Genç yatırımcılara “Doğu’ya Yönelin” çağrısı
Küresel ekonominin ağırlık merkezi Batı'dan Doğu'ya doğru kaymaya devam ediyor, uzmanlar genç yatırımcıların gözlerini doğruya çevirmesini öneriyor CNBC’nin özel haberine göre, müşterileri için yaklaşık 115 milyar dolarlık fon yöneten, Investec Asset Management’ın analisti Micheal Power, “ekonomik ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya doğru kaymaya devam ettiğin”i belirterek, genç yatırımcıların gözlerini doğruya çevirmesini öneriyor. Öte yandan, Power’a göre, finansal hizmetler endüstrisi bundan on yıl sonra günümüze göre çok farklı bir profil çiziyor olacak.Power’a göre, daha önce referans alınan endeksler “geçmişi yansıtıyor ve geçmiş çok batı merkezli bir yaklaşım üzerine kurulu”. Oysa Asya’yı çok daha ileri bir derecede analiz edebilen bir geleceğe ve bakış açısına doğru hareket etmeye odaklanmak gerekiyor.Micheal Power’a göre yatırımlar konusunda “yer çekimi” teorisini temel almak mantıklı. Nitekim çekim gücü “Asya”nın üzerinde odaklanmış durumunda. Geçtiğimiz yıllarda, milyarlarca dolar Asya’ya ve özellikle gelişmekte olan piyasalara akıyordu. Yılbaşından günümüze MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi yüzde 11,96, MSCI Asya Ex-Japonya Endeksi yüzde 13,03 oranında değer kazandı.Bu rakamlar, yüzde 6.03 oranında artan MSCI Tüm Ülke Dünya Endeksi ile karşılaştırıldığında aslında daha net bir tablo çiziyor. Evercore ISI teknik analiz başkanı Richard Ross’a göre ise önümüzdeki dönemde “Gelişmekte olan piyasaların performansının iyileşmeye devam etmesi” bekleniyor.Sonsuz kazanç mümkün değil…Fakat öte yandan uzmanlara göre bu kazançlar sonsuza kadar devam etmeyebilir ve sürdürülebilir değil. Uluslararası Finans Enstitüsü’nün rakamlarına göre göre, 2016 yılında küresel borç 215 trilyon dolara (GSYİH’nın yüzde 325’ine) çıktı ve gelişmekte olan ülkelerin borcu 2006’dan bu yana 39 trilyon doları aştı.Dünya Bankası Doğu Asya ve Pasifik Bölgesi Ekonomi Sorumlusu Sudhir Shetty’e göre ise, Doğu Asya ve Pasifik’teki büyüme devam edecek ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’ndeki ekonomilerin 2017-18 büyüme trendi hızlanacak. Fakat IMF’nin de endişelerini belirttiği gibi korumacılık ve küreselleşme karşıtlığı politikalar yükseldikçe Asya piyasalarındaki riskler de artıyor.Trump faktörüBütün risklere rağmen, analistler ve yatırımcılar gelişen piyasalar ve özellikle Asya piyasaları konusunda heyecanlanmaya devam ediyor. Bu iyimser algının büyük kısmı da küresel ekonominin nereye gittiğini belirleyecek faktörlerden biri olan, Başkan Donald Trump’ın ekonomi politikalarına bağlı. Öte yandan, reflasyon dâhil olmak üzere, Trump’ın ekonomi politika ve söylemlerinin çoğu “Kongre” engeline takıldı ve başta vaadedilen bir çok ekonomi politikası gündeme alınmayabilir.Bazı uzmanlara göre ise, Gelişmekte Olan Piyasaların ve Asya piyasalarının bugünkü görünümü, 1990’lı yıllarda Latin Amerika ülkelerinin ekonomik profilini hatırlatıyor. Buna ek olarak, Asya’yı ve özellikle Çin’i doğru anlamak hikâyenin doğru şekilde yorumlanmasının ana anahtarını oluşturuyor. Power’a göre, aslında bütün mesele Çin’de ve Asya’da bir bütün olarak para kazanmanın yolunu bulmaktan geçiyor.Cappuccino mu Espresso mu?Power’ın ifadesine göre, “Temelde iki yaklaşım var: Cappuccino ve Espresso yaklaşımları, Buna göre, eğer sadece Asya ile ilgilenip Asya piyasalarına doğrudan yöneliyorsanız Espresso yolunda ilerliyorsanız, ancak “light” Asya alıyorsanız, Cappuccino yoluna giriyorsunuz. Neticede, Batı’daki şirketlerden örneğin Nestlé ya da Unilever üzerinden işlem yapsanız da bu şirketler de Asya’ya doğru çeşitleniyor ve genişliyor.”Ancak ana felsefe yine de değişmiyor: “Daha yüksek risk, daha yüksek getiri getiriyor.”Son olarak Power’a göre, “Espresso rotasındaki volatilite Cappuccino stratejisinden daha yüksek. Fakat zaman ilerledikçe, Cappucino yolundaki karlılık azalacak ve yatırımcılar giderek daha fazla Espresso yolunu yani doğrudan Asya piyasasına girmeyi tercih edecekler.”