Çağdaş  Sanatın   Avrupaya  açılan...
Reklam

Çağdaş  Sanatın   Avrupaya  açılan yüzü Özge Gürkan

Çağdaş Sanatın Avrupaya açılan yüzü Özge Gürkan Uzun yıllar hem sanattan hem yazıdan uzak durdum, bir kadın olarak kendimi açmak ve ifade etmek konusunda kaygılarım vardı. Daha erken yıllarda bunlar bana ürkütücü geldi. İş yaşantımın sanatıma katkısı oldu ama içimde hep bir adım öteye geçmek ve bu alanda bir açılım yapabilmek vardı.

Çağdaş  Sanatın   Avrupaya  açılan yüzü Özge Gürkan

Çağdaş Sanatın Avrupaya açılan yüzü Özge Gürkan Uzun yıllar hem sanattan hem yazıdan uzak durdum, bir kadın olarak kendimi açmak ve ifade etmek konusunda kaygılarım vardı. Daha erken yıllarda bunlar bana ürkütücü geldi. İş yaşantımın sanatıma katkısı oldu ama içimde hep bir adım öteye geçmek ve bu alanda bir açılım yapabilmek vardı.

Çağdaş  Sanatın   Avrupaya  açılan yüzü Özge Gürkan
20 Şubat 2021 - 13:32

Çağdaş  Sanatın   Avrupaya  açılan yüzü Özge Gürkan


Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1978 doğumluyum, İstanbul Üniversitesi Rus Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, reklamcılık ve kurumsal iletişim alanında çalıştım. Eğitim hayatım devam ederken renk ve biçim denemeleri üzerine yoğunlaştım. Bu dönemde Hat Sanatı eğitimi de aldım, edebiyat ve sanat hayatımdaki etkisini kuvvetlendirdi, resim alanına yöneldim. Sanat ve edebiyat hayatımın her anında giderek büyüyen bir tutku olarak yer alıyor.





Sanatı hayatınızın odak noktası haline getirmeye ne zaman, nasıl karar verdiniz? Bu süreçte neler yaşadınız? 

Uzun yıllar hem sanattan hem yazıdan uzak durdum, bir kadın olarak kendimi açmak ve ifade etmek konusunda kaygılarım vardı. Daha erken yıllarda bunlar bana ürkütücü geldi. İş yaşantımın sanatıma katkısı oldu ama içimde hep bir adım öteye geçmek ve bu alanda bir açılım yapabilmek vardı. Bu insan hayatında bir olgunluk seviyesi gerektiriyor, belli bir hayat deneyimi edinmek ve belli şeylerle yüzleşmek gerekiyor. Bir kadın olarak pek çok zorluk yaşadığımızı düşünüyorum, farklı kimliklerimiz var. Hem anneyiz hem eş aynı zamanda iş kadını, kadının pek çok rolü var. Çok genç olduğum yıllarda çok cesur olamadım. Sanata daha konsantre oldukça birçok şeyin beni baskıladığını ve aslında kendimi özgürce ifade edemediğimi, bunu ancak resimle yaptığımı fark ettim ve bu şekilde sanata daha fazla ağırlık vermeye başladım, yazılarımı açmaya ve paylaşmaya başladım, yazmak konusunda da daha cesur hareket edebildim.




Bize eserlerinizden ve tekniğinizden bahsedebilir misiniz?

Soyut ekspresyonist bir yaklaşımla eserlerimi üretiyorum, resimlerimde farklı boya malzemelerini karıştırarak kullanıyorum. Bu sayede farklı dokular, efektler ve renkler elde edebiliyorum.
Çalışmalarımda çok katmanlılık var. Özellikle yakından baktığınızda bu katmanları daha net görebiliyorsunuz. Kadınlar olarak çok fazla yeteneğe sahibiz, çok fazla rengimiz, arzularımız, becerilerimiz var. Ancak birçok sebepten ötürü toplum içerisinde bu özelliklerimizi baskılamak durumunda kalabiliyoruz. Resimlerimde soyut olarak belirttiğim gibi üzerimizde bazı zincirler, kafesler, kıramadığımız bize dayatılmış engeller var. Kadının özellikle bu dönemde, yasaklar ile bastırılmış duygularını, hapsolmuşluğunu eserlerimde soyutlanmış kafesler, zincirler, tel örgülerle yorumluyorum. Katmanların altında ise kadına ait renkleri yansıtıyorum. İçimizdeki renkleri açığa çıkarmak için o kafesleri ve zincirleri kırmamız gerekiyor. Resimlerimde aslında soyut olarak bunları anlatıyorum, yani kendi iç dünyamı da izleyiciye sunuyorum.




 Şu an üzerinde çalıştığınız projeler nelerdir?
Yurt dışında Hub Design New York ile bir iş birliğim var, New York ve Paris başta olmak üzere önemli sanat merkezlerinde ve dünyadaki önde gelen sanat etkinliklerinde beni ve çalışmalarımı temsil ediyorlar. Şu an pek çok heyecan verici projemiz var. ‘Rebel’ isimli eserim 1 Şubat’ta başlayan Contemporary Venedik Uluslararası Sanat Fuarında 21 Şubat 2021’e kadar sergilenecek. Bu çalışmamda kadının kanayan yaralarına ve kadının içinde kaldığı karanlık zamanlara dikkat çekmek istedim.
Şuanda ayrıca İstanbul 360, Love Festival’de ve Four Seasons Hotel Bosphorus’ta çalışmalarım yer alıyor.
 




Gelecekte sırada hangi projeler var?
2021 boyunca pandemiye rağmen oldukça yoğun bir takvimim var. Venedik sergisinin hemen ardından 2021 Mart ve Nisan ayları boyunca ‘Subliminal’ isimli resmim Canvas London International Art Fair’de yer alacak.  ‘Subliminal’de siyah üzeri altın ve gümüş renklerle çalıştım, bu resimde kadının karanlığı bastıran güzelliğini kendi yorumumla anlatıyorum.

Mart ayında Atölye Cer’de gerçekleşecek bir sergimiz olacak ve Nisan ayında Contemporary Istanbul’da ‘Broken’ isimli çalışmam sergilenecek.

Yine bu sene içinde New York ve İstanbul’da kişisel sergilerimi açmayı planlıyorum. Gelecek sene yurt dışında beni çok heyecanlandıran çok önemli bir projede yer alacağım, önümüzdeki dönemde bunu paylaşacağım.

Sanatla iç içe yaşayan biri olarak yaşam alanınızda sanat ne kadar yer kaplıyor?
Ben sanatı bir bütün olarak düşünüyorum ve hayatımın her alanında yaşıyorum. Hayatımda resim ve yazı hep vardı, Rus Dili Edebiyatı okuduğum dönemde Kiril alfabesi öğrendiğim sırada yazı diline ilgi duyduğumu fark ettim ve hat sanatına da ilgim orada doğdu, o zamandan beri hat sanatı da hayatımda hep var. Dolayısıyla sanat benim hayatımın her alanında ve iç içe geçmiş durumda. Bu bir yaratım süreci, benim için yazı yazmak da resim yapmak da bir nevi meditasyon. Özellikle geceleri herkes uykuya çekildiği saatlerde çalışmayı seviyorum. O anlar benim kendimle başbaşa kaldığım, içsel bir yolculuğa çıkarak kendimle yüzleştiğim ve kendimi en özgür ifade edebildiğim alan. 

Dergimize de keyifli yazılar yazıyorsunuz ... Yazı hayatınızın neresinde?
Benim için yazı yazmak ve resim yapmak iş değil, hobi değil, hayatımın bir parçası. İçimdekileri, bildiklerimi ve öğrendiklerimi kendi gözümden aktarmaktan, paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Resim ve yazı bence birbirlerini besleyerek büyüyor ve hayatımın çok önemli bir bölümünü kapsıyor. Ekonomi Dünya özellikle kendimi özgür hissettiğim, sanattan, edebiyattan, yaşamdan, hayatın bütün besleyici alanlarından bahsedebildiğim, okuyucuya aktarabildiğim değerli bir alan benim için.


Pandemi sizce sanatı ne yönde etkiledi?
Pandemiyle birlikte sanatın ciddi bir yükselişe geçtiğini, ilginin önemli boyutta arttığını gözlemliyorum. Hem sanatçıların bu belirsiz dönemde iç dünyalarına dönerek üretimin artması, hem de sanatsever ve sanatla yeni yeni tanışan kitlelerin sanatın iyileştirici yönüyle sanata daha fazla yönelmesi, ayrıca pandemi sebebiyle buna daha fazla zaman ayırabilmesi bu yükselişin sebepleri arasında diye düşünüyorum. Yurt içi ve yurt dışı sanat etkinliklerinin yoğun biçimde sürmesi de bu ilginin göstergesi.

Sanatta sizin için en güçlü duygu nedir?
Ben insan ruhuna, kalplere dokunmayı seviyorum. Sanat hem kendi dünyamı yansıtabilmemi hem de ruhlara dokunmamı sağlıyor, benim için en güçlü yönü bu. Ağırlıklı olarak ortaya çıkan duygu ise bireylere dayatılmış baskının yarattığı isyan duygusu ve tabi ki her daim aşk. 

Başka hangi faaliyetleriniz var, ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
İyilik için Sanat Derneği’nin oluşumu olan Atölye Cer bünyesinde sanatçı olarak yer alıyorum ve Sanat Seninle Derneği’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Farklı mecralarda da halen yazılar yazıyorum. Bunun yanı sıra öğrenmek bitmeyen bir serüven benim için. 2019 yılından beri sanatçı Erkan Yaprakkıran’dan farklı teknikler, malzemeler ve sanat tarihi üzerine eğitim almaya devam ediyorum. 

Sizi bu sene en etkileyen sanat çalışması hangisi oldu? Neden?
Bu sene pandemiye rağmen Artweeks Akaretler ve Step İstanbul gibi sanatsal etkinliklerde yer alma ve sanatseverlerle bir araya gelme fırsatım oldu. İçinde bulunduğumuz bu zorlu dönemde bile sanatseverlerle bir araya gelmemize vesile olan bu organizasyonların faaliyetlerine devam edebilmesi ve hem sanatçılara hem de sanatseverlere umut vermesi benim için çok anlamlıydı.

Pandemi çalışmalarınızı nasıl etkiledi?
Bence pandemiden çıkarılması gereken bazı dersler vardı ve hepimiz de kendi payımıza düşen dersleri çıkardık. Benim bu süreç çok fazla üretebildiğim ve kendi adıma verimli bir dönem oldu. Kendi iç dünyama daha fazla döndüğüm, meditasyonla rahatladığım ve sanatıma odaklandığım bir dönem yaşadım. Yazılarımla, resimlerle üretken bir süreç oldu.

Pandemi sonrası sanat dünyasında ne gibi değişimler bekliyorsunuz? 
Online sergilerin bir süre daha devam edeceğini ancak pandeminin etkileri hafifledikçe hibrit bir yapının devam edeceğini düşünüyorum. Yine de sanat insanların birlikte olmasıyla paylaşmasıyla güzel, eski alışkanlıklarımıza dönmeyi ve sanatın buluşturucu etkisini hissetmeyi kendi adıma çok özledim.



 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Fatos saka
    2 hafta önce
    Pandemi donemi gibi zor donemler ,en basarili sanat esrrlerinin uretildigi donemlerdir. Senin soyut islerinin de senin duygularini cok iyi !nlattigini dusunuyorum.Basariilarinin devamini diliyorum
  • Kancal.berran
    2 hafta önce
    Tebrik ederim.cok guzel bir yoldasin .basarlarin beni gururlandirdi.sevgilerimle Berran Kancal
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Brexit, Almanya'nın ihracatını vurdu!
Brexit, Almanya'nın ihracatını vurdu!
Euro Bölgesi’nde enflasyon şubatta yüzde 0,9 yükseldi
Euro Bölgesi’nde enflasyon şubatta yüzde 0,9 yükseldi