurken gözleri parlıyor. Kimi zaman mahzunlaşsa da onu dinlerken hissediyorum, Türkiye, Türk insanı, insanlık, meğer bugüne kadar ne fırsatlar kaçırmış? İnanamıyorum!

“Size, bir şey söyleyeyim mi? Bizim mucit arkadaşlar dünyada tek viral lenfoma tedavisinde kullanılan bileşeni bulmuşlar. İlaç bütün dünyada kabul görmüş. Patentli, ruhsatlı. Ama satılamıyor!”

Peki, Niçin? “Çünkü…” diyor Bayraktar, anlatıyor… Kelimeler masaya ok gibi saplanıyor…

MAS Mümessillik İlaç’ın sahip oldukları hakkında tüyolar da veren Bayraktar; ”3 patentin ruhsat müracaatlarını yaptık. Ruhsatlanmış 5 patentin ilaç üretimine başlayacağız. Türkiye’ye çok ciddi kaynak sağlayacağına inanıyoruz” diye konuşuyor.

Çılgın ‘mucit’ Türkler
Erdal Can Alkoçlar’a dönüyorum. Uğur Bey’in ruhsat başvurusu yaptık dediği, Acron, Ampanol ve Potantin markalı ilaçların içeriği nedir, soruyorum.  Bir başlıyor anlatmaya sormayın. Etkileri o kadar çok ki şaşırıyorum. Faydalarını duydukça da bizim çılgın Türkler’e şapkAı çıkarıyorum. Tartışmasız hak ediyorlar. Alkışlar…

 

İşte mucize ilaçlar
Ürünlerin hepsi önemli, hepsi muhteşem ama biri var ki, haber vermesi bizden… Ağız tadınız kaçmadan ayda 3 -4 kilo vermeye şimdiden hazır olun. Şişmanlamadan zayıflayarak yiyip içme devri yakında başlıyor Var mı bundan daha mucizesi… 

Bayrak açtıran acı gerçek!
Alkoçlar, küçük yaştan beri ilgi duyduğu kimyayı kendine meslek olarak seçmiş. ABD’de işin sırlarını öğrenmiş. Türkiye’ye dönünce, dışa bağımlılığın korkunçluğu karşısında arkadaşlarıyla bir olmuş, stratejik bir grup oluşturmuş. Yüzlerce ilaç patenti, binlerce milli bileşen, uluslararası akreditasyon numaraları, yüzlerce yayınlanmış klinik çalışmalar, yani ellerinde çok ciddi bir veri var.  Harvard’dan Milano’ya bu alemde onları herkes tanıyor. Ama ne zorluklarla… İnsülin gibi süper bir ilaç  yaptıklarını, tüm dünyada kabul gördüğünü, söz konusu bileşeni izinleri olmadan kimsenin kullanamayacağını söylüyor. Peki, sahibiyiz ama niye bunu üretip satamıyoruz.  İşte Uğur Bey’e ‘bayrak’ açtıran gerçek, acı olay… .

Çok yoğun bir çalışma
Sohbet bitmek üzere. Alkoçlar, bir Uğur Bayraktar’a bakıyor bir bana. Bombayı patlatıyor: “Elimizdeki  40 ilaç patentinin 35’i kanser ilacı. Dünyada bunu ilk biz yapacağız.”

Başlarında Uğur Bayraktar, işinde bir numara 46 uzman insan, 4 laboratuarda “Türkiye bir daha ilaç ithal etmesin, biz üretelim” diye hummalı bir çalışma yürütüyor..

Enerjide de büyük hedefler
Veda anı. Tokalaşıyoruz. Belki son bir mesaj. Uğur Bayraktar’a “Var mı?” diyorum.

“Olmaz mı!..”

Devam ediyor:  “Enerjiyle ilgili hedeflerimiz var; çöp ve atık plastikten elektrik üreteceğiz. Ama ağırlıklı olarak ilk etapta otomobil lastiğinin potansiyelinden yararlanmak çabası içerisindeyiz…”

İlaç… Enerji… 

“Artı”ları çok olan halka açık bir yatırım holdingi, müthiş beklentileriyle sizi baş başa bırakıyorum…

 

DIŞA BAĞIMLILIKTAN KURTULMAMIZ GEREKİYOR, TÜRKİYE’NİN İLK MİLLİ İLACINI BİZ ÜRETECEĞİZ

-Geçtiğimiz günlerde Artı Yatırım Holding’ten KAP’a gönderilen ruhsat başvurusu açıklaması, ilaç sektöründe büyük heyecan yarattı. Bunu biraz açar mısınız?

