Özgüven Duygusu ; Neden Özgüven Eksikliği Yaşarız?
Yeşim Buyurgan /Kişisel Gelişim Uzmanı

Yeşim Buyurgan /Kişisel Gelişim Uzmanı

Kişisel Gelişim

Özgüven Duygusu ; Neden Özgüven Eksikliği Yaşarız?

14 Ekim 2018 - 20:08

 
Özgüven Duygusu ; Neden Özgüven Eksikliği Yaşarız?

Hayat yaptıklarımız ve yapamadıklarımız ile şekillenen bir süreç... Bu süreçte yaşadığımız doğrular, yanlışlar, acılar, tatlılar, karşılaştığımız insanlar bize bizi aynalar her zaman... Yaşadığımız her olayda bizden bir parça vardır aslında... Kimi zaman kendimizle bir olurken, kimi zaman kendimizden vazgeçtiğimiz anlar çoktur. Kimi zaman hayallerimizi, yapmak istediklerimizi kendimize koyduğumuz sınırlar yüzünden erteleriz. Bu sınırlar arasında kendimize duyamadığımız özgüven durumu da hakimdir.
Özgüven, hem iş yaşamında hem sosyal yaşamda duygusal bir gereklilik... . Bir insanın başarılı olmasını, sevgili ya da eşi ile mutlu bir ilişki ve doyumlu bir hayat yaşamasını, kendisiyle barışık olmasını, sosyal hayatındaki etkinliğini etkileyen faktörlerden biri de özgüven sahibi olması… Neden derseniz, kendinin farkında olan insanlar hem kendilerini hem de etrafındakileri mutlu edecek bir kimlik yaratabilmek konusunda daha başarılı. 
İş yaşamında yaşadığı pasifliğin yanı sıra özgüveni düşük kişiler ikili ilişkilerinde de hayal kırıklığı yaşamaya daha yatkın.  Çünkü kadınlar özgüveni düşük erkeklerden yanında güven duyamadığı, stres yaşadığı için zamanla sıkılmaya başlıyor. Erkekler ise muhtaç enerjisi yayan ve kendi ile barışık olmayan kadınları pek de cazip bulmuyor.

Özgüven ile doğulur mu, öz güven sonradan kazanılabilir mi?
Özgüven çocukluk döneminde kodlanan birçok kod ile şekillenmeye başlıyor aslında... Anne, baba, öğretmen, rol model olan herkesin çocuğa kodladığı düşünceler, duygular ile... Bilinçaltı o dönemde her ne varsa almaya hazır...  Büyünülen ortam, aile, çevre kişinin gelecekteki hayatında aslında çok büyük bir role sahip... Hatırlayın bir şeyi kırdığınızda, yemeği üstünüze döktüğünüzde, ödevinizi yanlış yaptığınızda size nasıl tepkiler verildi? Olumlu mu, olumsuz mu? Yapıcı mı, yıkıcı mı?
Özgüven eksikliğinin temeli çocukluğa kadar dayanıyor. Çocuğun yaptığı ya da yapamadığı durumlardan duyduğu utanç, korkular;  etrafına kendini kabullendirememe korkusu, başarısızlık korkusu, onaylanmama korkusu, beğenilmeme korkusu, red edilme; bunların hepsi aslında öz güveni zamanla şekillendiriyor. Onore edilen, yaptığı hata ne olursa olsun ona olumlu yaklaşımlarla, yanlışın sevgiyle öğretildiği şekilde ve  şefkatle yaklaşılan çocuk ileriki yaşlarda öz güven sorunu yaşamayabilir.
Buna karşılık insan kendi ayakları üstüne durmaya başladığında, geçmişte ne kodlanmış olursa olsun; isterse ve farkına varırsa o döngüyü değiştirebilme gücüne de sahip...  Kısaca farkındalıkla ve değişime inanmak, emek vermekle başlıyor her şey...
Özgüven sahibi olmak kendi olumlu yanlarının farkında olmak kadar, başkalarını da yargılamadan kabul edebilme becerisine sahip olabilmeyi de içermekte. Özgüveni düşük insanların iç sesleri çok daha acımasızdır, olumsuz etkileri çok daha fazladır ve maalesef o iç sesleri çok fazla konuşur. Kişi iç ses etkisinde fazla kalıyorsa, mutsuz olacağı durumları yaşaması da muhtemel.
Birçok insanın farkında olduğu ya da olmadığı özgüvensizlik duygusu onun hayatını sabote eden etkenlerden biri olabiliyor.

Özgüven eksikliğinin belirtileri neler?

1.    Değersizim, yetersizim, kötüyüm, iyi değilim duygusu:
Özgüven eksikliği yaşayan kişi kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirir. Bu eleştirilerini çevreye de yansıttığında bulunduğu çevreye uymakta zorluk çeker ve bu durum arttıkça daha çok sıkıntı yaşamaya başlar. Arkadaş edinemez, çoğunlukla yalnızdır. Sevilmediğini düşünür. Aslında bir nevi kendi ile barışık da değildir. Diğer insanların düşüncelerine göre hareket edebilir. Aşırı özür dileyici bir yapıya sahiptir. Duygusal olarak içe kapanma eğilimi gösterir. Değersizlik korkusu içinde olan erkekler kendileri hakkında iyi şeyler duymak için can atarlar. Belki de sürekli iltifat edilmesinden, övülmekten hoşlanmalarının altında yatan sebeplerden birisi de bu olabilir.

2.    Başarısızlık korkusu:
Özgüveni düşük erkekler ve kadınlar başarısızlık yaşadığında çok daha fazla hayal kırıklığı yaşar ve bu konu üzerinde diğer erkeklere göre çok daha fazla durması mümkündür. Yaşadığı bir başarısızlık bile onun yeniden adım atabilmesinde ciddi bir engel oluşturur. Varsa başarısızık korkusu daha da tetiklenir. Özgüvensizlik kişinin yaşamında ilerleyebilmesi açısından engeller oluşturmakta. Çünkü kişi, özgüvensizliğinin etkisi ile başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü çok önemsediğinden dolayı,sürekli hata yapma korkusu içinde oluyor.

3.    Reddedilme korkusu:
Özgüveni düşük insanlar, diğer insanlarla birlikteyken bulunduğu ortamlarda susmayı ya da az konuşmayı tercih ederler çünkü konuştuklarında aptalca konuşmaktan ya da sıkıcı olduklarının düşünülmesinden çekinirler. Reddedilme korkusu nedeniyle erkekler, özellikle kadınlara karşı çekingen olurlar, onlara yaklaşmak konusunda endişeli ve ürkek davranırlar. Bu durumun  karşı cinse karşı tepkilerinde kadınlarda da görülmesi muhtemel… Beğenilmeme endişesinin baskın olması durumu...

4.    Sürekli suçluluk hissetmek ya da etrafı suçlama eğilimi:
Bazı insanlar başarısızlıklarının ya da yetersizliklerinin sorumluluğundan ve acısından kurtulmak için kendi güçsüzlüklerini, başarısızlıklarını diğer insanlara yüklemeye çalışırlar. Kendi hatalarındaki aylarını görmek yerine kendi hataları için hep başkalarını suçlarlar. Kendi hissettikleri suçluluğu kapatabilmek için sürekli etrafındakilerin suçlu, kusurlu yönlerini arayıp bulmaya çalışır ve ağır eleştirilerde bulunmaktan sakınmazlar.

5.    Olumsuz düşünmeye daha yatkın olmak:
Kişi olumsuz düşünmeye daha eğilimli olduğunda yaşadıklarının sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirir. Karamsarlık ve negatif düşünme alışkanlığı kişinin özgüvenini zamanla zedeler. Olumsuz ruh halinde olan kişi, bulunduğu durum hakkında mantıklı olarak düşünmek yerine sadece olumsuz kısmına odaklanır ve kendisini hatta çevresini olumsuz düşünceleri ve sözleriyle yiyip bitirir.

6.    Eleştiriler karşısında aşırı alıngan olmak:
Özgüveni düşük insanlar eleştiriye karşı aşırı duyarlıdır ve eleştirildiğinde öfkeli tavırlar, ters davranışlar, sözlerle ani tepki verebilir. Bu durum kendini yetersiz ve eksik hissediyor olmasından kaynaklanır. Tabi ki, tadında yapılmayan, tarzı hoş olmayan eleştiriyi kimse sevmez.  Buna karşılık özgüven problemi yaşayan insanlar eleştirildiğinde çok daha fazla etkilenebilir ve alınganlık gösterebilir. 
Her insanın kişilik yapısı, hayata bakış açısı, yaşam felsefesi mutlaka ki farklılık gösterir. Buna karşılık benim kişiliğim bu diyerek bazı durumların arkasına saklanmak da kişinin hayat akışında tıkanmalara sebep olabilir. Hayat çarkında yürümeyen durumlardan memnuniyetsizlik duyulmaya başlandığında belki de dönüp bakılması gereken yer kişinin kendisi... Çünkü ne yaparsa insan önce kendine yapıyor. Belki de kendi korkuları ile yüzleşmek, kendi daha iyi tanımak, ne istediğini (ne istemediğini değil) netleştirebilmek, hayallerini ertelemek yerine tüm ön yargılara rağmen adım atarak başarılı oldukça bunun tadına varmak kişinin özgüvensizlik duygusunu bırakabilmesinde önemli etkenler olacaktır.
Bir sonraki yazıda yeniden buluşmak dileğiyle hepimize keyifli günler olsun.

 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum