Türkiye ve dünya ekonomisi zorlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Siz bu dönemi nasıl okuyorsunuz?Bugün aslında çok katmanlı bir dönüşümün içindeyiz. Bir taraftan dijitalleşme ve yapay zekâ üretim biçimlerini yeniden tanımlıyor, öte yandan iklim krizi ve jeopolitik riskler tedarik zincirlerini ve yatırım kararlarını etkiliyor.Dünya Bankası’nın küresel büyüme projeksiyonlarına baktığımızda, büyümenin daha kırılgan ve dalgalı bir zeminde ilerlediğini görüyoruz. Bu tablo bize şunu söylüyor: Artık rekabet avantajı sadece maliyetle değil; dayanıklılıkla, inovasyon kapasitesiyle ve kurumsal yönetişim kalitesiyle sağlanıyor.Türkiye açısından baktığımızda ise genç nüfusumuz, üretim gücümüz ve girişimcilik dinamizmimiz önemli bir potansiyel sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir büyümeye dönüşebilmesi için kurumsallaşma, veri temelli karar alma ve kapsayıcı kalkınma yaklaşımını güçlendirmemiz gerekiyor.SEDEFED bugün nasıl bir rol üstleniyor?SEDEFED bugün 51 sektörel derneği, 34 sektörü ve 14 binden fazla işletmeyi temsil eden güçlü bir çatı yapı. Bu da sayısal bir büyüklük olmanın yanında çok sesli bir ekonomik temsiliyet anlamına geliyor. Biz bu süreci tek başımıza değil, üyelerimizle birlikte yürütüyoruz. Sahadan gelen geri bildirimler, sektörlerin karşılaştığı yapısal sorunlar ve çözüm önerileri bizim politika önerilerimizin temelini oluşturuyor. Öte yandan federasyon olarak mevcut sorunlara çözüm üretmenin yanında, geleceğe bugünden uyumlanmaya dair vizyon sunan bir yapıda olmaya özen gösteriyoruz. Dijital dönüşümden yeşil mutabakata ve kadın girişimciliğine kadar birçok başlıkta hem farkındalık üretmeye hem de somut politika önerileri geliştirmeye devam ediyoruz.Kadın liderliği ve girişimcilik konusuna özel bir önem veriyorsunuz. Sizin bu alandaki çalışmalarınızın daN bunda büyük etkisi var. Neden bu konu bu kadar önemli?Çünkü ekonomik kalkınma ile toplumsal cinsiyet eşitliği arasında doğrudan bir ilişki var. Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, cinsiyet eşitliğinin tam anlamıyla sağlanmasının mevcut hızla 100 yılı aşkın bir süre alacağı öngörülüyor. Bu tabloyu değiştirmek zorundayız.Öte yandan kadın girişimciliği yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda bir verimlilik meselesi. Kadınların iş gücüne ve karar mekanizmalarına daha fazla katıldığı ekonomiler daha yüksek büyüme ve daha güçlü inovasyon performansı gösteriyor. Kadınların potansiyeline inanıyoruz ve bu potansiyelin sistemsel bariyerler nedeniyle sınırlanmaması gerektiğini savunuyoruz.Sizce Türkiye’nin en büyük avantajı ne?Bizim en büyük avantajımız girişimcilik ruhumuz, yılmazlığımız ve adaptasyon kabiliyetimiz. Kriz dönemlerinde bile yeni iş modelleri geliştirebilen bir özel sektör dinamizmine sahibiz. Ancak bu dinamizmi daha kurumsal, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir zemine oturtmamız gerekiyor. Bu da işbirliğiyle mümkün.Ben her platformda şunu vurguluyorum: Dönüşüm tek başına gerçekleşmez. Kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi birlikte hareket ettiğinde kalıcı sonuç üretiriz. Son olarak, gençlere ve girişimcilere mesajınız nedir?Belirsizlik çağında yaşıyoruz ama belirsizlik aynı zamanda fırsat demektir. ️Veriler ışığında düşünün, uzun vadeli stratejik bir yol haritası belirleyin ve etik pusulanızı asla kaybetmeyin. Başarı sadece hızlı aksiyon almakla değil, doğru kararlar alarak ilerlemekle de ölçülüyor. Türkiye’nin potansiyeline inanıyorum. Kadınların, gençlerin ve deneyimli kuşakların birlikte ürettiği bir ekonomi; daha dayanıklı, daha adil ve daha güçlü olacaktır. Bizim görevimiz bu zemini inşa etmek ve birlikte büyümek.
HABERLER
Yayınlanma: 21 Mart 2026 - 14:12
"Dönüşümü konuşmak yetmez, birlikte inşa etmek gerek"
Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Yönetim Kurulu Başkanı Emine Erdem ile Türkiye’nin ekonomik dönüşüm başlıklarını, sektörlerin sorumluluk alanlarını ve kadın liderliğini konuştuk.
HABERLER
21 Mart 2026 - 14:12

















































