Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk oldu. Bakan Fidan burada yaptığı konuşmada, Hürmüz'deki geçişin engellenmesine ilişkin, "Hiçbir ülkenin geçiş için para ödememesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.Bakan Fidan'ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:"Bir iki hafta içerisinde Hürmüz konusunda bir mutabakata varılabilir. Sorun, mutabakatın kendisi değil, mutabakat sonrasında ortaya çıkacak durumdur. Şu anda müzakere edilen ana konulara bakıldığında, bunların 15 gün içinde sonuçlandırılıp kapsamlı bir anlaşma olarak imzalanmasını beklemek teknik olarak gerçekçi olmayabilir.""İsrail’in buradaki oyunbozanlığını hep hesapta tutmak gerekiyor""Taraflar iyi ilerleme kaydederse, müzakerelerin devam etmesi ve sorunların çözülmesi için ek bir ateşkes süresi gündeme gelebilir - belki 45 gün veya hatta 60 gün."Taraflar aslında başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Bu normaldir. Başlangıç pozisyonları her zaman için biraz maksimalist olur, daha sonra taraflar bunu arabulucuların da desteğiyle bir noktada buluşturmaya çalışırlar. Yeter ki ateşkese ulaşmada, devam ettirmede daimi kalıcı niyetleri olsun. Benim gördüğüm şu anda her iki taraf da ateşkes konusunda samimi, ihtiyacın farkında. Tabii bir İsrail faktörü var, İsrail’in buradaki oyunbozanlığını hep hesapta tutmak gerekiyor.""Krizin küresel boyutu daha net hissediliyor""Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, savaşın yalnızca bölgesel değil küresel etkiler doğurduğunu açık biçimde ortaya koydu. Dünya piyasalarının bu kadar yakından etkilendiği bir noktada, krizin küresel boyutu daha net hissediliyor.Boğazın bundan sonraki süreçte nasıl işletileceği ise uluslararası kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri. İran’ın ateşkes kapsamında Hürmüz Boğazı’na ilişkin bazı talepler dile getirdiği belirtilirken, genel değerlendirmeler serbest geçişin tamamen kesintiye uğramayacağı yönünde.""Açık kalması ve diplomatik çözüm arayışları öne çıkıyor""Öte yandan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin farklı çözüm önerileri sunduğu, bazı aktörlerin ise ülkeler arası anlaşmalar beklenmeden boğazın açık tutulması gerektiğini savunuyor. Buna karşın diplomatik görüşmelerin sonucunu bekleyen bir yaklaşım da bulunuyor. Pek çok ülke, doğrudan çatışmanın parçası olmaktan kaçınırken, deniz trafiğinin devamlılığına öncelik veriyor.Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimali ise dolaylı etkileriyle birçok ülke ekonomisini zorlayabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor. Bu durumun uzun vadede küresel ölçekte ciddi ekonomik yükler doğurabileceği belirtiliyor.""Uzun vadede büyük yük bindirir""Biz Hürmüz'ün kapatılmasının dolaylı etkisini hissediyoruz. Bu da ekonomiye uzun vadede büyük yük bindirir. (Hürmüz’ün açılması) Bizim durduğumuz yer barış yoluyla açılması. Uluslararası bir silahlı barış gücüyle buraya müdahil olmanın çok fazla zorlukları var. Birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını görüyoruz. İran ile gerekli müzakerelerin yapılıp boğazın açılması gerekiyor. Müzakere sonuçlandığında Hürmüz ile ilgili bir sorun kalacağını düşünmüyorum. "Hürmüz'ün regülasyonuyla ilgili bir önerme getirilecek mi?" sorun burada başlıyor. Herkes tüm bu sıkıntılara geçici olduğunu düşünerek katlanıyor."Lübnan operasyonu"İsrail tarafından Lübnan'ı yok etme operasyonu var. Lübnan krizi bölgesel çatışmaya neden olabilir. İlk görüşmelerde Lübnan'ın ateşkese dahildi. Ancak Netanyahu anlaşmayı bozdu.