İnsansız Bankadan, İnsan Avantajına
Zeynep Dereli

Zeynep Dereli

Dijital Eğitim Dijital Girişim

İnsansız Bankadan, İnsan Avantajına

17 Eylül 2018 - 20:16

 
 
İnsansız Bankadan, İnsan Avantajına
 
1991 yılından bir reklam sloganı, o yılları yaşamış okurlarımızın hatırına gelecektir. “Future 2001 Geleceğin Elektronik İnsansız Bankası” Bu reklamdaki “insansız” ifadesi ciddi bir tartışma yaratmıştı. “Kaydi” varlıklar ile çalışan bankaların, gelecekte dar bir teknokrat kadrosu dışında çok az sayıda personelle çalışacağı uz görüsü (forsight) ülkenin gündemine taşınmıştı.
 
Benzeri öngörüler çeyrek asır sonra imalat sanayisi (ve diğer birçok sektör) için gündeme oturdu. Bugün; Endüstri 4.0’ın işgücünün geleceğini ve dolayısıyla refah toplumunu nasıl etkileyeceği dünyada en çok tartışılan konuların başında geliyor. Yapay zekanın ve robotların 100 milyonlarca insanı işlerinden edeceği kaygısı “teknoloji korkusunu da” körükler bir şekilde toplumlara yayılıyor.
 
Ancak bankacılıkta son 30 yılda yaşanan değişim, durumun istihdam açısından korktuğumuz yönde gelişmeyeceğine dair ipuçları sunuyor: Bugün, 1990’ların başında finans sektörü için hayal dahi edilemeyen bir teknoloji seviyesine sahibiz. El ile tutulmayan ürünleri olan finans sektörü, dijitalleşmeye ve endüstri 4.0 çağına, imalat sanayisinden daha önce adapte oldu. Ödeme sistemlerinden, yatırım araçlarına tam olarak dijitalleşmiş bir finans sektörü içindeyiz.
 
Bununla birlikte finans sektöründeki dijitalleşme, sektördeki istihdamı azaltmadı. Tam tersine, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre 1990’larda 150 binler seviyesinde olan istihdam bugün 200 binler seviyesine ulaştı. Hatta bu istihdama dahil edilmeyen, dev bir fintech yani finans teknolojileri sektörü oluştu.
 
İstihdam azalmadığı gibi sektörün yarattığı daha iyi işler (better jobs) artış gösterdi. Bu noktada finans sektöründe istihdamın ve sektörün ihtiyaç duyduğu becerilerin nasıl değiştiğini incelememiz gerekiyor.
 
Artık şubelerde cam bir kafesin içinde oturan veznedarları veya bankalar arasında para taşıyan mutemetleri çok daha az görüyoruz. Bankacılar “soğuk, mesafeli ancak dikkatli ve güven verenlerden” değil, insan ilişkileri ve satış becerisi kuvvetli kişilerden seçiliyor. Yönetim kadroları ise “müfettişlik” nosyonuna göre değil, yaratıcılık ve iletişim becerileri ile donanmış kişilerin terfi edebildiği bir alan. Yani finans sektörü dijitalleştikçe daha az değil, ama daha farklı becerilere sahip insanlar istihdam edilir hale gelmiş.
 
Tam da bu noktada eğitimin önemi ön plana çıkıyor. Bugün nasıl bir eğitim alan ve hangi becerileri geliştiren gençler, geleceğin finans kurumlarında kendilerine uzman ve yönetici olarak yer bulabilecek?
 
Bu konuda HSBC’nin yayınladığı ve fütürist Tom Cheesewright tarafından yazılan "İnsan Üstünlüğü: İnsanın Gücü Raporu" çok önemli ipuçları veriyor. Raporda, bankacılık sektöründe altı yeni mesleğin ön plana çıkacağı öngörülüyor: Karma Gerçeklik Deneyimi Tasarımcısı, Algoritma Teknisyeni, Etkileşimli Arayüz Tasarımcısı, Evrensel Hizmet Danışmanı, Dijital Süreç Mühendisi, Ortaklık Ağ Geçit Sağlayıcısı
 
Bilimkurgu filmlerinde sıçramış gibi duran bu yeni meslekler için gerekli ortak üç beceri ise oldukça tanıdık: Merak, yaratıcılık ve iletişim becerileri
 
Finans sektöründe 30 yıldır yaşadığımız değişim tüm diğer sektörler için rehber olacak nitelikte. Robotlar ve yapay zekanın daha etkili olduğu bir gelecekte muhtemelen insan yaratıcılığı ve iletişimi çok daha değerli olacak. Endüstri 4.0’ı bir tür distopya (cehennemi gelecek) gibi gören tahminleri bir kenara bırakıp, kendimiz ve çocuklarımız için yeni becerilere dayanan bir gelecek inşaa etmeye başlamamız gerekiyor.
 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum