TURİZMDE KATMA DEĞER YARATMAK
Reklam
ZAFER CENGİZ

ZAFER CENGİZ

TÜRKİYE VE TURİZM

TURİZMDE KATMA DEĞER YARATMAK

21 Nisan 2019 - 22:09

TURİZMDE KATMA DEĞER YARATMAK
 
Son kesitte Türkiye’nin ekonomik çıkmazlarına çözüm arayışı çabaları kapsamında, turizmde geleneksel ‘üvey evlatlık muamelesi’ sürse de, IMF nezdinde sürdürülen temaslarda, döviz sağlama kabiliyeti kapsamında önlemler paketine başarıyla girmiş olan turizmde dikkat çeken ve altını mutlaka çizmemiz gereken detaylar var.

Türkiye’nin ekonomik performansı sergilenirken “potansiyel dış gelirlerde turizmin 30 milyarlık yıllık döviz girdisi” de doğal olarak listeye girmiş. Ancak bunun detayları irdelenmemiş olduğu için de, vasat bir konu olarak dikkatleri fazla çekmiyor.


Oysa Anadolu’nun müstesna potansiyelini henüz tam verimde devreye sokmadan erişilmiş olan mevcut turizm ekonomisinin “planlı bir hamleyle ne düzeylere varabileceği” halen ekonomik gündemde gereğince tartışılamamış ve idrak edilememiş bir husus olma özelliğini hala korumaktadır. Mevcut kapasitesiyle %60 yıllık dolulukta günde bir milyon turist barındıran Türk Turizminin, günde 60 Dolarlık ortalama gelirle 60 milyar dolar üzerinde yıllık gelir kabiliyeti halen zaten mevcuttur.

Fakat bunun ‘planlı gelişme ve rasyonel yönetimle artırılması için’ niyetler de son 20 yıldır 2.Hamle efsanesiyle sürekli patinaj yapmaktadır.

IMF görüşmelerindeki haber yansıması “turizm master planı yaparak döviz gelirlerini hızla artırmak” mesajı verse bile, bu niyetlerin yılan hikâyesine dönmüş olarak “2002’deki 2.Şura’da alınan ‘stratejik hamle kararı’ paralelinde devreye alınan 2007-2023 Türkiye Turizm Stratejisi mevcuttur.  Bu hamlelerin son 13 yıldır uygulanamamış olarak bugün tümüyle unutulduğu gerçeği su yüzüne çıkınca, bu niyetler de sabun köpüğü gibi sönmez mi? Öte yandan “mevcut haliyle yeni pazarlar arayışı sürdüren Türk Turizmi” çok ciddi bir şekilde verimsizlik ve belirsizlik girdapları içinde kıvranmaktadır.

EKONOMİK PERFORMANS İÇİN KATMA DEĞER GEREK

Son yıllarda ülkenin düşen makro ekonomik performansına çareler ararken hep “yüksek katma değerli teknolojik sektörler hayal ediliyor” da, elimizdeki gıda ve tekstil gibi konular paralelinde “turizmi de kolayca heba etme hatasına düşmek” Milli alın yazısı olmasa gerek. Akdeniz pazarındaki turizm rakiplerimize oranla, gelişmiş haliyle bile henüz yarısına erişemediğimiz İspanya ve İtalya karşısında, arz kapasitesi fazlası nedeniyle yeni yatırımları yasaklamayı konuşan turizm camiası acaba neden yıllardır her fırsatta düşürülen fiyatları hiç konuşmuyor? Bundan 20 yıl önceki tespitte “rakip pazarlara nispetle ‘sezonda %30 ve kışın %70 düşük’ olan Türkiye fiyatları” hala aynı düzeyde berdevam.

Sektöre ve pazara hâkim olamayınca, elden kaçan yönetim dizginleri sonucunda devreye giren fiyat ve kalite düşme sarmalı sonucunda, bugün “yeni tesislerimizde ehven fiyatla hizmet” diye pazarlanan turizmin artık ‘yetişen elemanların kaybıyla’ iflah etmez çıkmazlara düştüğünü görebiliyoruz.

Fakat “bir gayretle son 17 yıldır yakalanabilecek olan Stratejik Atılım sürecinin” neden son krizlerle birlikte hala bir türlü gündeme gelemediğinin cevabı yok! Oysa “son 11.Plan Özel İhtisas Komisyonu çalışmalarına katılarak bu durumu rakamlarla sergileyerek “13 yıldır bir türlü uygulanmayan Milli Strateji sonucunda ‘dış borçlar tutarındaki milli döviz gelirinin’ nasıl heba edilmiş olduğunu” da açıkça sergiledik ama düzeltme kararı aldıramadık?


Aslında, hep konuşulan “Türkiye turizminin müstesna potansiyelinin ekonomik boyutları” bilinen ve/veya sanılan hacimlerin 3-5 katıdır ama bu durum hala idrak edilemedi ve her fırsatta da, inatla heba edilmektedir. Bu durumun bir diğer cephesi ise “prensip olarak turizmde üretilen hizmete paralel bir gelir” elde etmek söz konusu iken, rant odaklı olarak hareket edilen yatırım zihniyetleriyle ‘hizmet ve personel unsurunun sürekli ihmal edilmesine dayalı bir gelişme sürecinde’ geriye bakıldığında, müthiş bir genel verimsizlik çıkmazlarına ‘bile bile lades hükmünde’ düşülmüş olduğu görülmektedir. Fakat bu hataların tümü hızla tamir edilerek herkesi mutlu edecek yenilikçi düzenler kolayca kurulabilir.  

Nitekim “turizm piyasasının yıllarca yolunu beklediği Turizmci Bakan” da göreve gelerek hızla oyuna katılmıştır. Fakat çok geniş bir alanda çok sektörlü bir zincirleme hizmetler organizasyonu olan turizm endüstrisinde, kendi konusu olan “pazarlama boyutunda iş tecrübesi olan bakanımızın” hızla ‘yıpranan pazarları tamir ve yeni pazarları devreye sokabilmek’ çabalarına giriştiği görülüyor.

Ancak uzun yıllar boyunca sürekli kan kaybetmiş olan turizm mekanizmasının tamir edilmeden randıman veremeyeceği, çok bariz bir gerçektir. Bu durumu gidermek üzere Milli Stratejimizin sihirli formülü olan Kamu ve Özel kesim işbirliği ise hala kısmen olarak bile devreye giremiyor. Zira Bakanlıkta turizme vakıf bürokrat kalmamış ve Sektörel STK’larda ise Stratejik Makro Bakış oluşmamıştır. Planlı hamle ile bu eksikler de kolayca aşılabilir ama “ezberler bozulamıyor ve bütünsel yaklaşımlı toparlanma atılımları” da bir türlü gerçek gündeme gelerek masaya yatırılıp el birliği ile çözümlenemiyor.


Sonuçta (25 yıl önce verdiğimiz örneği tekrarlayıp) Turizmde Vakko yaklaşımıyla katma değerli pazarlar yaratmak gerekirken kendimizi Mahmutpaşa yaklaşımına mahkûm ederek, hak edilen potansiyel verimliliğe kavuşamamak durumuna düşülmüştür. Bugün İstanbul’a bir göz atınca “5 yıl önceki fiyat düzeyinin üçte birine düşülmesine rağmen” bunu fazla dert etmeyen ve tedbir almaya gayret de göstermeyen bir piyasanın görüntüsü, her şeyi tüm çıplaklığıyla açığa çıkartmaktadır. Zaten ‘pratik bir katma değer mekanizması olan her şey dâhil’ uygulamasını bile dejenere eden bir Türk Turizmi’nin artık şapkası da düşmüş haldedir.

