Bir çok vatandaş ve yatırımcı TL’nin Suriye’de Ankara ve Washington arasında yaşanan gerginliğe rağmen bu denli dirençli çıkmasına şaşıyor, ya […]Bir çok vatandaş ve yatırımcı TL’nin Suriye’de Ankara ve Washington arasında yaşanan gerginliğe rağmen bu denli dirençli çıkmasına şaşıyor, ya da bunu ekonominin sağlamlığının bir işareti olarak görüyor. Her iki kanaat de yanlış. Halen dünyada “riskli varlıklar” adını verdiğimiz, S&500 hisse senetlerinden başlayıp Gelişmekte Olan Ülke (GOÜ, Piyasalar = GOP) tahvillerine uzanan geniş yelpazede yer alan mali varlıklar için inanılmaz ölçüde yüksek bir alım iştahı var. Sorulması gereken, bu iştah sürer mi? Sürmezse, TL’nin akibeti ne olur? Böyle risk iştahı görülmediMerrill Lynch’in EPFR adlı araştırma şirketinin verilerinden derlemesine göre 24 Ocak’ta biten haftada global hisse senedi fonlarına 33.5 milyar dolar taze para girerken (2013’ten bu yana zirve), GOP fonları da 8 milyar dolar cezbetti.Abartılı risk iştahının ikinci delili ise GOÜ ve kuruluşlarının dolar cinsinden tahvil ihraçlarında gözlenen patlama. Bloomberg’e göre, yılın ilk iki haftasında GOÜ toplam 65 milyar dolarla rekor miktarda borçlanma yaptı. Buna rağmen GOÜ tahvillerinin eş vadeli ABD DİBS’e nazaran dolar getirisi farkı 3 yılın dibine çöktü (spred daraldı). Bu süre zarfında bizim Hazine ve 3 kuruluş da çok başarılı tahvil ihraçları ile F/X toplayarak TL üstünde baskıyı azalttılar. Risk iştahı nerden kaynaklanıyor?Risk iştahının çok geçerli nedenleri var. Dünya ekonomisinin yüksek ve sürdürülebilir büyüme patikasına oturduğu algısı gerçek. Ayrıca, GOÜ için büyük problem teşkil edecek Çin ekonomisinde yavaşlama henüz verilerle teyit edilmedi. En son olarak enerji ve gıda fiyatlarında yükseliş de bunlara dayalı ihracat modeli benimseyen bir çok GOÜ için avantaj.Tüm bu artılara rağmen, hisse senedi ve bono-tahvilde değerlemelerin çok abartılı olduğu artık finans basınında daha fazla yer buluyor. Bu konuda çok tecrübeli bir uzman tarafından yazılmış korkutucu bir makaleyi linkte bulabilirsiniz, finansal sistemin bağışıklığını yitirdiğini öne sürüyor. Risk iştahını furyaya çeviren nedenler ise klasik zayıf-dolar düşük ABD DİBS getirisi ikilisi. ABD doları bütçe açıklarının artacağı beklentisi ve Trump’ın sevilmemesi nedeniyle tökezlerken, AMB’nın uyarılarına rağmen Euro’nun güçlenmesi de Dolar Endeksi’ndeki aşağı yönlü hareketi abartıyor. Öte yanda BoJ ve AMB’dan gelen, çok gevşek para politikasının en azından bu yıl süreceğine dair açıklamalar da ABD DİBS getirisini düşük tutarak GOÜ bono-tahvil rallisine yakıt veriyor. TL yine en zayıf para birimlerinden biriAşağıdaki grafikte Reuters’in JP Morgan’da edindiği, başlıca GOÜ F/X’in yılbaşından bu yana performansı var. TL’nin hala en geride kalan para birimleri arasında yer aldığını göreceksiniz.
Ayrıca, Türkiye ucuz ama sıcak para girişi cılız. Şekerbank Araştırma geçen haftaki yabancı hareketi için şu notu yazdı:“Böylece, Ocak ayının üçüncü haftasında yabancıların portföylerine nette toplamda 86 milyon dolar giriş olmuştur. Geçen sene aynı dönemde nette 312 milyon dolar giriş görülmüştü. Ocak ayının ilk üç haftasında nette toplamda 363 milyon dolar giriş olmuştur (Geçen sene 250 milyon dolar giriş). Geçen sene ile kıyaslandığında yabancıların sermaye piyasalarına bu sene daha fazla ilgi gösterdikleri görülmektedir”. Yabancı ilgisi geçen seneye göre artmış olabilir, ama rekorlar kıran GOÜ para girişleri çerçevesinde baktığımızda devede kulak kalıyor. Öte yanda yerleşikler Suriye riskini çok sert fiyatlıyor. Şekerbank Araştırma şöyle anlatmış:“Hatırlatmak gerekirse; 17 Kasım haftasından bu yana (son on hafta) TL’nin değerinden bağımsız olarak gerçek kişilerin DTH’larındaki artış 5 milyar dolara ulaşmıştır. Tüzel kişilerin DTH’ları ise aynı dönemde 3,6 milyar dolar artış göstermiştir. TL’deki volatil görünüm ile beraber Kasım başından bu yana yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatları 8,6 milyar dolar artmıştır. Yılbaşından bu yana görülen artış ise 2,2 milyar dolar olmuştur”. Risk iştahı sürer mi? Yılın ilk çeyreğinde risk iştahının yavaşlaması zor. Riskli varlıklarda ralliyi besleyen trendler sürecek. Ocak öncü PMI verileri AB başta belli-başlı ekonomilerin hala güçlendiğini gösterirken, petrol ve gıda fiyatlarında gevşeme olsa dahi, çok sınırlı kalacak. Fed’in ilk faiz artırımı da “deftere yazıldı” bile.Bu süre zarfında TL politik cephede oluşacak şoklara asgari tepki verecek. Ama yılın ikinci çeyreğinde risk iştahı (muhtemelen yükselen enflasyona paralel) yavaşlarken, Hakan Atilla davasının bankalara yansıması, Menbiç harekatı, belki erken seçim fısıltıları gibi politik şoklara şahit olabiliriz. Cari açık da iyice yükselmiş olacak. Eğer hükümet erken seçime hazırlanıyorsa, TCMB faizleri artırmaz, bütçe açığı da planlanın aksine yeniden tırmanışa geçer.TL’nin sıcak para desteği olmadan bu kadar baskıya dayanması çok zor. Geleneksel döngünün tersine, yaz aylarına değer yitiren TL ile girebiliriz.
Ayrıca, Türkiye ucuz ama sıcak para girişi cılız. Şekerbank Araştırma geçen haftaki yabancı hareketi için şu notu yazdı:“Böylece, Ocak ayının üçüncü haftasında yabancıların portföylerine nette toplamda 86 milyon dolar giriş olmuştur. Geçen sene aynı dönemde nette 312 milyon dolar giriş görülmüştü. Ocak ayının ilk üç haftasında nette toplamda 363 milyon dolar giriş olmuştur (Geçen sene 250 milyon dolar giriş). Geçen sene ile kıyaslandığında yabancıların sermaye piyasalarına bu sene daha fazla ilgi gösterdikleri görülmektedir”. Yabancı ilgisi geçen seneye göre artmış olabilir, ama rekorlar kıran GOÜ para girişleri çerçevesinde baktığımızda devede kulak kalıyor. Öte yanda yerleşikler Suriye riskini çok sert fiyatlıyor. Şekerbank Araştırma şöyle anlatmış:“Hatırlatmak gerekirse; 17 Kasım haftasından bu yana (son on hafta) TL’nin değerinden bağımsız olarak gerçek kişilerin DTH’larındaki artış 5 milyar dolara ulaşmıştır. Tüzel kişilerin DTH’ları ise aynı dönemde 3,6 milyar dolar artış göstermiştir. TL’deki volatil görünüm ile beraber Kasım başından bu yana yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatları 8,6 milyar dolar artmıştır. Yılbaşından bu yana görülen artış ise 2,2 milyar dolar olmuştur”. Risk iştahı sürer mi? Yılın ilk çeyreğinde risk iştahının yavaşlaması zor. Riskli varlıklarda ralliyi besleyen trendler sürecek. Ocak öncü PMI verileri AB başta belli-başlı ekonomilerin hala güçlendiğini gösterirken, petrol ve gıda fiyatlarında gevşeme olsa dahi, çok sınırlı kalacak. Fed’in ilk faiz artırımı da “deftere yazıldı” bile.Bu süre zarfında TL politik cephede oluşacak şoklara asgari tepki verecek. Ama yılın ikinci çeyreğinde risk iştahı (muhtemelen yükselen enflasyona paralel) yavaşlarken, Hakan Atilla davasının bankalara yansıması, Menbiç harekatı, belki erken seçim fısıltıları gibi politik şoklara şahit olabiliriz. Cari açık da iyice yükselmiş olacak. Eğer hükümet erken seçime hazırlanıyorsa, TCMB faizleri artırmaz, bütçe açığı da planlanın aksine yeniden tırmanışa geçer.TL’nin sıcak para desteği olmadan bu kadar baskıya dayanması çok zor. Geleneksel döngünün tersine, yaz aylarına değer yitiren TL ile girebiliriz. 















