Uğur Bayraktar: Baştan şunu söyleyeyim, tamamen Türk mucitlerinin geliştirdiği patenli ve ruhsatlı kanser ilaç üretimine hazırlanıyoruz ve Türkiye’nin ilk milli ilacını biz üreteceğiz.

Artı Yatırım Holding olarak ilaç ve enerji sektörüyle ilgili özelikle niş projeler arıyorduk. Biliyorsunuz Türkiye’nin dışa bağımlılığında en önemli kalemlerin başında enerji ve ilaç geliyor. Biz de özelikle Türkiye’nin potansiyel enerji kaynakları ve insan sağlığının ön planda olduğu hiç şakaya gelmeyecek bir sektörünün dışa bağımlıktan kurtulması gerektiği inancındaydık. Türkiye’de çok değerli bilim adamları var fakat onlara hepimizin bildiği gibi gerekli önem verilmiyor. 

Türkiye’deki eczanelerde ortalama ruhsatlanmış satılan ilacın yaşı 49. Bakın dışa bağımlı olduğunuz zaman siz laboratuarda üretilen bir ürün için, dışarıda üretilen ilacını da almak zorunda kalıyorsunuz. 

Yıllar önce çok değerli birkaç mucitle tanıştık. Bu mucit arkadaşlar uzun süre sektör için Ar-Ge çalışmaları yapmışlar ve bu araştırmalar sonucunda bir sürü buluş ortaya çıkarmışlar. Hatta bir tane buldukları buluşu söyleyeyim; dünyada tek viral lenfoma tedavisinde kullanılan bileşen... Bu ilaç bütün dünyada kabul görmüş bir patent ve de ruhsatlanmış. Ama satışı henüz yok. Aslında sıkıntı da burada başlıyor. Bakın prosedürlerden ziyade bir fikrin mülkiyeti, menkul kıymete dönüşmesi ve finansal değer hali alması Türkiye’de maalesef yapılamıyor. Bununla ilgili dünyada bir sürü enstrüman var. Filmden tutun ilaca kadar her şeyi fonla üretiyorlar. Mesela gayrimenkulü, menkul kıymete dönüştürerek satıyorlar. 

YENİ BİR FİNANSAL YAPI VE TİCARİ ALAN YARATMAK İSTİYORUZ

-Burada eksik olan nedir, siz nasıl bir hareket planı düşünüyorsunuz?

Uğur Bayraktar: Türk bilim adamları ve mucitlerinin salt beyin gücüyle ortaya çıkarttıkları değerlerin, finansal değere dönüştürülmesi lazım. Biz bu amaçla harekete geçtik ve Türkiye’nin yetiştirdiği genç mucit Erdal Can Alkoçlar’la bir araya geldik. Kendilerinin bu konuda uzun yıllar tecrübeleri ve çok ciddi Ar-Ge çalışmaları var. Fakat yaptıkları, buldukları patentlerin ruhsata dönüştürülüp onların üretimini yapıp satabilme kabiliyetleri, finansal yetersizlikten dolayı mümkün değil.  Hatta büyük ilaç şirketleri 3 kuruşa onların ruhsatlarının peşinde. Ama biz bunu gerçekten bir finansal ürüne çevirelim, o finansal ürün buna kaynak sağlasın, bu kaynak da yatırım yapsın dedik. Hem Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın daha önce önemini vurguladığı milli ilaç projesiyle dışa bağımlılıktan kurtulalım, hem sosyal sorumluluğumuzu yerine getirelim hem de yeni bir finansal yapı ve ticari alan yaratalım istedik. Şirketin içerisinde 2 tane ruhsat, 5 tane patent vardı. Biz şirketi olduğu gibi aldık ve 3 patentin de ruhsat müracaatlarını yaptık. Daha sonra ruhsatlanmış 5 patentin ilaç üretimine başlayacağız ve Türkiye’ye çok ciddi kaynak sağlayacağına inanıyoruz. 

 

ŞİRKET GELİRİNİN EN AZ YÜZDE 50’SİNİ AR-GE’YE AKTARACAĞIZ, BAŞARI İÇİN BU ŞART

-İlaçlar nerede üretilecek?

Uğur Bayraktar: İlaç sektöründe üretimi ister kendi bünyenizde yapabiliyorsunuz, isterseniz başka fabrikalarda fason yaptırabiliyorsunuz. Türkiye’deki büyük ilaç fabrikalarının tamamı böyle çalışıyor. Formülü veriyorsunuz fabrikaya, onlarda uyguluyor. Sadece burada önemli olan o patenti ortaya çıkaran bileşenlerin formülü. 

-Ar-Ge’ye ayrılacak kaynak nedir?

Uğur Bayraktar: Biz Ar-Ge’ye nasıl kaynak aktaracağız? Öncelikle halka açık bir yapının altında iştirak olarak getirmemizin başında bu geliyor. Kısa vadede çeşitli sermaye artırımı ve dış kaynak yoluyla bu işlerin kaynağını oluşturmaya başlayacağız. 

Biz şirket gelirinin yüzde 50’den fazla bölümünü Ar-Ge’ye aktaracağız. İstediğimiz noktaya gelmemizin yolu Ar-Ge’ye yatırımdan geçiyor. Biz Ar-Ge yapmaz, bu işleri geliştirmezsek hedefimize ulaşamayız. 

 

EN BÜYÜK HEDEF İTHAL EDİLEN İLAÇLARI TÜRKİYE’DE ÜRETİLEBİLİR HALE GETİRMEK

-Büyük hedefi anlatır mısınız?

Uğur Bayraktar: Bizim en büyük hedefimiz Ar-Ge’ye aktarılacak kaynağın fazlalaştırılması ve ithal edilen ilaçların çoğunun Türkiye’de üretilebilir hale getirilmesi. Türkiye’nin ilaçla ilgili dışarıya ödediği parayı, ruhsat ve patent anlamında dışa bağımlılığını ne kadar ortadan kaldırabilirsek bizim için hedef bu. 

ENERJİ İÇİN PLANLARIMIZ VAR, ELEKTRİK ÜRETECEĞİZ

-Önümüzdeki dönem yeni satın almalar olacak mı?

Uğur Bayraktar: İlaç sektörüyle alakalı yeni bir satın alma yok. Ama enerjiyle ilgili hedeflerimiz var. Orada da yenilenebilir enerji ilgi alanımızda ve onun üzerinde çalışıyoruz. Çöp ve atık plastikten elektrik üreteceğiz. Düşüncemiz önce kimyasal sıvı yakıt sonra da onların elektriğe dönüştürülmesi üzerine. Bunlar fizıbıl hem de kutsal dediğimiz projeler. Bununla ilgili düşündüğümüz bir proje var ama ağırlıklı olarak ilk etapta otomobil lastiğinin potansiyelinden yararlanmak çabası içerisindeyiz. 

 

İLAÇ KONUSUNDAKİ DIŞA BAĞIMLILIĞIMIZ KORKUÇ BİR ORANDA

-Erdal Bey, siz Türk mucitler içinde ilaç sektöründe öne çıkan isimlerden birisiniz. Bugüne kadar neler yaptınız? 

Erdal Can Alkoçlar: Kimi çocuk futbol kimi çocuk güreş sever ya, bende 10 yaşımdan beri kimyayı sevdim. Hatta hayran kalırdım bileşen sentez nedir diye. Bu hayranlık sonrası Amerika’da tahsil yaptım. Ama mezun olmadan Türkiye’ye geri döndüm. Döndükten sonra ilaç konusundaki dışa bağımlılığın ne kadar korkunç oranda olduğunu fark ettim. Biz de bununla ilgili bir strateji kurduk ve yüzlerce ilaç patenti ve binlerce milli bileşen çıktı. Bunların hepsini uluslararası akreditasyon numaralarını aldık. Sonuçta elimizde çok ciddi bir veri oluştu. Ama bu değer şöyle bir değerdi. Tamam teknik olarak çok güçlü, yüzlerce yayınlanmış klinik çalışma var. Biz kendi laboratuvar imkanlarımızla teorik olarak yaptığımız bileşenleri genelde uluslararası geçerliliği olan ülkelere sunmaya çalışıyoruz. 

İNSÜLİN GİBİ BİR İLAÇ YAPTIK, BAŞARIMIZA İTİRAZ EDEN ÇIKMADI

-Örnek olarak gösterebileceğiniz bir ilaç var mı? 

Erdal Can Alkoçlar: Tamamen bitkisel, şeker hastalığını insülin hassasiyetini artıran, karaciğerde glikoz sentezini düşüren birkaç koldan insülin gibi bir ilaç yaptık. Bunun datasını Harvard’an Milano’ya kadar bir sürü üniversiteye yolladık. Yolladığımız data eğer muteber bulunursa ki daha bugüne kadar 1134 bileşende bir kere dönen olmadı çok şükür. Sonuç olarak bununla ilgili yayınlar çıkıyor. Bu yayının altında ismimiz yazmıyor. Bileşene bakanlar kime aitmiş diye baktıkları zaman direk bize çıkıyor. Tabi bu bileşeni bizim iznimiz olmadan kimse yapamıyor. 

Ben 2014 yılında Cumhurbaşkanımızdan paten ödülü aldım. Koç’un bütün gruplarını geçtik. O listede ilk 30’da bir tane ilaç firması yoktu. 

 

TÜRKİYE’YE BUNDAN DAHA BÜYÜK BİR İYİLİK OLAMAZ

-Uğur Bayraktar’la birlikte büyük hedefe yürüyüş nasıl başladı? 

Erdal Can Alkoçlar: Uğur Bey’le tanışıklığımız 5-6 sene öncesine dayanıyor. Ama satış süreci yeni oldu. Bakın Türkiye’de müthiş beyinler var. Biz maddi yönden şanslıydık da buralara kadar geldik. Ama ne cevherler var, maddiyatsızlıktan bir şey yapamıyorlar. Maddi yönden şanslıydık tamam bir çok projeyi finanse ettik ama bizim de imkanlarımız bir yere kadardı. İnşallah Uğur Bey komutasında başarılan şey,  birebir anlık fonlama kabiliyeti. Bundan daha büyük bir iyilik olamaz bu sektöre, bu ülkeye. Ben Türkiye’nin ilim potansiyelinin de bu yolla çözüleceğine inanıyorum. 

Bu arada Mas İlaç’taki 40 ilaç pateninin 35’i Onkoloji yani kanser ilacı. Dünyada OTS kanser ilacı yok ve bunu ilk biz yapacağız. İnşallah bunları da en kısa zamanda ruhsatlayacağız. 

İŞTE 46 KİŞİNİN İMZA ATTIĞI MÜCİZE İLAÇLAR

- KAP’taki açıklamada isimleri geçen Acron, Ampanol ve Potantin markalı ilaçların içeriği nedir? 

Erdal Can Alkoçlar: Acron, anti astenik yorgunluk önleyici bir ürün. Tansiyon ve şeker yükseltmeden enerji sağlıyor. Ve bunu sağlarken de vücutta zorlama durumu olmuyor.  

Ampanol, yağ yakıcı bir ürün. Leptin hassasiyet artırıcı ve tokluk hissi veriyor. Bakın bir ayda yediğinizden fazla yemeyerek 3-4 kilo verdirebiliyor. 

Potantin ise, erkekler için günlük prostat sağlığı koruyucu çok önemli bir ürün. 45 yaş üstü her erkek bunu rahatça kullanabilecek. 

-Ekipte kaç kişi var? Buluşları nerede yapıyorsunuz?

Erdal Can Alkoçlar: Teknik ekip olarak 46 kişiyiz. 4 tane laboratuarımız var. 


YORUMLAR

  • 1 Yorum
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
TİM “WomenExportTalks”
TİM “WomenExportTalks”
Ekonomistler 2020’de ne kadar daralma bekliyor?
Ekonomistler 2020’de ne kadar daralma bekliyor?