Pazartesi günü Resmi Gazete’de yayınlanan bir kararname ile Bakanlar Kurulu önümüzdeki 5 yıl boyunca otomatik Af ilan etti. İnanmadınız değil mi? Aşağıda ispat edeceğiz. Katılmak için tek şart, daha önce de vergi borçlusu olmak, ama düzenli beyanname vermek.Vergi ve SG prim Afları’nın bütçeye öldürücü etkisini de anlatacağız. Peki bu Af’fın amacı ne?SözcüErdoğan Süzer şunları yazdı: Borçlarını ödeyemez hale gelen esnaf, çiftçi ve şirket sahipleri, yeni af yasasıyla borçlarını 5 yıl vadeye kadar taksitle yapılandıracak. Yeni borç yapılandırmaları önümüzdeki yerel ve genel seçimler boyunca aktif olarak sürekli yapılabilecek.Yasa gereği otomatik aflardan; geçmiş 3 yıl boyunca beyannamelerini zamanında vermiş, vergi borçlarını zamanında ödemiş, aflardan yararlansa da taksitlerini aksatmamış, bugün ise çok zor duruma düşmüş esnaf, çiftçi, serbest meslek erbabı ve şirketler yararlanabilecek.Bakanlar Kurulu, yayımladığı yeni kararıyla ‘çok zor durum’ halinin tespitinde kullanılacak kriterleri de tek tek belirledi. Buna göre kasasındaki ve bankadaki toplam nakit varlığı, vadesi bir yıldan daha kısa olan borçlarının ancak yüzde 10’u ve daha azını karşılayabilen, piyasadan olan kısa vadeli alacakları da dahil banka ve kasa varlıkları bir yıldan kısa vadeli borçlarının ancak yüzde 70’i ve daha azını karşılayabilen ve kısa artı uzun vadeli tüm borçları toplam varlıklarının yine yüzde 70’i ve daha azını karşılayabilenler ‘çok zor durumda’ sayılıp devlete olan vergi, sigorta, ceza ve benzer borçları 5 yıla kadar taksitlendirilebilecek.Af’lar ahlaki riziko yaratıyor, vergi ödenmiyorBu Af’fı iyi yorumlayalım: Afet, savaş ya da mücbir sebeplerden dolayı borçlu ya da mağdur duruma düşmüş işletmelerin kurtarılmasına diyecek söz yok.Ama kendi basiretsizliği yüzünde kar edemeyen şirketlere af çıkarınca ne oluyor? Cevaplar çok acı, onların ödemediği vergiyi biz ödüyoruz:Aydınlık:Gazete Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göre 2011 yılında yüzde 76.5’e kadar gerileyen tahsilat oranı 2012’de yüzde 82.4’e çıktıktan sonra izleyen yıllarda düzenli olarak düşmeye başladı. Geçen yılın ilk 6 aylık döneminde yüzde 64.3 olan kurumlar vergisi tahsilatının tahakkuka oranı bu yılın 6 aylık döneminde yüzde 58.1’e kadar geriledi.Bu konjonktürde kurumlar vergisi oranında indirimin gündeme gelmesinin, “Zaten tahakkuk eden vergi tahsil edilemiyor, biraz indirip tahsil edilebilir hale getirelim” düşüncesinden mi kaynaklandığı sorusunu akla getiriyor. ParaAnaliz Dahilde alınan KDV’de 2017 yılı içerisinde 112,4 milyarlık bir tahakkuk olmasına rağmen tahsilat 55,5 milyar lirada kalmıştır. Dahilde alınan katma değer vergisinde tahakkuk tahsilat oranı %49,5 ile diğer dolaylı vergiler içerisinde en düşük seviyede bulunmaktadır.Açıkçası vatandaşın tüketim safhasında ödediği KDV’yi aracı olarak devlete yatırması gereken mükelleflerin bu paranın %50,5’ini yatırmadığını görmekteyiz. Bu, mal ve hizmet satan devlet ile nihai tüketici arasında köprü vazifesi gören aracı mükelleflerin vatandaştan tahsil ettikleri KDV’leri bir nevi kredi gibi işletmelerinde kullanmış olduklarını ifade etmektedir.Devletin icraatları ile vatandaşı kanunsuzluğa teşvik etmesine ahlaki riziko diyoruz. Af’lar mükellefin yükünü hafifletmek yerine vergiyi sermaye olarak kullanıp haksız rekabet yaratan istismarcı bir işinsanı zümresi yaratıyor.Tahsilat oranı düşünce de ya Hazine borçlanıp faizlerin yükselmesine neden oluyor, ya da kapınıza dayanıp icra yoluyla vergiyi zorla alıyor. Seçim mi var acep?göre Af, bu sene erken seçime gidileceğinin yeni bir işareti.“Niye erken seçim kapıda diyorum? Bir çok muhalif ve Batı’lı uzman Zeytin Dalı’nın iç tüketime yönelik bir harekat olduğunda hemfikir ve her zaman olduğu gibi yanılıyorlar. Zeytin Dalı’nı zamanlaması Türkiye’nin elinde değildi, şartlar olgunlaşınca yapıldı. AKP bu harekatı oy avcılığı için kullanıyor mu? Bittabi ki kullanıyor. Ama faydası var mı? Kendini siyaset uzmanı olarak tanıtıp kamuoyu yoklamalarını kullanmadan işkembe-i kübradan atanlara bakarsanız, ziyadesiyle var. Ama anketlerde böyle bir oy kaymasının izleri yok. Aksine, Şubat’ta ekonomik güven anketlerinde gözlenen gerileme ve doyurulamayan döviz talebinin nedeni Suriye’de kalıcı bir savaşa girdiğimiz algısının sıkıntısı olabilir.
EKONOMİ
Yayınlanma: 27 Şubat 2018 - 11:28
AF Geldi
EKONOMİ
27 Şubat 2018 - 11:28















