İran-ABD görüşmelerinde nükleer zenginlik konusu 'ya tümü ya hiçbir şey' noktasına getirilirse sorunlarla karşı karşıya kalabiliriz. Başlangıçta ateşkes anlaşmasının Lübnan'ı da kapsadığı anlaşılıyordu ama Netanyahu her zamanki gibi bunu bozdu ve Amerika bunun hakkında hiçbir şey söylemedi.""Suriye yönetimi ellerinden geldiğince o insanlara sahip çıkıyor""Özellikle bölge ülkeleri ve İran ile savaşla alakalı, Lübnan’a yönelik İsrail saldırısı konusunda Suriye’de ne görüyorlar, ne yaşıyorlar diye konuştuk. Her yere bomba düşüyor ama Suriye’de bir şey olmadı; sadece Lübnan’dan gelen mülteci akımı oldu. Suriye yönetimi ellerinden geldiğince o insanlara sahip çıkıyor.Diğer taraftan Zelenski’nin Türkiye ve Suriye ziyareti bizim için son derece önemli. Suriye’de bizi ilgilendiren dosyalar var, bunları tek tek gözden geçirdik""Proje rafa kaldırıldı""2008 yılında Cumhurbaşkanımızın, Katar ve Suudi Arabistan liderleriyle katıldığı bir toplantıda önemli bir enerji projesi gündeme geldi. Görüşmede, Katar doğalgazının Türkiye üzerinden farklı bölgelere ulaştırılmasına yönelik bir dağıtım planı önerildi.Hem Katar hem de Suudi Arabistan ile birlikte uygulanabilecek çeşitli formüllerin masaya yatırıldığı, projenin o dönemde ciddi şekilde değerlendirildiği ifade edildi.""Proje hayata geçseydi çok iyi bir alternatif formül olacaktı""Biz de baktık ki Hürmüz’e bağlı bu ülke; proje hayata geçseydi çok iyi bir alternatif formül olacaktı. Ancak Arap Baharı nedeniyle, özellikle Suriye alanındaki istikrarsızlık ve Esad döneminden oradaki sorunların etkisiyle proje rafa kaldırıldı.Bu sefer Irak’ta Kalkınma Projesi önerildi; Türkiye demiryolu hattı, petrol, doğalgaz ve fiber hattı. İlk defa Irak bölgede pozitif gündemle geldi, biz de olumlu yaklaştık ve bölge ülkeleriyle çalıştık. Ama bölge ülkeleri son anda frene bastı. Geçen gün hatırlattım onlara, 4 gün kaybettik. Her ülkenin kendi sebebi var, o detaya girmek istemiyorum.""Frene basma sebebi; örneğin Kuveyt ile aramız iyi ama başka ülkeyle sınır problemi var. Başka ülke diyor ki 'Bu projeye gireyim' ama başka aktör etkili oluyor. İran da Hürmüz dolayısıyla tereddütlü yaklaştı. Her ülkenin yaklaşım tarzı var. Önemli olan şu; biz desteklediğimiz projeler hayata geçseydi, Hürmüz ile alakalı sorunların daha az negatif sorun ürettiğini görecektik. Ülkeler artık ders çıkardı.""Her ülkenin, bir güvenlik paktı çerçevesinde birbirlerinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine yönelik açık taahhütlerde bulunması gerekiyor.Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında yürütülen iş birliklerinin bölgeye daha fazla güvenlik getirmiyor, aksine güvensizlik ortamını artırıyor ve yeni sorunlar ile çatışma risklerini beraberinde getiriyor. Bu konuda Yunanistan’ı da, Yunanistan üzerinden Rumları da uyardık.""İsrail Türkiye’yi aşağı çekemiyor. Bu durum onları dengesizliğe itiyor. Suriye, Gazze ve Lübnan perspektifinden bakıldığında, İsrail’in yaydığı aşırılıkçı politikalar Türkiye ile taban tabana zıt. Bu yüzden Türkiye’yi hedef alıyorlar. Erdoğan’ın dünya düzenindeki liderliği ve Türkiye’nin etki alanı, İsrail’in yaratmaya çalıştığı illüzyonu engelliyor. İran'dan sonra İsrail düşmansız yaşayamaz. Netanyahu Türkiye'yi yeni düşman ilan etme arayışında olduğunu görüyoruz""Avrupa bu yeni savunma stratejisini tek başına mı yapacak, yoksa Türkiye ve İngiltere'yi dahil ederek mi oluşturacak? Kamuoyunda bunu henüz tartışamıyorlar. Bizim mütevazı olmayacağımız ama ön açıcı AB'ye tekliflerimiz var. Amerika'nın NATO ile olan ilişkisinde mesafe açmasının da çok önemli kademesi var. Avrupa'dan yeteneklerini çekmesi ayrı konu, NATO'da taahhütlerini devam ettirmesi ayrı konu.""Temmuz'daki Ankara zirvesine Trump Türkiye'ye gelebilir; Erdoğan'a saygısı var, bunu buradan anlıyoruz. NATO ülkelerinin bu zirveyi bir fırsata çevirmesi ve süreci bir sistematiğe bağlaması lazım. Türkiye’de yapılacak NATO zirvesİ belki NATO tarihinin en önemli ama en önemli zirvesi olacak"
EKONOMİ
Yayınlanma: 13 Nisan 2026 - 12:38
Bakan Fidan'dan Kritik Açıklama: Hürmüz'ün Kapatılması Ekonomide Büyük Yük Oluşturur
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk oldu. Fidan, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Hiçbir ülkenin geçiş için para ödememesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Bakan Fidan ayrıca, “Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının dolaylı etkisini hissediyoruz. Bu durum ekonomiye uzun vadede büyük bir yük bindirir” dedi.
EKONOMİ
13 Nisan 2026 - 12:38















































