14 Mayıs’ta açıklanacak Enflasyon Raporu bu açıdan kritik olacak. Ancak asıl belirleyici olan beklentilerin değil, gerçekleşmelerin seyri.Nitekim TÜİK’in açıkladığı %4,18’lik Nisan enflasyonu, piyasa beklentilerinin belirgin şekilde üzerinde gelirken, mevcut para politikası duruşunun reel getirisi de ciddi biçimde sorgulanmaya başlandı. Stopaj etkisiyle birlikte düşünüldüğünde, para piyasası ve faiz enstrümanlarında kalan yatırımcının reel anlamda ciddi bir aşınma yaşadığı görülüyor. Bu tablo, yatırımcıyı enflasyondan korunmak adına daha riskli varlıklara yönelmeye zorluyor.Enflasyonun kompozisyonuna bakıldığında ise ana belirleyici unsurun enerji kalemi olduğu açıkça görülüyor. Nisan ayında enerji fiyatları aylık %14,40 artarken, yıllık bazda %47,22 seviyesine tırmandı.Bu yükselişte jeopolitik risklerin, özellikle Körfez hattındaki gerilimin etkisi belirgin. Enerjiyi takiben gıda tarafında da yukarı yönlü eğilim sürüyor; aylık %3,70 artışla yıllık enflasyon %34,55 seviyesine ulaştı. Bu görünüm, enflasyonda ana eğilimin hâlâ yukarı yönlü olduğunu teyit ediyor.Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in eşel mobil mekanizmasına ilişkin değerlendirmesi de bu tabloyu destekler nitelikte. Şimşek, bu mekanizma devreye alınmasaydı enflasyondaki artışın çok daha sert hissedileceğini, mevcut yansımanın gerçek etkinin yaklaşık üçte biri düzeyinde kaldığını ifade etti.
Küresel cephede ise jeopolitik başlıklar fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına yönelik yeni teklifinin ABD tarafından değerlendirilmesi ve ateşkesin sürmesi, kısa vadede risk iştahını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Ancak diplomasi kanalı açık olsa da sürecin kırılganlığı korunuyor. Bu nedenle olumlu haber akışları piyasaları geçici olarak yumuşatsa da kalıcı bir fiyatlama davranışı oluşturmakta zorlanıyor.Emtia tarafında savaşın ilk etkisiyle hızlanan ralli yerini daha karmaşık bir görünüme bıraktı. Altın ve gümüşte momentum barış haberleri geldikçe yukarı yönlü hareketleri tetikliyor, petrol fiyatları 108 usd bandında küresel enflasyonist baskıyı artırmaya devam ediyor. Bu gelişme, başta Fed olmak üzere büyük merkez bankalarının faiz indirim beklentilerini ötelemesine neden olmaya devam ediyor. Hatta ECB tarafında bekle gör yaklaşımı korunurken, bazı gelişmiş ekonomilerde faiz artırımı adımları dahi gündeme geldi. Buna örnek olarak Avusturalya Merkez Bankası 25 baz puan faiz artırımına giderek, %4.10 olan faizi %4.35 e çekti.Yurt içine dönüldüğünde, beklenti üzeri gelen enflasyon verisinin ardından Borsa İstanbul haftaya zayıf bir başlangıç yaptı. Özellikle faiz hassasiyeti yüksek sektörlerde satışlar öne çıkarken, endeks genelinde dalgalı bir seyir izlendi. Aselsan gibi ağırlığı yüksek hisseler endeksi desteklemeye devam ederken, banka hisselerinde zayıflık dikkat çekti. Holdingler ise görece daha dirençli bir performans sergiledi.Bilanço sezonunun başlamasıyla birlikte piyasada ayrışma daha belirgin hale gelirken, dün açıklanan finansallar bu tabloyu net biçimde ortaya koydu. Bankacılık tarafında İş Bankası ilk çeyrekte 20,4 milyar TL net kâr açıklayarak güçlü bilanço büyüklüğünü korudu; ancak yüksek faiz ortamının etkisiyle net faiz marjındaki baskının sürdüğü görülüyor. Buna karşılık perakende tarafında Migros 1,6 milyar TL net kâr ile piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde bir performans sergileyerek pozitif ayrıştı; özellikle online tarafta yüksek performans gösteren şirket, açılan mağaza sayısını da bu çeyrek artırdığını gördük.Otomotiv tarafında Ford Otosan için ilk çeyrekte yaklaşık 5,5 milyar TL net kâr seviyesinde gerçekleşen sonuçlar, önceki dönemlere kıyasla belirgin bir daralmaya işaret ederken, düşen kapasite kullanımı ve maliyet baskısının kârlılığı sınırladığı görülüyor. Genel resimde, şirketlerin satış tarafında direnç korunsa da kârlılık tarafında marj baskısının belirginleştiği ve piyasanın artık büyümeden çok kârlılık kalitesine odaklandığı bir bilanço dönemi izleniyor.Bugünün yurt içi ajandasında ise siyasi gelişmeler öne çıkıyor. CHP’ye ilişkin mutlak butlan davası, kısa vadede piyasa fiyatlamaları üzerinde etkili olabilecek başlıklardan biri. Piyasada bu davaya ilişkin farklı senaryolar dillendirilse de mevcut makroekonomik kırılganlıklar, özellikle yüksek enflasyon, rezerv dinamikleri ve kur hassasiyeti dikkate alındığında, radikal bir değişim senaryosunun ekonomik maliyetinin yüksek olacağını değerlendirebiliriz.Uluslararası kurumların Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri de temkinli duruşun sürdüğünü gösteriyor. Goldman Sachs, beklenti üzeri gelen enflasyon sonrası TCMB’nin faizleri yılın dördüncü çeyreğine kadar sabit tutabileceğini öngörürken, yıl sonu enflasyon tahminini %26 seviyesinde korudu. Citigroup ise dezenflasyon sürecinin beklenenden daha yavaş ilerleyebileceğine dikkat çekti.Küresel hisse senedi piyasalarında ise teknoloji tarafı yeniden ayrışıyor. Samsung Electronics’in piyasa değeri yaklaşık 1 trilyon dolar eşiğine taşındı. Bu performans, Apple ile olası iş birliklerine dair beklentilerle de desteklenirken, Güney Kore’de KOSPI endeksinin güçlü seyrinin ana sürükleyicilerinden biri haline geldi. Bu tablo, küresel büyümenin teknoloji yatırımları üzerinden yeniden şekillendiğini gösteriyor.Borsa İstanbul’da endeks dün 14.495 puandan kapanırken, kısa vadede risk iştahı haber akışına duyarlı kalmaya devam ediyor. Ancak mevcut makro görünüm, yukarı yönlü hareketlerin kalıcılığı konusunda temkinli olunması gerektiğine işaret ediyor.Sonuç olarak, piyasalar artık yalnızca verinin yönünü değil, o verinin sürdürülebilirliğini fiyatlıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde fiyatlamaların ana belirleyicisi, büyüme ve enflasyon arasındaki dengenin ne ölçüde korunabileceği olacak.













































