EKONOMİNİN LOKMAN HEKİM İLACI TURİZM UNUTULDU
Reklam
ZAFER CENGİZ

ZAFER CENGİZ

TÜRKİYE VE TURİZM

EKONOMİNİN LOKMAN HEKİM İLACI TURİZM UNUTULDU

04 Nisan 2019 - 22:17

EKONOMİNİN LOKMAN HEKİM İLACI TURİZM UNUTULDU 
 
Ekonomik krizin çok kararlı ve azimli bir şekilde tırmanmasına karşın, “gözüken köye yapılan kılavuzluk hizmetlerine” de hiç yüz verilmeden yola devam ediliyor.

Söz konusu sürecin de, bir fikir ve yöntem ayrılığı veya tartışmasından olmasından çok “hiçbir yapıcı tartışmaya meydan vermeksizin uyarılara kulak asmamak ve olayları yönetmek yerine sürekli piyasayı lafla idare etmek” ve balık hafızalarla yakın tarihten dahi dersler alamamak odaklı olduğuna da, ayrıca dikkatlerin çekilmesi gerek. Aslında, Ekonomi’nin çok ciddi bir ‘sosyal bilimler alanı olmasına ve hiçbir uzmanın mevcut yöntemleri desteklememesine rağmen” sürdürülen yöntemin adı da, ancak “bile bile lades stratejisi” olabilir herhalde?


Son 20 yıldır “turizmin yenilikçi yaklaşımlarla planlı bir şekilde desteklenmesi için derin dalış yaptığım” Makro Turizm deryasında, çok önemli ve etkili dersler almış olarak “hayati tespitlerimi aktaracak bir merci bulamamaktan muzdarip haldeyim. Uzun yıllar “turizm camiasını aydınlatmak çabaları sürdürme çabalarında” 60 Sektörü kucaklayan özgün bir Endüstri olan turizmi “basit bir sektör olarak ele alan milli turizm camiamızın” öne çıkan 10 adet sektörünün, münferiden sadece kendi parkurlarında at oynattıkları bu alanda, konuya bütünüyle sahip çıkabilecek bir yetkili merci bile bulamadık.

Çağdaş bir yaklaşımla, konuya Kamu ve Özel kesim işbirliği prensibiyle yaklaşarak “2002 yılında yapılan 2. Turizm Şurasında verilmiş olan karar paralelinde 2007’de resmen devreye sokulan 2023 Turizm Stratejisi de “17 yıllık bir Makro Planlama yaklaşımı” olmasına karşın, son 12 yıldır uygulanamamıştır. Böylece Kamu tarafı üzerine düşeni yaparak ‘planlı turizm gelişim zeminini’ oluşturmuş, fakat Özel kesim yıllardır inatla bu atılımı sürekli olarak görmezden gelmiştir. Bugün ise “çok ciddi yapısal sorunlarla birlikte büyüyen ve verimsiz bir turizm mekanizması ile yaşamaya çabalayan köhne bir Sektörümüz var.

TURİZMDE DURUM ve ÖZET YORUM

Konuya giriş olarak çizilen çerçeveyi her yönden genişletmek mümkün olsa da, Ulusal Ekonomi odaklı yazımızı dağıtmamak için, kestirmeden yola devam ediyoruz. 1970’lerde DPT liderliğinde “bilinçli bir tercih yapılarak Devlet’in çok istekli oluruyla fiilen başlatılan Türk Turizmi” için önce ‘kapasite oluşumu’ olarak ifade edilen Altyapı ve üstyapı yatırımlarının oluşturulmasını sağlamak üzere yıllarca epey uğraşıldı. Meşhur Özal Teşvikleriyle yaratılan ‘altına hücum ortamında, tüm uygun müteşebbisler sihirli değnekle turizmciye dönüştürülerek’ hızla kendine özgü bir model yaratan Türk Turizmi, 1990’larda hemen Dünya Turizm Piyasasına çıktı ve müstesna Anadolu’nun özgün değerleri sayesinde de çok yoğun ilgi topladı.
Fakat 2000’lere gelindiğinde “hızlı gelişmeye bağlı olarak ortaya çıkan sorunların masaya yatırıldığı 2.Şura’da “Özal’ın 1.Hamlesi ile turizmin çarkları dönse de ‘plansız gelişmenin sorunlarını acilen yoluna koyabilmek için yeni bir Stratejik 2.Hamle yapmamız gerekiyor” kararı verildi. İşte bu şekilde Bakanlık bünyesinde ciddi çalışmalarla yapılan 2023-TTS de, Yüksek Planlama Kurulu’nun imzasıyla ve bayram havasında Mart 2007’de Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Fakat ilk 7 yılı kapsayan 1.Eylem Planı sadece yüzde 12 performans verebildi ve sonrasında bir daha 2.Plan da yapılamadı. Turizmi bilmeden Bakanlık görevine gelip ahkâm kesenlere kızarak, yıllardır ‘turizmci bakan isteyen’ şampiyonlar, sonunda bu isteklerine de kavuştular ama pek fazla bir şey de değişemedi.

Zira ‘turizm piyasasında herkes işini çok sever ve zevkle çalışırken de çokça konuşulur’ ama aslında uzun bir hizmet zincirinin halkaları konumunda olan sektörlerin aralarındaki ‘ince ve hassas ticari rekabet detayları nedeniyle’ barış içinde kardeşçe çalışmaları pek mümkün olamaz. Ciddi çıkar çatışmaları ve geçmiş kuyruk acılarının olduğu bir camiada ‘eski köye yeni adetler getiremeden hiç de sürdürülemeyen turizmde’ herkes her zaman ‘tilkilerin kuyruklarının verdiği gerginlikle’ sürekli asabidir. Fakat bazı yıllar “mevsimlik koşullar yerine oturduğunda bolca kazanılan dövizlerin Devlet kasasını bile doldurması karşısında” cümleten milli bayramlar yapılır elbette. Turizmin “gelen misafirlere yerinde ihracat özelliği” her zaman herkesi ‘şapkadan tavşan çıkmış gibi’ hayran bırakır ve tüm dünyada böyledir.

Konuyu toparlarsak; Türk Turizmi bugün dünya çapında önde gelen “çekici ve yüksek kapasiteye sahip bir bacasız endüstri” konumuna erişmiş ve bunu da sürekli tescillemiş olan bir yapıdadır. Ancak “plansız gelişmenin beraberinde getirdiği sorunlar paralelinde” hak ettiği veya beklenen randımanı veremiyor ve ‘stratejik tedbirler alınamadığı için’ önünü de hiç göremiyor. Bu durumda “bu kadar kusur kadı kızında da olur” zihniyetiyle, mevcut koşullarda ‘adeta bataklıkta çırpınarak ve çeşitli cambazlıklarla sürdürülmeye çalışılan turizm oyunu’ da, artık çok riskli aşamalara erişmiş durumda. Çünkü ‘henüz on yıl önce komşularla sıfır sorun bekleyerek’ barış ve huzur ortamı konusunda umutlanan turizmcilerin, bugünlerde ise ‘yarın nasıl bir kriz çıkabilir?’ diye sürekli ve ömür boyu uykuları kaçmaktadır.

Öte yandan, sadece tek bir kelimeyle huzursuz olup 3-5 Milyar Dolarlık turistin gelmekten vazgeçmesi gibi pamuk ipliğine bağlı ilişkiler, turizm hareketlerinin artık kur ve borsa gibi ‘ne çıkarsa bahtına haline dönüştüğünü’ de idrak etmemiz gerekiyor. Turizmci ise ‘bunları fiilen yaşar ve sonuçlarına da zorunlu katlanır’ fakat ne kimseye dert yanabilir, ne de gerekli önlemleri garantili olarak alabilir. Ayrıca da her bir turizmci sadece kendi dar alanında oynadığı için” doğal olarak herkes kendi bacağından asılır ve ‘hem diğer sektörlerde, hem de diğer yörelerdeki sorunları sadece izleyerek’ cümleten müdahil olabilecek bir bakış açısı da yoktur. Zaten bu nedenle de ‘stratejik Kamu-Özel işbirliği kavramı’ çok yadırganır! Oysa “turizmin ekonominin lokman hekim reçetesi olduğu” idrak edilerek gelişen bilinçli bir turizm olsaydı, başından itibaren her şeyin yerli yerine oturtularak “sağlam adımlarla sağlıklı gelişim” rahatça mümkün olabilirdi.

Turizm gerçekte ‘mükemmel bir paylaşım ekonomisi’ özellikleri taşısa bile, çarpık gelişen turizmde anonim bakış açısı zayıf kalmış olduğundan, bunun düzeltilmesi de ‘yıllardır ihtiyaç duyulan yapısal tedbirlerle yerine oturacak bir unsur olarak’ sabırla bekliyor. Ayrıca, turizmin hiçbir merci tarafından “makro ekonomik bir bütün olarak ele alınmaması” sonucunda, milli gelir olarak sadece “döviz girişlerinin” takip edilmesi ötesinde gerçek boyutları da pek bilinemiyor. Aslında ‘bugün 30 Milyar Dolarlık yıllık döviz geliri düzeyine ulaşan Türk Turizmi’nin gerçek boyutlarının 100 Milyar Dolarlık milli ekonomik düzeye ulaşmış olarak, milli gelirin %15’ini oluşturduğu ve kolayca dörtte birine ulaşabileceği de, turizmciler tarafından bile “bütünsel idrak eksikliğine paralel olarak” hiç bilinmiyor.

ÖNEMLİ BOYUTLAR ve RAKAMSAL TESPİTLER

Son kesitte 2005 yılında çalışılarak 2007’de yürürlüğe girmiş olan 2023 Stratejisi’nin 2013 hedefi ‘yıllık 50 Milyar Döviz girişiydi ve 2023’te de 86 Milyar’ hedeflenmişti ve ‘sağlık turizmi gibi yenilikçi alt sektörlerle’ de, bunun rahatça 100 Milyara çıkması mümkündü. Bu rakamlar ise İspanya ve İtalya gibi büyük rakiplerin yarısı düzeyinde kalıyor ve Anadolu’nun tam kapasiteyle devreye alınmasıyla, bu seviyelere çıkılabilecek bir potansiyel de ayrıca mevcuttur. Son üç adet Beş yıllık Kalkınma Planını kapsayan 2004-2018 yılları dış turizm döviz geliri gerçekleşmesi 385 Milyar Dolar olmuştur ve “uygulanmayan stratejik plan devreye girebilseydi” en az 350 Milyar daha fazla giriş olabileceği analiz edilebilmektedir.
Fakat turizmin ihracat kalemi cinsinden “fiilen giren dövizler” altın yumurtlayan kaz çiftliğinden gelen hediyeler gibi karşılanarak, hiç arkası düşünülmeden ve merak dahi edilmeden milli ekonomiye yazılarak tüketilen uzun yıllar boyunca da, neler kaybedildiğinin farkına varamadık ve şimdi de “aynı durumun geleceğini merak” bile edemiyoruz. Oysa Sanayi Bakanlığı’nda “henüz birkaç yıl önce milli ekonomiye gerekli olan teknolojik sektörler konuşulurken” kullanılan kelimelerde, pratik olarak turizmin tarif edildiğinin farkında bile değildik. Turizm kadar kolayca organize edilerek, çok yaygın istihdam paralelinde ‘çok verimli ve yüksek düzeyde döviz sağlayabilecek başka alternatif’ bulunabilir mi? Aslında “son kesitte misafir edilen milyonlarca muhacirin bile” gerçekte kavramsal turist olduğunun da, halen idrakinde bile değiliz. Küresel konjonktürde, muhaceret hareketlerinin daha da artacağı mutlaka gözetilmelidir.

Ayrıca, 1970’li yıllarda gelişmeye başlayan turizm ile birlikte yetişmiş olan Turizm Bakanlığı Bürokratları ‘son 15 yıldır emekli oldukça yerine yenileri yetişmemiş’ ve Kültür ile birleşen Bakanlık kadrolarının “turizme yetersiz kalmaya başladığı” her vesileyle sürekli hissedilmektedir. Nitekim, yeni Turizmci Bakanımıza “Bakanlık bünyesinde yapılmış olan turizm stratejisinin teknik inceliklerini anlatarak, hızla revize edilmesini sağlayabilecek uzman dahi kalmadığı” ve son beş yılı kalan Milli Stratejimizin hızla güncellenerek kullanılabilmesinin de ‘pek mümkün olamayacağı’ açıkça görülmektedir. Öte yandan “turizmde çok zayıf olan ArGe kabiliyeti neticesinde” ulusal konaklama yatak kapasitemizin yüzde 40’ının varlığının dahi bilinemediği ve elimizde kaç adet kaz bulunduğunu, bunların nerede ne katma değerler ürettiğini hiç takip edemediğimiz anlaşılmaktadır. Bu durumda ise “gerçek gücüyle tüm ülkeyi kolayca ihya edebilecek olan turizmin” bilinçsiz olarak dışlanan ve yarı kapasitede faaliyetlerle bile olsa harikalar yaratan bir ‘gariban üvey evlat’ olduğunu da düşünebiliriz.

Sonuç olarak “turizm ekonomisinin gerçeklerini bilmek ve yenilikçi çağdaş yöntemlerle yönetebilmek” için, ekonomistlerin destek boşluğunu suçlamak pek mümkün değil. Zira ‘küresel standartlarda kurulu olan milli gelir muhasebesindeki’ ölçüm kuralları başından beri böyle ve ‘turizmin bütünsel olarak takip edilebilmesi için apayrı gayretlere ihtiyaç var. Hatta “Türk Turizminin teknik ve ekonomik ölçümleme verilerini tespit edebilmek üzere yabancı uzmanlarla birlikte yürütülebilecek bir araştırma projesi çerçevesi taslağımız da, on yıldır arşivimizdedir. Ancak, ülkenin içine düştüğü sosyo-ekonomik darboğazlardan çıkış için çok verimli ve etkili bir silahımız olan Seyahat ve Turizm Endüstrisi’nin acilen ‘karma uzmanlar ekibi halinde masaya yatırılarak ‘bilinçli, etkili ve kararlı bir şekilde” elden ve gözden geçirilerek devreye sokulması hususunda, herhangi bir engel olduğunu da hiç sanmıyoruz.
Fakat bu hayati önem taşıyan konularda, istişari çalışmalar için yeşil ışık yakacak olan merci kimdir?
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum