Geçtiğimiz hafta riskli varlıklara yöneliş ve iyimserliğin faiz indirimleri konusunda artması piyasalarda bahar coşkusu yaşanmasına neden oldu.
Veri akışının yoğun olduğu ve volatilitenin arttığı haftada, MSCI dünya endeksinde tüm zamanların rekoru kırıldı. Haftaya sakin başlayan piyasalar salı günü Amerika'da açıklanan ÜFE verisi sonrası tedirginliğini arttırmıştı.
Hafta boyunca Fed üyelerinin temkinli yaklaşımları ve Başkan Powell'ın enflasyon rakamlarını ilk çeyrek itibariyle hayal kırıklığı olarak nitelendirmesi, Fed'in yapışkan enflasyon ile mücadelesinde para politikasında sıkı duruşun korunabileceği izlenimini yarattı. Fakat boğa dönemini geçiren küresel piyasalarda bu açıklamalar sadece düzeltme görevi görmüş gibi duruyor.
ABD Çalışma Bakanlığı’nın çarşamba günü açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri sonrası ise değerli metaller ve borsalar ralli yaptı. Aylık olarak %0,4 artış beklenen TÜFE'nin %0,3 gelmesi, iki aydır katılaşan enflasyonun yönünü tekrar aşağı çevirdiğini gösterdi. Bu gelişmeyle birlikte ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde düşüşler %2’yi aştı. Sene sonuna doğru 2 faiz indirimi senaryosunun masaya güçlü şekilde gelmesi ve faiz artırım iddialarının ortadan kalkması hükümet tarafını da rahatlatmış gibi gözüküyor.
Biden, Kasım başında yapılacak seçimler öncesinde büyüme ve istihdam rakamlarında herhangi bir bozulma istemiyor.
Fed'in enflasyondaki dinamikleri anlamak için kullandığı en önemli indikatör olan çekirdek kişisel tüketim giderleri verisi ay sonunda açıklanacak. Bu veri hazirandaki Fed toplantısı metninin ana hatlarını oluşturabilir.
Avrupa Bölgesi'nde ise dinamikler çok farklı diyebiliriz. Ekonomik aktivitenin ABD'ye göre daha zayıf seyrettiği bölgede Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimlerinin haziran ayında gerçekleşmesine neredeyse kesin gözü ile bakılıyor. Hafta kapanışında açıklanan Avrupa Bölgesi enflasyon verileri ise beklentilere paralel yıllık %2,4 şeklinde gerçekleşti. Avrupa Bölgesi için en merak edilen konu ise hazirandan sonra faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği.
ECB başkanları ise hafta boyunca açıklamalarında bu konuda temkini elden bırakmadı. Piyasanın bu yıl sonuna kadar 25’er puandan 3 tane faiz indirimi fiyatlamasına karşın, üyelerin açıklamaları hazirandan sonrası için belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
Global anlamda risk iştahının zirve seviyelere ulaştığı geçen hafta değerli metaller içinde oldukça pozitifti. Cuma kapanışı itibariyle periyodik cetveldeki hemen hemen tüm enstrümanlar satın alındı. Ons altın nisan başından itibaren gerçekleştirdiği düzeltmeyi tamamlayıp tüm zamanların en yüksek seviyesinde haftalık kapanışını gerçekleştirdi. Mayıs başında 2280 dolar seviyesine kadar geri çekilen ons altın, ABD enflasyon ve perakende satış verilerinden sonra güçlenerek kendini 2400 doların üzerine atmayı başardı.
Fakat değerli metaller adına haftanın en önemli olayı hiç şüphesiz ki gümüşte gerçekleşti. Altının gölgesinden kurtulan gümüş Ağustos 2020’den bu yana gerçekleştirdiği 4 senelik yatay hareketini sonlandırmış oldu. Böylece son 11 yılın en yüksek seviyesi olan 31 doların üzerinde kapanış gerçekleştirdi. Jeopolitik belirsizlikler, gelişmekte olan ülkelerin talepleri ve yılın ikinci yarısında ekonomik canlanmanın başlayabileceği senaryolarının tümünün değerli metaller üzerinde olumlu bir katalizör görevi görmesi muhtemel.
Yurtiçinde piyasaların odak noktasında ise iki gelişme öne çıktı. Hafta başında açıklanan tasarruf paketi ve yabancıların Türk Lirası varlıklara olan ilgisi.
Para politikasında başlayan sıkılaşma süreci bir diğer bacak olan maliye politikasında da uygulanmaya başladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan kamuda tasarruf paketi, enerji tasarrufundan, bakanlıkların kullandığı araçlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Cumhurbaşkanı ise hafta içi yaptığı açıklamada bu sürecin sadece 3 yıl süre ile görülmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Kamuda uygulanan bu tasarruf tedbirlerinin bütçe üzerinde ne kadar pozitif etki yaratacağını takip edeceğiz. Finansal piyasaların takip ettiği bir diğer husus ise geçtiğimiz perşembe günü açıklanan menkul kıymet istatistikleriydi. Yabancı yatırımcılar bir haftada tahvil tarafına 2,8 milyar dolarlık giriş gerçekleştirdi.
Son hafta hariç toplamda yılbaşından bu yana 1,6 milyar dolar tahvil alan yabacılar, sadece son hafta 2,8 milyar dolar alarak rekor giriş gerçekleştirmiş oldu. Hisse senetlerinde de 85 milyon dolar giriş gerçekleştirerek alım serisini üst üste 2 haftaya çıkarmış oldu.
Yabancıların ilgisi hisse senetlerine devam ederken, Borsa İstanbul’da rekorlar kırılmaya devam ediyor. Sene başından bu yana dolar bazında %50 ralli yapan bankacılık endeksinde alımlar tüm hızıyla devam ediyor. Son günlerde gelen kar satışlarının ardından cuma günü bankacılık sektöründeki yükselişlere ulaştırma, perakende ve sanayi şirketleri de eklenince %3’ün üzerinde prim yapan borsada yeni rekorlar kaçınılmaz oldu.
Bundan sonraki süreçte yaz aylarında rezervlerdeki iyileşme sürecinin devam etmesi, Londra swap piyasasının açılması ve gri listeden çıkmamız ile özellikle likiditesi yüksek hisse senetlerinde alımların devamını bekleyebiliriz.
Yorumlar
Kalan Karakter: