Bank of International Settlements (BIST) her yıl yayınladığı küresel ekonomi raporunun yenisini çıkardı.Küresel finansal kirizinin üzerinden 10 sene sonra, merkez bankalarının koordineli çabalarıyla krizden çıkıldı. Ancak, o zamandan bu zaman hala tarihsel olarak faizler en düşük seviyesinde ve merkez bankaları bilançoları da devleşmiş durumda. Enflasyon seviyeleri ise hedeflere doğru yavaş yavaş hareketlenmekte. Büyüme küresel ölçekte yaygınlaşmış ve uzun dönemli geçmiş ortalamalarına yaklaşmış durumda.Küresel krizden çıkış merkez bankalarının üzerine kalırken, arz taraflı politikalar halen gecikiyor. Merkez bankalarının son 10 yıllık çabaları sayesinde bugün küresel ölçekte izlenen büyüme yakalanabildi. Ama bu süreç tabi sorunsuz gelişmedi. Merkez bankalarının seçtikleri yolun yan etkileri olarak hem özel sektör hem de kamu sektörü borcunda önemli genişlemeler gözlendi. Şimdi önümüzdeki dönemin en önemli sorunu olrak yükselen borçluluk seviyesi bulunuyor.Şimdi, küresel ekonomi potansiyeline ulaşmış ve hatta geçmekteyken, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için daha dengeli politikalar üretmenin tam zamanı. Fakat, önümüzdeki zaman esasında çok dar.Önümüzdeki birkaç yıllık tahminler mevcut trendin devam edeceği yönünde. Tahmin yapanalrın ortak senaryosu büyümenin potansiyelin üzerine çıkacağı, işsizliğin düşmeye devam edeceği ve ekonomilerin kapasitelerini zorlayacağı. Kapasite sorun olup yatırımlar arttıkça da verimlilik seviyelşerinde toparlanma gözleneceği. ABD ekonomisi bir yana birçok OECD ülkesinde de uygulamada olan mali politika destekleri büyümeye kısa vadeli desteğin de önemini koruduğunu anlatıyor. Bu da manşet enflasyona göre geriden gelen çekirdek enflasyonlardaki hareketin devam edeceğine işaret.Küresel ekonomi tarihine bakınca, büyümenin başlangıcından bu kadar geç hızının ivemelendiği, enflasyonun bu kadar geç tepki verdiği ve kapasitelerin bu kadar geç zorlanmaya başladığı durumlar çok ender. Bu durumun nedenleri ise halen en çok tartışılan konular arasında. İş bulmaktan vazgeçenlerin dışarıda kalmaya devam edişi, artan yatırımların kapasiteye eklenmesiyle büyüyen potansiyel üzerinden krizin yuymuşaması ve uzun vadeli demografik faktörler başlıca nedenler olarak ön planda. Genişleyerek büyüyen küreselleşme ve teknolojik yenilikler de bu nedenler arasında önemli sırada.Fed’in parasal nornmalleştirmesi başlamasına rağmen, faizler hala çok düşük, hisse senetleri çok değerli, kredi spredleri sıra dışı şekilde az ve giderek daha az akışkan hale dönüşmekte.Son bir senelik sürenin önemli kısmında değer kaybeden dolar son 10 yıl boyunca aşırı borçlanan gelişmekte olan piyasalarda da finansal şartları desteklemiş durumda. Tabi, son birkaç ayda gelişmekte olan piyasalarda bu resim tam tersine döndü.Önümüzdeki dönemin risklerine gelirsek, orta vadeli bakışla ülkeden ülkeye değişken olan önemli tehlikeler görünüyor. Türkiye gibi bazı örneklerde olduğu gibi kriz sonrası dengesiz büyüme ve para politikasına fazla bağımlılık bu risklerin başında. Finansal hassasiyetler her zaman olduğu gibi zaman içinde artarak büyümüş durumda. Hem kamu hem özel sektörlerde küresel borç stoku ve bunun GSMHlere oranı endişe verici noktalarda. Bu yükselişin oluşturduğu finansal dengesizliklerin kökleri de esasında küresel finansal kiriz öncesine dayanıyor. Küresel krizin odağında olan ülkeler hariç hemen hemen hiçbir diğer ülkede özel sektörün borcunu düşürmeye yönelik çaba sarf edilmemiş durumda. Bu da finansal büyümeyi desteklemeye devam eder nitelikte.Finansal dengesizlikler deyince anlaşılması gereken, özel sektör burcundaki kuvvetli artış, buna paralel konut fiyatlarındaki yükseliş. Tam da küresel kriz öncesinde artarak gelişmiş ekonomileri krize sürükleyen riskleri hatırlatır nitelikte. Neyse ki krizi boyunca Base lII’e uyum sağlamaya çalışan bankacılık sistemi artık daha sağlam bir noktada. En büyük dengesizliklerin izlendiği Çin ise büyümesini dengeleyebilmek adına önemli adımlar atmaya devam ediyor.Mevcut altyapı ile orta vadede büyümeyi tehdit edecek risklerin gerçekleşmesi mümkün hala. Tüm bu riskleri tetikleyebilecek tek güç olarak da finansal faktörler ön planda. Özellikle kriz sonrası dönemde banka dışı finansal sektörün olası risklerin gerçekleşmesinde oynayabileceği rol büyük görünüyor.Korumacı politikalar orta vadeli büyümenin yavaşlamasında en önemli engellerden bir diğeri. Mevcut ticaret savaşları tartışmaları daha da ciddileşir ve küresel ticareti etkilemeye başlarsa, bundan büyüme adına her ülkenin zarar göreceği kesin. Dolar endeksinin değer kazanmasıyla ticaret pazarlıkları daha da zorlayıcı bir hal de alacak üstelik.Özellikle ABD’de olası bir enflasyon sürprizi, tahvil faizlerinde sıçrama yaratarak küresel finansal sisteme ani bir şok verme potansiyeline sahip. Üstelik Şubat örneği hatırlanırsa, söz konusu olası enflasyon sürprizinin öyle çok büyük olması da gerekmiyor bu dalganın başlaması için.Üçüncü bir risk faktörü, genel anlamda risk iştahında azalma. BU tabi özellikle gelişmekte olan ülkeleri çok zor bir aşamaya getirecek boyutta. Risk iştahındaki azalma kar marjlarında düşüşten, daralma dönemlerinin uzaması gibi çok çeşitli kaynaklardan geliyor da olabilir. BU açıdan bakınca euro bölgesinde olanlar; İtalyan ve İspanyol tahvil faizlerinin spreadlerinin açılması önemli gelişmeler. Ya da Nisan başında dolar endeksinin değer kazanmaya başlamasının Arjantin ve Türkiye ekonomilerinde yarattığı büyük dalgalanmalar da öyle. Bu raporun yazım aşamasında bu son iki olay kaynaklı risklerin söz konusu ülkelerle mi sınırlı kalacak yoksa yayılma eğilimi gösterecek mi henüz belli değildi. 1990lara kıyasla bir çok gelişmekte olan ülke finansal stres dönemleriyle başa çıkmaya daha yatkın bir noktada artık. Rezervleri daha kuvvetli ve makroihtiyati politika uygulamaları sayesinde dayanıklılıkları daha yüksek.Yine de bası sorunlu alanlar var. Tahvil piyasaları üzerinden borçlanmanın artışı roll-over riskini azaltsa da durasyon rski halen mevcut. Kayıplara karşı hassasiyeti yüksek olan portföy yatırımcıları olası dalgalarda dalga boyunu yükseltici etki yaratıyorlar. Özetle, gelişmekte olan piyasalar açısından daralan finansal şartlar nedeniyle ekonomik yavaşlama aslında en önemli risk. Hele ki borç seviyeleri bu kadar yükselmişken!
EKONOMİ
Yayınlanma: 28 Haziran 2018 - 18:58
BIS: yüksek borç ve yavaşlayan büyümeye dikkat!
Özetle, gelişmekte olan piyasalar açısından daralan finansal şartlar nedeniyle ekonomik yavaşlama aslında en önemli risk. Hele ki borç seviyeleri bu kadar yükselmişken!
EKONOMİ
28 Haziran 2018 - 18:58
İlginizi Çekebilir













