HERŞEY DÂHİL KONUSUNUN İÇYÜZÜ

Son yıllarda çok yaygın bir şekilde konuşulan ve Türk Turizminin suçlusu olarak ‘şeytan taşlama duvarına dönen’ HD’deki durum, tüm hikâyenin özü olan net bir örnek olayı oluşturmuştur. 1970’lerde karar verilerek devlet desteğiyle hızla gelişmeye başlayan ve Özal Teşvikleriyle ‘altına hücum hengâmesi içinde planlı gelişme disiplinini kaybeden turizmde, 1990’larda kaliteli tesislerin uyguladığı “zengin tam pansiyon hizmetleri” aşırı düşen fiyatların dengelenmesi için ‘akıllıca devreye sokulan HD sayesinde’ kendini hemen toparladı.

Zira kaliteli tesislerin kendine uygun yeni bir konsept ve fiyat kategorisine ihtiyacı oluşmuştu.

Fakat “belgeli tesislerin hizmet sınıflarını düzenleyen vasıflar yönetmeliğinde” hemen yer alamayan bu yeni konu, piyasada hızla istismar edilerek adeta suyu çıkartıldı ve arap saçına dönüştürüldü. Fiyat ve hizmet dengelerinin belirsizliği içinde “turiste psikolojik olarak cazip gelen HD uygulaması” konuya uygun tesislerin çok ötelerine taşarak ‘pansiyon veya vasıfsız tesislere de yaygınlaşıp kontrolden çıkınca, bu defa kaliteli tesisler ağırlıklarını koymak üzere ‘zenginleştirilmiş HD çeşitleri yarışına girip’ kendilerini ispat etmeye çalıştılar. Sonuçta piyasada ortaya çıkan ucubeye herkes hayret etti, fakat bu kadar basit ve teknik bir uygulamada hem suçlu hem de çözüm bulunamadı elbette.

Bugün “turizmde aktif hizmet yürüten turizmcilerin bile inanamadığı” 30 Milyar dolarlık turizm gelirinin ardında, ArGe yoksunu bir uygulama neticesinde idrak edilememiş olan “düzensiz ve plansız erişilen büyük ülke kapasitesi” yatmaktadır. Altyapı ve Üstyapı imkânlarının gelişmesiyle “turist bolluğu dönemlerinde bol döviz rekoltesi yaşayan piyasa” her fırsatta çeşitli boyutlarda krizler yaşayarak, uzun vadede kıvranan ve önünü göremeyen bir endüstriye dönüşmüş haldedir. Fakat ‘sulamalı ve makineli planlı tarım yapmak gibi’ bir düzene, tarımdan bile çok kolay intibak edebilecek olan turizmin “petrol ülkesi gibi döviz basması” her zaman mümkündür. Yıllar boyunca bunu anlatmaya çalışarak ‘suçluyu da bulduk ve afişe de ettik’ ama ne fayda? BKZ: http://bit.ly/2Cxwf69

Konuyu toparlarsak “çarpık gelişen turizmdeki ezberlerin bozulması ve rasyonel bir toparlanma atılımıyla ekonominin Lokman Hekim Reçetesi olan Turizmde” çok hızlı ve randımanlı bir performansa erişip “mumla aranan katma değer yaratan teknolojik endüstri kavramını” rahatça ikame edebilecek olan turizmin müzmin sorunlarının, artık bilinçli ve tutarlı bir şekilde hızla çözülmesine ihtiyaç vardır.

Bu süreçte uzun yıllar boyunca ezber bozamayan eski nesillerin yerine geçecek ‘genç turizmcilere büyük görevler düşüyor’ ve önceki yıl kendilerine ümitle verilen mesajlarda yerine oturamadı. BKZ: http://bit.ly/2C1xUjr Zira 3.Şura kapsamında çözülebilme ümitleri taşıdığımız hamlemiz “saraya alınan sünnet düğününde göbeği kesilen yeni dönemde” anlatmaya çalıştığımız 2.Hamle sürecinin görmezden gelinip içi boş bir 3.Hamle ilan edilmesiyle, yine belirsizliğe düşerek sekteye uğramış haldedir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum